Edward Said: “Kendini arayan adam”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı, geleceğe iz bırakacak çok önemli işlere imza atıyor. Geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen Uluslar arası Oryantalizm Sempozyumu bu önemli işlerden biriydi. Edward Said anısına yapılan sempozyuma, dünya çapında üne sahip bilim adamları ve düşünürler çağrılmıştı. Sadece konuşmacılar değil, dinleyiciler de kalabalık ve ilgiliydiler. Sabahın erken saatlerinde CRR’nin önünde uzun bir kuyruk oluşturan gençleri görmek, Türkiye’nin geleceği açısından sevindirici ve umut vericiydi aynı zamanda. Televole kültürünün dört bir taraftan pompalandığı ülkemizde, gençlerin böyle ciddi kültür etkinliklerine ilgi duyması, aslında çok güzel bir mesaj anlamına geliyordu. Salonu hınca hınç dolduran ve Anadolu’nun farklı yerlerinden gelmiş olan dinleyiciler, büyük bir ilgiyle konuşmaları izlediler.

Edward Said bu manzarayı görseydi çok mutlu olurdu herhalde. Zira onun en önemli mesajı şuydu: “Kendi kültürünüzü okuyun” . Uyanışın önemli işaretlerinden bir buydu çünkü. Edward Said de öyleydi çünkü. Batı dünyasında yaşadığı halde hep “öteki” olarak algılanmış ve bunu hissettikçe köklerine daha çok sarılmış bir aydındı o. Bir ara, Filistin’de çocuklarla birlikte taş atarken görülmüş. Yahudiler hemen onu çalıştığı üniversitenin rektörüne gammazlamışlar. Ve rektörün cevabı şu olmuştu: “ Ama o bir entelektüel”

İşte ona duyulan ilgi ve muhabbetin sırrı bu samimiyeti. Canavarlaşan Batı’ya karşı, adeta doğunun vicdanıydı o. Sempozyumda konuşan Prof. Mustafa Al Azami, Bat’nın sinsi planları konusunda İslam dünyasını şöyle uyarıyordu: “Müslümanlar, oryantalistlerin İslami çalışmalar üzerindeki otoritelerini reddetmeliler. Çünkü onlar Hz.Muhammed’i peygamber olarak görmüyorlar.” Bu anlayışla ortaya konan bir İslam algısı ne kadar sağlıklı olabilir ki? Bu ön kabulle yola çıkan bir araştırma nereye varır? Bu düşünceyle yazılan bir kitap, makale veya ansiklopedi ne verebilir bize?

Hindistan asıllı ve Edward Said’i yakından tanımış, teorinin doğuşuna tanıklık etmiş biri olarak Prof. Gayatri Chakravorty Spivak ilginç bir noktaya temas etti: “Haçlı seferlerinden dolayı Batı hiçbir zaman özür dilemedi; çünkü ortada çok büyük bir kabahat var. Ama aynı Batı, Ermeni tehcirinden dolayı Türkiye’nin özür dilemesini bekliyor.”

Avrupa’nın birçok konudaki çifte standardına da dikkat çeken Spivak, “Laiklik anlayışı üzerinde yeniden düşünülmesi gerekiyor.” dedi ve “özel alan” ile “kamu alanı” ayırımının doğru olmadığını hatırlattı.

Batı, daha iyi sömürebilmek için yol haritası olarak kullanıyor bilimi. Şimdi yine aynı yöntemlerle Büyük Ortadoğu Projesi’ni hayata geçirmek istiyorlar. Papa’nın ziyareti bile bu işin diplomatik ve kültürel ayaklarından biri. AB ilişkileri, ABD’nin saldırıları, BOP, Filistin-İsrail problemi ve daha birçok konuyu anlayabilmek için Oryantalizm’i iyi okumak gerekiyor. İşte Edward Said, ilk defa “oryantalizm” teorisini keşfetmekle adeta Batı’nın ipliğini pazara çıkaran bilgindir. Bu bakımdan onun düşüncelerini anlamak ve onun dediği gibi, kendi kültürümüzü daha çok okumak zorundayız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir