Düşen bıçağı yakalamak

Düşen bir kar tanesiyle düşen bir bıçak arasında fark değil benzerlik aramak akla işaret eder.

Zira her akıl sahibi bilir ki kar tanesiyle bıçak arasındaki fark, bileylenemeyecek kadar keskindir ve bunu bilmek marifetten sayılmaz. Oysa herkes karla bıçak arasında bir benzerlik bulamaz, düşseler de birlikte. Nasıl bulsunlar ki yerin mıknatısı çeliğe bütün gücüyle asılırken, kar tanesini uçurtma yapıp uçurur yere indirmeden önce. Kar erir ancak eriyen bir bıçak görülmemiştir toprağa düştüğünde. Tutulan bıçağa hep şahit olunsa da, tutan bir bıçağa rastlamamıştır kimse. Düşen bir kar tanesiyle düşen bir bıçak… Bir benzerlik bulunabilir mi sizce? Keskinlikleri ne kadar benzer? Soğuklukları ne kadar üşütür? Düşen kar tanelerine ellerini uzatırken çocuklar, düşen bıçakları tutmak kimin haddine! Yine de bıçak üreticileri uyarmalılar müşterilerini. Her bıçağın üstünde kocaman bir uyarı etiketi: Bıçak öldürür! Çok mu sert oldu? Bu sigara değil, altı üstü bir bıçak! Peki şöyle olsun uyarı: Asla düşen bıçağı yakalamaya çalışmayın!

Yalnız hazır çorbaların değil hazır akılların da revaçta olduğu bir zaman, komik uyarıları hayat alanımızın her köşesine dikmeye hazırlanıyor. İzlenirlik oranlarını tavanlara vurduran “reyting aklı” gerçek aklı saha kenarında yedekte tutarken, insan zekasıyla alay eden etiketler insanlığa hizmette kusur etmiyor. Doktorların onlarca yıldır sigara tiryakilerine yaptıkları bilimsel uyarılar işe yaramazken devletler sigara paketlerinin üzerine, okuma yazma bilmeyenlerin bile okuyacağı bir puntoyla “Sigara öldürür” yazılmasından medet umuyorlar. Henüz içki şişelerinin üzerinde böyle uyarı etiketleri yok. Hem olsa da o zarif ve rengarenk şişelerin üzerinden o kaba etiketlerin koparılacağından da şüphe yok. Hukukun üstünlüğü adına insanın kendine zarar verme özgürlüğü var çünkü. Yeter ki başkası zarar vermesin ona. Avrupalı bir yandan evinin önündeki karları küremediği için orada düşüp incinenlere tazminat ödemek zorunda kalırken, diğer yandan aklının ve doktorunun hayır dediği sigaraya bir ömür evet deyip kanser olduğunda sigara üreticilerini dava etmekte tereddüt etmiyor.

Tazminat davalarının yeni bir kazanç kapısı olarak algılanmasından sonra Batı’da “hukuk istismarı”ndan sıkça söz edilir oldu. Suni gübrelerle toprağın, hormonlarla meyve ve sebzelerin verimini artıran Batılılar, yalnız kalkan olarak değil, mızrak olarak da kullanarak hukuku verimkar kıldı. Bu yüzden “Sigara öldürür” etiketlerinin insan sağlığını koruma adına belirginleştirildiği varsayılsa bile bu uyarıyla korunanın aslında sigara üreticileri olduğunu söylemek bir abartı sayılmazdı. Zira tazminat davaları öyle boyutlara ulaşmış ve emsal teşkil etmeye başlamıştı ki, sigara üreticileri başlangıçta gülümsedikleri lokal davaların küresel bir infaza dönüşeceğinden korkup sigara paketlerinin zarafetini bu çirkin harflerin bozmasına razı oldular. Böylece kendi düşenler ağlamadı ve atın ölümü arpadan, insanın ölümü tütünden oldu.

“Asla düşen bıçağı yakalamayın!” etiketi henüz dünya bıçaklarına yapışmış değil. Çünkü sirklerde hedef tahtasına bağlanılan kızlar kendilerine fırlatılan bıçakları tutmaya çalışmıyor. Kasaplar satırları havaya atıp tutarak eğlenmiyorlar daha. Çocuklar bıçaklarla istop oynamıyorlar. Evet bıçaklara yapışmasa da böyle bir etiket var, üstelik ödüllü. “En Çılgın Uyarı Etiketi” yarışmasında ikinciliği var. Gümüş madalyalı bu uyarı gümüşi bıçaklara ne güzel yakışıyor Ülke: Amerika Birleşik Devletleri. Şehir: Detroit. Yarışmayı düzenleyen: Michigan Hukuk İstismarını İzleme Grubu. Amaç: Etiketlerle ilgili yargı kararlarıyla alay etmek… Tabii siz şimdi her yarışmada birden fazla ödül olduğunu dikkate alarak, birinciliği ve üçüncülüğü hangi uyarı etiketinin aldığını merak ediyorsunuz. Az sonra…

Önce yazımın başında söz ettiğim hazır çorbalara ya da hazır akıllara yeniden dönmek istiyorum. Zamanı olmayan (zamanı yağmalanmış mı demeli?) insanları şehrin göbeğindeki “fast food” tarlalarına sürerek açlıklarını hızla gideren dahiler elbette düşünmeye zaman bulamayan insanları da düşüneceklerdi. Herkesin beynini patlatmasına gerek yoktu ve birileri yani onlar, insanlık için özveriyle düşünmeliydi! Bir avuç insan, binlerce, yüz binlerce uyarı levhası ve etiketiyle donatarak korumalıydılar dünyayı. Eğer üzerinde uyarı etiketi olsaydı ıslak kedisini mikrodalga fırında kurutmaya kalkan kadının tazminat hakkı doğmaz, üstelik talihsiz kedi de yanıp kavrulmazdı.

“En Çılgın Uyarı Etiketi” yarışmasının birincisini açıklamadan yazımızı noktalamayacağız tabii. Her yıl düzenlenen yarışmanın bu yılki galibi 540 derece sıcak hava üfleyen ısı tabancasının üzerinde yer alan şu müthiş ibare: “Saç kurutma amaçlı kullanmayın!” Yarışmanın üçüncülüğünü ise harita desenli bir peçete kazanmış. Peçetenin üzerindeki uyarı etiketi ise şöyle: “Yön bulmakta kullanmayın!”

* * *

İnsanın yanmak pahasına da olsa başını üşütmemeye, kaybolmak pahasına da bir haritaya ihtiyacı var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir