Diyanet İlgilenmezse Türkler Vehhabi Olacak

Savaşçının Dönüşü’ adlı yeni kitabında Faruk Mercan, 11 Eylül olaylarıyla İstanbul’daki 15-20 Kasım bombalı saldırıları arasındaki ilişkiyi ele alıyor.

Mercan, ‘cihad bölgeleri’ olarak bilinen savaş alanlarındaki Türk savaşçıların El Kaide lideri Usama Bin Ladin ile ilişkisini de irdeliyor. Bu ilişkinin bazı Türk savaşçılar için maliyeti, dört yıldır Guantanamo’da esaret hayatı yaşamaları.

Üç kişiden oluşan Türk heyeti ABD’nin başkenti Washington’a gittiğinde tarih 29 Mayıs 2002’dir. Amerikan istihbarat teşkilatı CIA’de ağırlanan heyette Genelkurmay’dan bir binbaşı, bir emniyet müdürü, bir de MİT görevlisi vardır. Heyetin ABD’ye gidiş amacı, Küba körfezindeki Guantanamo’ya geçip, ABD’nin Afganistan’da yakalayarak buraya getirdiği El Kaide tutukluları arasında bulunan altı Türk savaşçıyla görüşmektir. Guantanamo’ya hareket öncesinde Washington’da bir CIA yetkilisinin Türk heyetine verdiği brifingdeki en dikkat çekici kısım şu: “Guantanamo’da altı Türk tutuklu var, ama sorgularından önemli sayılacak bir bilgiye ulaşamadık.” CIA yetkilisi, altı Türk tutuklunun isimlerini de sayar.

Aslında bu mülakatlar, Guantanamo tutuklusu Türklerin, Türk yetkililerle ikinci buluşmalarıdır. Guantanamo’ya gelişlerinden kısa bir süre sonra 2002 başlarında bir Türk yetkili adaya gider ve onları ayrıntılı olarak dinler. Bu heyetin Guantanamo’dan ayrılmasından üç ay kadar sonra, bir başka Türk yetkili daha adaya gider ve tutuklu Türk savaşçılarla üçüncü görüşmeyi yapar. Muhtemelen bu temasların da etkisiyle ABD, artık değerli bir bilgiye sahip olmadıkları gerekçesiyle üç yıl içinde dört Türk savaşçıyı serbest bırakır.

Peki gerçekten de Guantanamo’daki Türk tutuklu sayısı altı mıydı? CIA yetkilileri, 2002 itibarıyla Guantanamo’daki Türk tutuklu sayısını altı olarak açıklamasına rağmen, Washington Post, 4 Mayıs 2004 günü verdiği haberde, Guantanamo’daki 10 Türk savaşçının adını yayınladı. Aslında Guantanamo’daki Türkler’in sayısı meçhul.

Bu bilgiler Faruk Mercan’ın yeni yayınlanan ‘Savaşçının Dönüşü’ kitabında yer alıyor. El-Kaide’deki Türkleri ve Türk savaşçıları anlatan kitabın yazarı Mercan, “Guantanamo’da kaç Türk olduğunu Türkiye Cumhuriyeti Devleti de bilmiyor.” diyor ve ekliyor: “Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Namık Tan’ın, 17 Mart 2005 günü yaptığı bir açıklama var. Guantanamo’ya götürülmüş Türk tutuklu sayısını CIA yetkilisi gibi sadece altı olarak belirtiyor. Ama Washington Post’un yayınladığı liste gösteriyor ki, Türklerin sayısı kesinlikle altıdan fazla. Savaş bölgelerinden geri dönmeyen bazı Türk savaşçıların çatışmalarda öldükleri biliniyor. Ama hâlâ akıbetleri bilinmeyenler de var.” Türk Dışişleri, Guantanamo’daki tüm vatandaşlarımızın en kısa sürede serbest bırakılmaları amacıyla girişimlerin sürmekte olduğunu belirtiyor. Ama bu gayretin sonuç doğurması öncelikle orada kaç Türk olduğunu gösterecek sağlıklı bir bilgiye bağlı. Bugüne kadar Guantanamo tutukluları hakkında resmî açıklama yapmayan ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan haber ajansı Associated Press’in bilgi edinme özgürlüğü çerçevesinde açtığı bir dava sonucunda; geçtiğimiz hafta Guantanamo ile ilgili beş sayfalık dokümanın gizliliğini kaldırdı. Bu dokümanlarda, 500’e yakın tutukludan sadece 317’sinin ismi geçiyor.

Türk tutukluların ne zaman serbest kalacakları şimdilik bilinmiyor. Ancak Faruk Mercan’ın sözünü ettiği üç kişilik Türk heyetinin Guantanamo’daki çalışmaları sonucunda elde ettiği sonuçlar hiç te içaçıcı değil: “Guantanamo’daki tutuklular sıkı bir denetim ve gözetim altında bulunduruluyor. Türk tutukluların yeme içme, temizlik ve barınma konularında olumsuz bir duruma rastlanmadı. (Bununla birlikte, bir Türk tutukluda stres kaynaklı mide kanamaları meydana geldiği; ancak tedavisinin yapıldığı kayıtlara geçirildi.) Türk tutuklular, heyete “Yargılanmak ve ülkemize dönmek istiyoruz.” dediler. Zaman zaman tüm tutuklular tarafından toplu açlık grevi gibi eylemlere girişildiği öğrenildi. (Açlık grevlerine yol açan sebeplerden biri olarak, ibadet esnasında askerlerin özellikle rahatsız edici davranmaları gösteriliyor.) Türk tutuklularla yapılan mülakatlar esnasında alınan bilgilerden Arap asıllı Vehhabi anlayışın cezaevinde hakim olduğu ve diğer tüm tutukluları da bir noktada etki altına almış olduğu tespit edildi, bu husus ABD’li yetkililere aktarıldı. Cezaevinde bulunan Türk tutukluların da Vehhabi anlayışın etkisine girmeye başladığı görüldü.” Raporda, bu etkilenmeyi önlemeye yönelik olarak Diyanet İşleri Başkanlığı veya çeşitli üniversitelerce basılmış bazı kitapların Guantanamo’daki Türklere ulaştırılmasının faydalı olabileceği belirtiliyor. Nitekim ABD’li yetkililer büyükelçiliklerine bu kitapların iletilmesi halinde gereğini yapabileceklerini ifade etmişler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir