ECELİ GÖSTERMEYEN HARİTA

“Timsah gibi su içinde büyürler. Beşikleri ecel tekneleridir. Sabah ve akşam gemilerin silsile-i avâzesiyle uyurlar.” Kimler mi? XV. Yüzyılda Gelibolulu çocuklar. İbn Kemal, böyle anlatmış devrin deniz çocuklarını. Kemal Reis’e gelince; o çocuklardan birini yanına katmış “korsanlık” yaparken. Ona dalgaları anlatmış, rüzgârı, balıkları, kayalıkları…


Gözü bantlı, eli kancalı olmayan bu babacan “korsan”, on bir yaşındaki yeğeni Muhiddin’le altı sene Akdeniz’in batı kıyılarında korku salmış küffar gemilerine. II. Beyazıt’ın leventlerini o adadan bu adaya, o kıyıdan bu kıyıya taşımış. Muhiddinse bir tuhaf leventmiş ki eksik olmazmış kalem yanından. Ne görse yazarmış defterine. “Ol adanın üzerinde yıldız kıbleye yatır gibi ulu dağ vardır. Bu tarihte güneydoğusu tarafından mezkur dağın testere dişi misalinde, yirmi beş kulesini saydım. Her bir kulenin üzerinden bir fasılda kar eksik olmaz,” derken bir yerinde defterin, coşup, “Akdeniz’de seyrederdik o zaman/ Kâfirlere vermez idik hiç aman,” demiş başka yerinde.

Ne günlermiş! Gırnatalı Müslümanlar imdat isteyince Osmanlı’dan, soluğu İspanya’da almışlar. Yıl 1487. Kemal Reis ve yeğeni Muhiddin Piri, İspanya’yı Kuzey Afrika’ya taşıyor. Yıl 1500-1502. Osmanlı donanması Venedik donanmasıyla bilek güreşi yapıyor deryada. Kaptan-ı Derya Davut Paşa’nın filo komutanı Kemal Reis, kaptanlarından biri ise Muhiddin Piri. Denizci çok ama fethi onlara müyesser kılıyor Allah. “Ki gerçi ol zaman çok idi mellah/ Veli fethi ana vermişti Allah./ Anınla bahri ebyazı tamamet /Bile seyreyledim gördüm vilâyet/Hep efrenç illerini gezmiş idik/ Nice küfür ehli bağrın ezmiş idik/Ki birgün lutf edüben Bayezit Han/ Bize gönderdi geldi emrü ferman/ Buyurmuş kim Kemal gelsin kapıma/ Deniz hizmetlerin etsin topuma.”

Ve bir gün ölümü gösteriyor pusula. Kemal Reis’in gemisini düşman değil, fırtına batırıyor. 1511’de amcasının arkasından sesleniyor Muhiddin Piri: “Çün Kemalin ömrü irdi ahira/ Gitti ol biz bunda kaldık zahire/ On yedi yıl hizmet etti şaha ol/ Ta dokuz yüz on yedide gitti ol/ Ol ecel imdi bize de gelir/ İşbu evrak dahi tebdil olur.” Sonra çocukça bir kaçışla açık denizleri bırakıp Gelibolu’ya dönüyor. Amcasının boşluğunu doldurmalı. Ama nasıl? Kalemini yontuyor tekrar. “Akıllı adam odur ki kendi halini bilir/ Her bir eşyadan kendine ibret alır/ Giden ömür gelmez bir daha ele/ Halimizi hak bilir, ondan hep hayır gele,” derken aklına harita geliyor. Öyle ya haritasız nereye gidilir! “Pusuladan, haritadan anlamayan/Denize çıkar olur işi ziyan/ Zira bilmez kangı yana gider ol/ Onun için böyle hüsran eder ol.”

İşte Piri Reis’in ilk dünya haritası. İsteyen tekbir getirir, isteyen alkışlar avuçları patlayana kadar. Atlas Okyanusu, İber Yarımadası, Batı Afrika, Amerika’nın doğu kıyıları… Dile kolay Kemal Reis’in rahle-i tedrisinden geçti o. Gaza etmedi yalnız. İlmi gaza tarlasından biçti o. Otuz dört haritayı eriterek seyr-ü seferin kazanında, öyle bir harita çizdi ki, “Kolombos” dirildi mezarında. Zira hem kaybolan haritasını işaret ediyordu Kolomb’un. Hem “keşif” macerasını anlatıyordu yazıyla: “Anlar bon

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir