Edep Ya Hu!

Eskiden tekkelerin girişlerine yazılı olan “Edep Ya Hu” cümlesini bu mübarek zamanlarda hatırlamak gerekir. Edeb imanın yıldızıdır. Edebini kaybedenin imanının yıldızı sıyrılmıştır.

Edep, bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgi anlamında kullanılan bir terimdir. Terbiye, kavlen, fiilen insanlara lütuf ile muamele etmek, güzel ahlak, usluluk, haya, sünnete uygun hareket etmek demektir.
İnsanı, diğer canlılardan ayıran en belirgin özellik, akıl ve hayadır. Çünkü insan, ancak bu iki meziyetiyle güzel ahlak ve edep sahibi bir kişiliğe kavuşur. Doğuştan insanda var olan utanma hissi, onu, kendiliğinden bazı tedbirler almaya sevk eder. Nitekim en ilkel toplumlarda insanların, ağaç yapraklarından elde ettikleri veya bitki liflerinden ördükleri parçalarla örtünmeleri, bunun açık bir delilidir. Böyle bir his, akıl ve imanla birleşince, o zaman, çoğunluğun benimsediği ahlak ve edep kuralları, daha belirgin bir biçimde ortaya çıkar. HELAK OLUR
Peygamber Efendimiz İbn Mace’de geçen bir hadis–i şeriflerinde şöyle buyurur: “Allah bir kulunu helak etmek isterse ondan hayasını alır. Hayası alındığında onu hep uğursuz bulursun. Onu hep böyle bulduğunda emanet duygusunu da yitirir. Yitirince onu hep hain olarak görürsün. Onu bu halde görünce merhamet duygusunu da kaybeder. O bu hale düşünce onu kovulmuş bir halde bulursun. En son onu öyle bir halde görürsün ki İslam halkası artık onun boynundan alınmıştır.” Edeb, nefsi gerektiği şekilde terbiye etmek ve güzel ahlâk ile süslemektir. Edeb, insanın mutlak bir fazilet kaynağıdır. Cennet’teki makamlara, amel ve edeple ulaşıldığını da her zaman hatırlamak gerekir. Tasavvuf ehli ise edebi, ’’Ma-fevkini (üstündekini) çok görmemek; ma-dununu (aşağısındakini) tahkir etmemek, herkesi haliyle hoş görüp Halık’ın hatırı için mahluka merhamet edip sevmektir’’ şeklinde tarif ederler. Gönüller sultanı Mevlana edep konusunda şunu söyler. ‘Edepsiz, yalnız kendine kötülük etmez;bütün çevreye ateş salar. Şu gök, edep yüzünden ışıklarla dopdolu bir hale gelmiştir; melek edep yüzünden suçtan arınmıştır, temiz olmuştur’
Edepten nasibini alamamış kimsenin milletine faydalı olması mümkün değildir. Edep hali olmayan kişi hem kendine hem de çevresine zarar verir. İnsan, kendisini her türlü beladan koruyan edep tacını bir an önce giymek zorunda olduğunu unutmamalıdır:
Edeb bir taç imiş nur-ı Hüda’dan
Giy ol tacı emin ol her beladan
Divanı Kebir’de sık sık edep kavramına yer veren Mevlana şöyle der: Ademoğlunun eğer edepten nasibi yoksa adem değildir, Ademoğluyla hayvan arasındaki fark edeptir, Gözünü aç da bak cümle Kelamullah’a, Kur’an’ın bütün ayetlerinin manası edepten ibarettir.
Hak aşığı Yunus Emre’de şöyle der :
Ehli diller arasında aradım, kıldım talep.
Her hüner makbul imiş, illa edep illa edep.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir