DON GÖMLEK SINAVA

Bir üniversiteye giriş sınavını daha geride bıraktık. Yoğun güvenlik önlemleri ve tartışmalarla.


Sürekli gündemde olan ve herkesin bir çözüm getirmeye çalıştığı “sınava dayalı” eğitim sistemimizden memnun değiliz. Değiştirmek için de alternatif ortaya koymak lazım.


Bu sınavda öne çıkan hemen tüm medya organlarının dikkat çektiği ve ayrıntılarını verdiği konu sınav güvenliği. Güvenlik tedbirleri kapsamında sınava girecek adaylar su dışında yanlarında bir şey götüremediler. Cepler boş olacak, demir para bile olmayacak, metal tokalar olmayacak, kolyeler, yüzükler… Adayların soru kitapçıkları ve cevap anahtarları matbaada poşetlendi, kendisi açtı vs.


Neden? Yakın dönemde KPSS sınavında kopya çekildiği ortaya çıktı da başka sınavlarda da bunun olabileceği ihtimali yüzünden bu tedbirler alınıyor.


Bu kadar güvenlik tedbirleri alınmasının sebebi güvensizlik. Biz bu öğrencilerimize “sana güvenmiyoruz, senden her şey beklenir, kopya çekeceğinden şüpheleniyoruz” demiş oluyoruz. Güvensizliğin bu kadar ayyuka çıktığı bir toplumda nasıl rahat uyunabilir?


2011 YGS’de yaşananlar sınav güvenliği konusunda uç bir uygulamadır. Tam zıddı bir uç uygulama nasıl olabilirdi? Her şey serbest olsaydı. Cep telefonu, kitap defter, hesap makinesi sınava girişi serbest olsaydı. Biz bu öğrencilere “rahat olun, nasıl isterseniz öyle yapın. Ama dürüst olursanız başkalarının hakkına girmemiş olursunuz. Kopya çekerseniz bu anlaşılır, gözlemciler var. Kağıdınızdan anlaşılır.” deseydik.


Daha mı kötü olurdu? Acaba kaç kişi kopya çekerdi? Sınava dayalı eğitimden uzaklaşmak istiyorsak sınavı çok önemsemeyen bir uç uygulama daha sıcak geliyor bana.


Hatta üniversitelerimiz YGS ve LYS sonucuna göre değil, kendileri de sınavlar ve mülakatlar yapsalar. Yetmedi okulun açıldığı ilk ay performans ölçümleri ile, araştırma ödevleri ile bazı testler uygulasalar.


Ve gerekirse öğrenciye “sen bu bölümü okuyamazsın, altyapın müsait değil, yanlış seçmişsin, kopya çekmişsin” diyebilseler. Çok mu abes olur?


Elbette bu söylediklerim ayağı yere basmayan, gerçekçi görünmeyen teklifler.


Ya sınava giren bir öğrencinin tokasını, yüzüğünü, bozuk parasını kapıda almak, “kalem ve silgiyi ben vereceğim onları bile getirme” demek daha mı makul ve gerçekçi? Öğrencilerimizde sınav stresi ile baş edebilmek için günler aylar boyu çalışmalar yapıyoruz. Bu şekilde ultra güvenlik önlemleri alınan bir sınav salonunda kamera karşısında sınava girince sınav stresi ile nasıl baş edilsin.


Amacımız sınav yapmak mı, yoksa bilenle bilmeyeni ayırt etmek mi? Güven olmadan toplum ilerlemez. Gelişebilir, modernleşebilir ama ilerlemiş olmaz.


Sınav yerine veya sınavın yanı sıra okul notunu, öğretmenlerin kanaatini kabul etsek ilk akla gelen ne olur? Öğretmenlerle öğrenciler arasında not konusunda suistimale açık bir durum oluşur denilecektir. Öğretmenlerine güvenmeyen bir toplum nasıl ileri bir toplum olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir