DİN KÜLTÜRÜ VE İSYAN AHLAKI

İnsanın temel başarısı nedir?Onu diğer varlıklardan ayıran,hayatındaki gelmiş ve gelecek tüm meselelerini çözebilecek güçte bir başarı ne olabilir?Bu soruyu Nureddin Topçu’nun kendisine sorabilme şansım olsaydı eğer mutmain olmamı sağlayacak şu cevabı verirdi:maddeden sıyrılarak manaya yükselmesi…Eminim ki çoğunuz da bu cevabı tatminkar bulursunuz zira bu başarı – manaya yükselebilmemiz- her iki cihanda bizi kurtarabilecek yegane başarıdır.
Bir soru daha:Peygamberlerin ortak özelliği nedir? Bu sorunun ilk soruya göre çok seçenekli bir cevabı var birçok şık sıralayabilir ve en sonunda “hepsi” şıkkını işaretleyebiliriz ama ben konumuz açısından doğru olabilecek şıkkı işaretlemek istiyorum: İsyan…Yakıştıramadınız ilk bakışta değil mi?Lakin konuya giriş mahiyetindeki bir önceki hasbihalimizi gözününde bulun
durursak çok da güzel yakışır; film şeridi gibi gözünüzün önünden geçirin peygamberlerin hayatını göreceksiniz her biri (Hz.Adem müstesna) içinde bulundukları toplumda anarşist ve isyankar ilan edilmiştir,düzeni tehdit eden bir unsur olarak görülmüştür.Bu özellik bilhassa son peygamber Hz.Muhammed(sav) de göze çarpar.O isyanı ile,mevcut şartları reddetmesi,yanlışları haykırması ile o kadar tehlikeli görülmüştür ki düzenin muhafızları bu gür ve güçlü sadayı susturabilmek için önce servetler,makamlar vaad etmiş olmadı ambargo,şiddet ve hatta katli denemiş,sa
vaşmış ancak bu dirayetli isyan karşısında anlaşmadan başka çaresi kalmayınca bir nevi yenilgiyi kabul etmiştir…Belki de bu yüzden Nureddin Topçu “bizim Allah’ımız
isyanın Allah’ıdır” demiştir.
Nureddin Topçu dini toplumda kaim kılmaya çalışmış onu her düşüncesinin temeline yerleştirmiştir.Pozitif ilimle
rin gelişmesi sonucu ‘öncekilerin masalları’ mesabesine düşen dini dinamik bir güç haline getirip dogmatizmden uzak tutmak onun din görüşünün temelini oluşturur.
İmanı zedelemeden sorgulamaya zemin hazırlayan tasavvufu bu anlamda dinin koruyucusu ilan eder.İman –akıl münasebetinde ise imana yer açmak için aklı reddetmediği gibi salt aklın da iman için yeterli olmayacağını kabul eder.”Akıl belki bir merdivendir,akılsızlıkla Allah’a varılamaz.Ancak akıl merdiveninin bütün basamakları aşıldıktan sonra onu bırakıp kalp ve ilham kanadının açılmasına ihtiyaç vardır.Aşk yolunda yürüyerek değil,uçarak ilerlenir.”
Dini dinamik güç olarak görmek onu durağan ve dingin olmaktan çıkarmak,şekilciliğe ve dogmatizme izin vermemek anlamındadır.”nasıl hayatımıza hakim olan iyi ve kötü değerlerin kanunlar sadece tatbikatçısı,düzenleyicisi ise din karşısında şeriat da onun kanunları ve her devre göre düzenleyicisidir.Devirlere ve cemiyetlere uyma kabiliyetin
de olmayan kanunlar nasıl yaşayamazsa,ebedi şekilde kalıplaşmış şeriatlar da insanlıkla beraber yürüyemezler” derken Topçu ictihad kapısının kapanmış olmasının İslam alemini nasıl bir durgunluğa getirdiğinden hayıflan
maktadır.Aslında bu tarz görüşlerin nisbeten hoşgörüyle karşılandığı günümüzde bile şeriata karşı söylenmiş bu sözlerin nasıl bir tepkiye yol açacağı malumken,o yıllarda bunları söyleyebilmesi onun idealizmini sadece içinde yaşatmadığının bir işaretidir.Bu tavrı bize Hallac-ı Mansur`u hatırlatır,halkın anlayamadığı için yadırgayacağı sözleri söylemek Hallacca bir atılımdır ve onun isyan ahlakına uyan da budur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir