Döneklik ve Haysiyet…

Reha Muhtar Ahmet Hakan’a fean yüklendi.Diyorum ki keşke dinden ve imandan kopmasaydın…Bakın Hakan için neler deidi ’Keşke, bu kadar asabi, bu kadar saldırgan, bu kadar hakaret dolu olmasaydın…Neyin hıncını çıkarmaya çalışıyorsun…Seni ben döndürmedim… Dine ve imana ben küstürmedim…

Hani demiştim ki, hayat dönüşmeden kendileri dönen insanlar, müthiş bir öfkeyle etrafa saldırırlar…
İçlerinde kendilerine yönelik öfkeyi dışarıya vururlar…
Geçmişin suçunu çevrede ararlar…
Yazının sonuna da eklemiştim…
“İnşallah Ahmet Hakan bu çizgide değildir…”

Vay vay vay…
Sen misin bunu söyleyen…
“Evet ben katışıksız bir döneğim” diye başlamış, arkasından akla hayale gelmeyecek yalan ve hakaretleri sıralayarak aklı sıra beni aşağılamaya çalışmış dinden ve imandan döndüğünü söyleyen yazar…
Bak kardeşim Ahmet Hakan… Söylediğin gibi “katışıksız bir dönek olabilirsin…”
Döneklikle ilgili durum sen ve hayatınla ilgili bir durum…
Huzuru bulmuşsan kimseye yapacak bir şey kalmaz…
Ama görüyorum ki, ağır hakaretlerle bana saldırıyorsun…
Dönekliğe hakkın olsa da köşenden insanlara küfür etmeye, yalan ve iftiralarla onlara hakaret etmeye hiç hakkın yok…
Kendi deyiminle dönek olman köşe yazarı olmana engel değil, ama bu hakaretleri yapman, köşe yazarlığına uygun değil…
Sakın küfürle ve insanları aşağılamayla köşe yazarlığı yaptığını sanma…

Bir büyük gazetenin köşesini, insanları aşağılamana alet etme…
Senin bu aşağılamalarına karşı, mahkemeye gidilecek…
Yazdıklarının hesabı en ağır şekilde senden sorulacak…
Hakaretlerle insanları aşağılayabileceğini ve bunu da sana köşe verildiği için istediğin gibi, istediğin insana, istediğin zaman yapabileceğini sanıyorsan çok aldanıyorsun…
Kendi deyiminle “katışıksız bir dönek” olmadan önce ne yapardın bilmiyorum, ama katışıksız bir dönek köşe yazarı olduğunu söylemen sana insanlara hakaret etme hakkı tanımıyor…
Bunların hesabını mahkemede vereceksin Ahmet Hakan…

Hakaret neymiş, insanları aşağılamak neymiş, eline geçirdiğin kalemle dünyayı tersyüz edip, yalan yazıp, iftira atmak neymiş mahkemede teker teker göreceksin Ahmet Hakan…
Her gün kalem oynatıyorsun… İnsanları aşağılama Ahmet Hakan…
İnsanlarla alay etmeye kalkma…
İçinde nefret mi var, kin mi var, neye bu nefret ve kin var bilmiyorum, ama bu, ucuz sıfatlarla insanları aşağılamak hakkını sana vermiyor…
Seni kimler, insanları küçümseyen, onları hiçe sayan bir kalem olman için dolduruyor bilmiyorum, ama Ahmet Hakan’ı Ahmet Hakan yapan şey, bir zamanlar Kanal 7’deyken uzlaşmacı ve sempatik olan kişiliğiydi…
Dine ve dünyaya bakışın mı seni o zamanlar böyle yapmıştı bilmiyorum…
Şimdi değiştiğin için mi böyle saldırganlaştın ve asabileştin onu da bilmiyorum…
Ama benden sana bir tavsiye…
Çok maddeci olma…
“Uzlaşmacı ve sempatik olursan sana ekmek yok… Geleni geçeni harca, küfür ve hakaret et… En azından ne yazmış diye bakarlar… Büyük yazar olursun…” diye fikir veren varsa yine de onları dinleme kardeşim…

İçten içe nefret edilen ve korkulan ama görüldüğünde, korkudan yüzüne gülümsenen insanlardan olma…
Türkiye’de basından insanlar korkarlar Ahmet Hakan…
Çünkü, senin hakaret, iftira aşağılama dolu üslubunla yazanlar, insanlardan gına getirmişlerdir…
Onların hiddetinden korkup, insanlar sinerler ya da sinmiş gözükürler…
Sana benden bir ağabey tavsiyesi…
Sakın kanma bu sinmelere…
İyi bak, hakaret edip aşağıladıklarının gözlerine…
Sevgi göremeyeceksin o gözlerde…

Böyle köşe yazarlığı yapılmaz Ahmet Hakan…
İnsanın onuruyla oynama hakkını da sana kimse vermiyor…
Mahkemede her şeyin hesabını vereceksin…
Hürriyet gazetesini böyle kullanabilmene kim nasıl izin veriyor onu bilmiyorum…
Ama insanların onuruyla oynamanın bedelini ödeyeceksin…
Katışıksız dönek olsan da ödeyeceksin…
Katışıksız dönek olmasan da ödeyeceksin…
Dinden imandan Allah’tan kopmuş olsan da ödeyeceksin…
Zevk ü sefaya düşmüş olsan da ödeyeceksin…
Diyorsun ki dünya nimetlerinin tadına vardım…
Başım döndü… O kadar başın dönmesin… Aklının başına gelmesinin tam zamanıdır…

Diyorum ki keşke dinden ve imandan kopmasaydın…
Keşke, bu kadar asabi, bu kadar saldırgan, bu kadar hakaret dolu olmasaydın…
Neyin hıncını çıkarmaya çalışıyorsun…
Seni ben döndürmedim…
Dine ve imana ben küstürmedim…
Aşkı da yazarken, sana anlatmayı düşünmedim…
Nişantaşı Home Store’da kimlerle ne yaptığını hiç merak etmedim…
Nasıl istersen öyle yaşa…
İstersen dön dön bir daha yaşa…
Ama önce bir mahkemeye hesap ver lütfen…
Tıpış tıpış…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir