Edep Bir Tac İmiş Nur-u Hüda’dan

Mevlâna Celaleddin Rumî k.s. Hazretleri, Mesnevî’sinde şöyle diyor:
“Allah’tan edebe muvaffak olmayı dileyelim. Edebi olmayan kimse Allah’ın lütfundan mahrumdur. Edebi olmayan yalnız kendine kötülük etmiş olmaz. Belki bütün dünyayı ateşe vermiş olur.?”

Hazret-i Ali radiyallahu anh’den; Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
– Beni Rabbim edeblendirdi, edebimi de üstün ve güzel eyledi.
Gene buyurdular: – Kisinin çocugunu terbiye etmesi, ona edeb ögretmesi her gün yarim sa’ (1750 gram hurma ve saire gibi) sadaka vermesinden daha hayirlidir.
Süfyan-i Sevrî kuddise sirruh buyurur:
– Güzel edeb, Allah Teâlâ’nin gazabini söndürür.
Ebû Muhammed Harirî kuddise sirruh buyurur:
– Yirmi senedir ayagimi uzatip oturmadim. Dedim ki Rabbime karsi edebli olmak, benim için daha evlâdir.
Ibn-i Abbas radiyallahu anhüma buyurur:
– Bütün edeblerin basi, hem rahatlikda hem de sikinti zamaninda Allah Teâlâ’nin emirlerine uyup, yasaklarindan kaçinmakdir.
Yahya bin Muaz kuddise sirruh buyurur:
– Kim, tam bir edeb ile edeblenirse, Allah Teâlâ’nin sevdigi, muhabbet ehli kimselerden olur.
Ebû Imran söyle demistir.
– Dört güzel haslet ile üstün hale kavusdum. Besir bin Hâris’i rüyamda gördüm. Buyurdular ki: Dört haslete yöneldin, fakat edebi terk ettin. Halbuki edeb, en önemli istir.
Abdullah bin Mübarek kuddise sirruh buyurdu:
– Edebden az bir seye dahi çok muhtaciz. Ilimden çok seye muhtaç olmamiz böyle degildir.
Buyuruldu ki:
– Üç haslet vardir ki, bunlara sahip olan, mahrum kalmaz. Edeb ehliyle beraber oturmak, güzel edeb sahibi olmak ve baskasina eziyet etmemek.
Abdullah bin Menâzil kuddise sirruh’a edeb hakkinda sorulunca:
– Çok çesitli tarifini yapmislardir, biz de deriz ki; Edeb, insanin nefsini bilmesi, tanimasidir, buyurmusdur.
Mahmud Sâmi Ramazanoglu kuddise sirruh, edebi dolayisiyla ömrü müddetince iki dizi üzerine oturmuslar, bagdas dahi kurmamislardir.
Ibn-i Atâ’ ya “edeb nedir?” diye sorulunca:
– Müstahsenâta vukûfundur, râzi olunan begenilen seyleri yapmandir, buyurmusdur.
Hizir aleyhisselâm bir kimseye söyle buyurmusdur:
-“Allah’im! Sana kulluk yapmam hususunda bana güzel edeb ihsan eyle,” diye dua et.
Hasan Basrî kuddise sirruh :
– Dünya ve ahiretde kul için en faydali edeb, dine baglilik, dünyaya düskün olmamak ve Rabbini tanimakdir, buyurmusdur.
Beka bin Batû kuddise sirruh:
– Bir kimse ki bidayet ehlinin edebi ile, bu yola girerken edeblenmez ise son haddi bulanlarin makamina nasil yükselir?
Ibn-i Atâ kuddise sirruh buyurdu ki;
– Her kim edebden mahrum kaldi, cümle hayirlardan mahrum kaldi.
Ebussûd b. Ebuasâir buyurdu ki:
-Allah’in sevgili kullari, yani veliler, vasil olduklarina ancak edeble vâsil oldular. Yoksa ne çok amel, ne de baska benzerleri ile degil.
Adiyy bin Müsafir kuddise sirruh:
– Su kimse ki; edebini, edeb ögretenlerden almaz; o kendisine uyanlari fesâda götürür.
Zünnun Misrî kuddise sirruh:
– Ârifin edebi, bütün edeblerin üstündedir. Zira ona edeb ögreten marifetdir.
Ibrahim Düsûkî kuddise sirruh buyurdu ki:
– Veli kullar arasinda, bid’ate saplanan tek kisi görmek mümkün degildir. Bilhassa onlar, dinî edebe, erkâna pek riâyet ederler. Ümmetlerin efendisi, Hazret-i Rasûl’ü -sallallahu aleyhi ve sellem- izlerler. O’nun edeb kaynagi ise Kur’an’dir.
Ebû Ali Dekkâk kuddise sirruh buyurur:
– Edebi terk etmek ilâhî huzurdan kovulmagi icab etdiren bir sebebdir. Her kim padisahlarin önünde edebsizlik ederse kapiya, kapida edebsizlik ederse ahira bakmaga gönderirler.
Seyh Ebû Ali Sakatî buyurur:
– Edeb yolunu tutmadan büyüklerin sohbetinde bulunan onlardaki faydalardan, nazarlarinda mevcud olan feyz ve bereketlerden mahrum olur. Onlardaki nurlardan kendisinde hiç bir sey zuhur etmez.
Ibn-i Atâ kuddise sirruh:
– Edeb nedir? sorusuna:
– Güzeldir, denilen seyleri kollamakdir.
– Bu nasil olur? denilince, buyurdular ki:
– Gerek âsikâr, gerek gizli, Yüce Allah’la olan muamelenin edebe dayanmasidir. Böyle oldun mu (arabcayi hiç bilmeyen bir) âcemi de olsan edibsin.
– Yirmi sene bile çalisilsa, edeb ögrenilmeden ilim ögrenilmez.
Hayri Nisabûri kuddise sirruh, edebe çok önem verirlerdi.
– Muhabbet ehli, sevgi isinde, iyi niyete sahib oldukça edebleri artmaga baslar.
Yusûf u Râzî kuddise sirruh:
– Ilmi elde etmek istiyorsan, edebli olmalisin, buyurmuslardir.
Hikemül Atâiyye’den
– Ey edeb isteyen, san ve seref; duâ ve taleb degil, ancak senin merzûk u hüsnü edeb olmakligindir.
Ebû Osman Nûrî kuddise sirruh buyurur:
– Edeb, fukaranin mesnedi, zenginin ziynetidir.
Imam Rabbanî kuddise sirruh buyurmusdur ki:
– Bilesin, adâbdan velevki bir edebi muhafaza, mekruhlardan velevki tenzihî olsun bir mekruhu terk etmek, zikirden tefekkürden, murâkabe ve teveccühden çok daha efdaldir.
Evet bütün bu zikir, fikir, murakabe ve teveccüh; seriati mutahharanin ahkâmina riâyetle beraber, bir kimsede toplanirsa nûrun alâ nûrdur. O kimse hakikaten büyük bir kurtulusa ermisdir. Ama bu da insanin yaradilis gâyesi olan ibâdet ve ubûdiyyete ihlâsla devam etmeksizin aslâ hasil olmaz. (Adâb, Muhammed Abdullah bin Hâni)
Mevlâna Hâlid Bagdâdî kuddise sirruh buyurmuslardir ki:
-Islâmiyet yolunda en önemli edebler sunlardir:
Islâm dininin ahkâmina tam tâbi olmak.
Genislik ve darlikda sabretmek ve bollukda tam sükretmek.
Sünneti ihya etmek, bid’atlerden sakinmak, kiriklik içinde yani mütevâziyâne devamli olarak Rabbina yalvarmak, yakarmak. Allah’dan baskasinin hatira gelmemesi için çok çalismak, görmek gözün isi oldugu gibi, huzuru da kalbin isi melekesine getirmek, hatta kalbin dünya ve âhirete âid her seyden yüz çevirip, hakîki mahbûb, yani gerçek sevgili olan Allah Teâlâ’dan baskasina bagliliginin kalmamasini saglamak.
Ebû Abdullah Nibbacî kuddise sirruh:
– Her seyin bir hizmet edicisi vardir, dinin hizmet edicisi de edebdir.
Abdülkadir Geylâni kuddise sirruh buyurur:
– Hizmet eden sonunda kendisi de hizmet edilen durumuna gelir. Itâat eden sonunda kendisi de itâat olunan kisi seviyesine yükselir. Ikram eden sonunda ikram olunan kisi durumuna gelir. Allah’a yaklasan yakinlasdirilir. Tevâzu gösteren yüceltilir. Kerem ve ihsan sahibi olmaga gayret eden sereflendirilir. Güzel edeb sahibi olan, Allah’a yakinlasir. Güzel edeb, seni Allah’a yakinlasdirir. Güzel edeb, Allah’a tâatdir. Çirkin davranislar ise ona karsi günahkârlikdir.
Hazret-i Ali radiyallahü anh buyurur:
– Himayen altindakilere iyilik yapmak istersen, onlara terbiye ve edeb ögret.
Ebü’l-Mevâhib kuddise sirruh buyurur:
Irfan sahibleri ile, ancak edeb tavrini takinarak oturunuz. Çünkü onlarla oturur iken edeb kaidelerine uymayan bir çok kimseler, çok kere ilâhî darginliga ugradilar ve Hak yakinligi dîvanindan silindiler.
Ilâve ederdi:
Edib geçinen (edebli oldugunu iddia eden) birini düsünün. Bu iddiasi ile o, bir sofiyye terbiyesi görmemisdir. Iste… hali anlatildigi gibi olan kimse edîb olamaz.
Gene buyururdu ki:
– Tarikat tümden edebdir… Bir de, edeblendirmek. Yani, hem edeb sâhibi olmak, hem de baskalarini edeb sahibi kilmak. Süphesiz bu yolun ehli, münakasa da ederler, ama Hak için… Hakdan yana. Onlar Hakkin sohbetinde otururlar. Onlar tam bir edeb sahibidirler.

Gene edeb hakkinda:
Onun baslica sirri, hudutlara riâyet
Kalir mi insanda hak, gözetilmezse sâyet
Istedigin insansa, onu edeble donat
Edebdir insani, Hakka uçuran kanat.
“Din edebdir” buyurdu ol Hz. peygamber
Serpmisti arkasina edeb misali erler.
Edeb, ihsan et Rabbim, sevdiklerin askina
Eriyeyim edeble, dönüseyim saskina.
Edeb hakkinda pek çok sözler söylenmisdir, asagiya bunlardan bir kaçini aliyoruz:
o Edeb; Evliyaullahin delili ve Allah’a kavusma vesîlesidir.
o Edeb; Hakka giden yolun azigidir. Edeb her seyin basidir. Ruhun terakkisi ancak edeble elde edilir.
o Edeble varan, lütufla döner.
o Insanla hayvan arasindaki fark, edebdir.
o Edeb, aklin disdan görünüsüdür.
o Edeblerin anasi, az konusmakdir.
o Edebi terk eden, ârif degildir.
o Tasavvufun tamami edebdir.
o Hakiki güzellik, ilim ve edeb güzelligidir.
o Edeb; Seytani öldüren bir silâhdir.
o Hakikatden maksad ancak edebdir.
o Hersey çogaldikça ucuzlar, fakat edebi çogaldikça kisinin degeri artar.
o Ademoglunun edebden nasibi yok ise, insan degildir.
o Sofîlerin terbiye etmedigi kimse, edebin hakikatini anliyamaz.
o Edeb; Sünnet-i Resûlullaha uygun hareket etmektir.
o Edeb; Hâlik Teâlâ’nin sevdigi kullarina bahsettigi ilâhi bir tilsimdir.
Cenâb-i Hakkin rizasi, ancak edebli bir ubûdiyyetle elde edilir.


’Iman nedir?” diye akildan sordum. Akil kalbimin kulagina dedi ki: “Iiman, edebdir.” (Mevlâna Celâleddin Rûmî)’

Sair ne güzel söylemis:
Ehl-i diller arasinda aradim, kildim taleb
Her hüner makbul imis. Illâ edeb, illâ edeb

Edeb; Bir tâc imis Nûr-u Hudâdan
Giy ol tâci, emin ol her belâdan.

Bostânül-Ârifin’de söyle denilmektedir:
Iman bes kal’ali bir beldeye benzer. Altun kal’a, gümüs kal’a, demir kal’a, hubûkel kal’a, kerpiç kal’a. Kal’anin içinde bulunanlar kerpiç kal’ayi koruyup gözettikleri müddetçe, düsman içlerine ulasamaz. Kal’ayi muhafaza etmegi birakirlar da, birinci kal’a düsman tarafindan tahrib edilirse, ikinci, sonra üçüncüsüne göz dikilir ve sonunda bütün kal’alar teker teker tahrîb edilmis olur. Iman da böyle bes kal’a içindedir:

Yakîn,
Ihlâs,
Farzlari edâ,
Sünnetleri tamamlamak ve
Edebi korumak.

Kisi edebi koruyup, gözettigi sürece seytanin onda ümidi kalmaz. Sayed edebi terkederse o zaman seytan, onun sünnetlerine, farzlarina, sonra da ihlâs, yakîn ve imânina göz diker. Binaenaleyh kisinin abdest, namaz, alis veris ve sohbet gibi bütün islerinde edebi korumasi lâzimdir.
Su hususu iyice bilmelidir ki, serîat ancak hükümlerden ibâretdir. Tarîkat ise mahza edebdir. Huzurdan kovulan, reddedilen kisi Iblis gibi, ancak edebe riâyetsizlik, edebsizlikden dolayi kovulur.
Ibn Sirin kuddise sirruh’a; – Hangi edeb Allah’a daha çok yaklasdirir? diye soruldugunda, cevaben:
– Allah’in rubûbiyyetini bilmek, O’na taatle amel etmek, sevindirici seylere hamd, üzücü hadiselere sabir, demisdir.
Mesayihdan biri demistir ki:
– Kim nefis terbiyesi yapmadan, dünya ve 0âhireti tanimadan, sirf basit dünya menfaati için, gönül sahibi ve irsâda ehil oldugunu iddia ederse bununu cezasi; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Mirac’da gördügü kadinlarin cezâsinin kat kat fazlasi olacakdir ki, bu kadinlar makaslarla gögüslerini kesmektedirler. Rasûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Cibril’e:
– Bunlar kimdir? diye sordugunda, Cibril:
– Bunlar zina yoluyla çocuk dünyaya getirenlerdir, cevabini vermislerdir.
Abdülkadir Geylânî kuddise sirruh buyurur:
– Mürsidinin huzurunda edebli ol. Az konus, çok dinle. Zira böyle yapmak, senin ögrenmene ve mürsidinin kalbine yakinlasmana sebeb olur. Güzel edeb, seni mürsidine yakinlasdirir. Kötü edeb ise uzaklasdirir. Sen ediblerle yâni yüksek edeb sahibi kisilerle düsüp kalkmadikça nasil güzel edeb sahibi olabilirsin? Sen mürebbî ve mürsidini tasvip etmiyor ve onun hakkinda hüsn ü zan beslemiyorsan, hakkin yolunu, ondan nasil ögrenebilirsin ki?
Seyh Abdurrahman Sülemî Nisâburî kuddise sirruh buyurur:
– Bir sofi için su iki sey gereklidir:
Bütün hallerinde dogruluk üzere ola.
Muamelesinde edebli dura.
Süfyan Sevrî kuddise sirruh, edeb’in ehemmiyeti hakkinda:
– Kur’an ve hadis ilmini isteyen kimse, önce, kendisine bir hazirlik yapsin. Bu hazirlik en az yirmi yil edeb, görgü ve terbiye hazirligi olsun. Evvelâ yirmi yil edeble hareket… sonra, Kur’an ve hadis ilmi buyurmustur.
Said bin Cübeyr kuddise sirruh buyurur:
– Allah’a itaat edip (edeb gözleyen) emirlerini yerine getiren, onu zikrediyor, demektir. Onun verdigi emirlere göre hareket etmeyen, ne kadar tesbih çekerse çeksin, ne kadar Kur’an okursa okusun, zikretmiyor sayilir.

Ibrahim Hakki Erzurûmî kuddise sirruh buyurur: (Maarifetname’den)
Ey Aziz! Edeb ehli demislerdir ki:
– Muhakkak ki, baris ve savas zamanlarinda, uyudugun saatlerde, diri ve ölü hallerinde, bir an bile senden ayrilmayan sahibin-ki o seni yaratandir, Mevlandir, Rabbindir, rizkini verendir. Hangi saatte sen Onu düsünür ve anarsan O seninle beraberdir, sen Onun huzurundasin. Nitekim Cenab-i Hak, beni zikredenin (ananin) yanindayim, buyuruyor ve her ne zaman Ona karsi olan vazifelerinde bir eksiklik, bir kusur yaptigin için üzülür ve kalbin kirilirsa, sahibin o anda senin yanindadir ve koruyucundur. Nitekim, Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri:
– Kalbleri kirik olanlarin yanindayim, buyurmuslardir.
– Gece gündüz, bir an bile, Rabbinla basbasa kalmak ve ona yalvarislarinda duyacagin manevî zevki almaktan geri kalmiyasin. Bunu yapabilmen için Mevlânin huzurunda bulundugun zaman riâyet edecegin edebleri ve erkâni bilmek lâzimdir.

Bunlar sunlardir:
1. Basini egip, önüne bakmak.
2. Aklini toplayip Allah’dan gayri olan bütün fikirleri zihninden atmak.
3. Tam bir sessizlik içinde bulunmak ve susmak.
4. Vücudun bütün azalarini sakin, rahat bulundurmak.
5. Emirleri yapmakta azimli olmak.
6. Yasaklardan sakinmak.
7. Hiç bir seye itiraz etmemek.
8. Devamli Allah Teâlâ’yi zikretmek.
9. Allah’in büyüklügü üzerinde düsünmege devam etmek.
10. Allah’i her seyden üstün tutmak.
11. Halkdan ümidini kesmek.
12. Allah’in heybet ve azameti karsisinda yalvarista bulunmak.
13. Haya (utangaçlik) içinde kirik bir kalple husû içinde bulunmak.
14. Kazanma heveslerine dalmayip, Allah’in verdiklerine güvenmek.
15. Allah’a teslim olmak ve Ondan gelene razi olmakdir.
Abdülkadir Geylâni kuddise sirruh buyurur:
– Benim bir mürsidim vardi. Her ne zaman müskilim olsa ve zor bir durumla karsilassam, hemen onu bana açar, mes’eleyi hal ederdi. Hiç bir zaman benim konusmama lüzum birakmazdi. Böyle olusu, benim ona karsi gayet hürmetkâr davranmamdan ve hüsn ü edeble hareket etmemden ileri geliyordu. Bizi tenvir eden büyüklerimize karsi daima hürmetkâr davranmis, hüsn ü edeble hareket etmisimdir.
Hazret-i Mevlâna Celâleddin Rûmî kuddise sirruh hazretlerinin edeb hakkindaki siirleri:
Efendi, bilmis ol ki edeb,
Insanin bedeninde ruhdur.
Efendi edeb, Allah adamlarinin
Gözü gönlü nurudur.
Âdem süflîden degil, âlem-i ulvîdendir.
Yani bedeni ile topraktan yaratilmis ise de ruhu ile eflâkidir.
Bunu anla, su dönen felegin dönüsündeki letâfet de edebdendir.
Eger seytanin basini ezmek dilersen, gözünü aç ve gör ki seytanin katili edebdir. Âdemoglunda edeb bulunmazsa o Âdem âdemoglu degildir.
Insan ile hayvan bedenleri arasindaki fark edebdir.
Gözünü aç da tamamiyle kelâmullaha bak.
Kur’an’in bütün âyetleri, edeb ta’liminden ibârettir.
Iman nedir? diye akildan sordum.
Akil kalbimin kulagina dedi ki
“Iman edebdir”
Ey Sems-i Tebrizî, sen sirri ilâhisin. Sus!..
Dünya gecesini aydinlatacak isiklarin
En parlagi edebdir.
Mümsad Deynûrî kuddise sirruh velilere karsi edebini söyle anlatir:
– Hangi velinin huzuruna girsem; nesebimi unuturum… Ilimden yana bos olurum. Marifet islerinde ise yokluga bürünürüm.
Bundan sonra da aksini yapanlari söyle anlatirdi:
– Bir kimse, her hangi bir seyhin yanina giderken, kendine has hazla giderse, ondan alacagi hazzi kaybeder… Onu görmekle bir sey elde edemez. Onunla, sohbetten umdugunu bulamaz… Edeb erkânindan istifade edemez. (Tabakatü’l-Kübra)

Resûlü Ekrem Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Hazretlerinin Edeb Ve Hayâsi:
Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, örtüsüne bürünmüs bâkire bir genç kizdan daha edebli idi. Asiri hayâsindan, ömründe hiç bir adami azarlamamis, yürürken sükûnetle yürümüs, hiç bir zaman kahkaha ile gülmemistir.
O devirde Arabistan’da ve diger memleketlerde edeb ve hayâya riâyet edilmez, arablar çiril çiplak yikanirlar, hatta Kâbe’yi çiril çiplak tavaf ederlerdi. Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bu denaetten tiksinirdi. Hatta bu yüzden hamamlardan sakinilmasini emretmisti. Ancak pestemal kullanarak hamamlarda yikanmaga müsaade etmisler, fakat bu müsaade kadinlara verilmemistir.
Allah’in Resûlü, hayasindan halk içinde, kalabalik yerlerde, çarsi ve pazarlarda yüksek sesle konusmazdi. Hosa gitmeyecek sözler söylemezdi. Yine hayasindan hiçbir kimsenin yüzüne dikkatlice bakmazdi. Insanlarin görülmesini istemedikleri yerlerine ve kusurlarina bakmaz, görse bile görmezden gelirdi. Hazret-i Âise radiyallahu anha validemiz Onun edep yerini asla görmedigini söyler… (Es-Samâilul’l-Muhammediye)
Allah’in Resûlü insanlari hayâya tesvik eder, hayânin, imânin bir parçasi oldugunu ifade buyurur, onlari harama gitmekden sakindirirdi.
Bir gün bir genç geldi ve Ondan zinâ etmesine izin vermesini istedi. Huzurda bulunan sahabiler, onu susturmak istedilerse de, O, “birakin yanima gelsin” buyurdu.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, yanina gelen gence sirayla:
“Bu kötülügün anana, kizina, kiz kardesine, halana, teyzene yapilmasini ister misin?” diye sordu.
Genç her defasinda “Hayir, istemem” diye cevap veriyordu. Bunun üzerine Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de: “Insanlar böyle bir kötülügün kendi akrabalarina yapilmasini istemezler” buyurdu. Ve elini gencin gögsü üzerine koyarak” Allah’im, bunun günahlarini afvet, kalbini ve edeb yerini haramlardan koru” diye dua etti. Bu genç bir daha böyle bir kötülüge dönüp bakmaz oldu. (Ibn Hanbel, 256-257 M. Zekâi Konrapa, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem)


– Bu yazı Sadık DANA’nın Hizmet İnsanı isimli kitabından derlenmiştir. Yayınevi: Erkam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir