EĞİTİM SİYASETE KURBAN OLMASIN

Akpartinin seçim beyannamesinde okul sayısındaki artış, anaokullarındaki artış oranları güzelce verilerek 2013 yılı ve 2023 yılı için hedeflerin de belirlendiğini görüyoruz. Bunların hepsi güzel…


Hatta yeni müfredat programının uygulanmasından, OKS sistemindeki reforma ve bu reformun ÖSS için de düşünüldüğüne varıncaya kadar birtakım sözler ve vaadler yazılmış. Bu da güzel. Meslek liselerinin piyasanın ihtiyaç duyacağı insan gücünü oluşturacak okullar haline getirilmesi ve meslek liselerinin okul sayısında artış sağlanacağı öğrenci sayısının arttırılmasının hedeflendiği de belirtilmiş. Bu da gayet güzel.



Ancak 22 Temmuz 2007’de yapılan seçimden önce yazılan ve yayınlanan bu metnin üzerinden 9 aydan fazla zaman geçti. Seçimden önce söylenen bütün bu gelişmelerden neler yapıldı?
Bunları anlamak için de önce TBMM yasa teklifleri ve taslaklarına bakıyoruz.
Meclis sitesinde yayınlanan yasa tekliflerine bakılırsa eğitim konusunda daha çok yeni üniversitelerin açılması düşünülüyor.


Oysa eğitim sistemindeki sorunları çözecek, yeni gelişmelere göre eğitimde reformlar yapacak bir tek çalışma görünmüyor.
Milli Eğitim çevrelerine, eğitim yöneticilerine, öğretmenlere sorduğumuzda benzer şeyler duyuyorsunuz. İlköğretimde yapılan son değişiklikler çok yerinde ve çocuklarımızın geleceği için herkes umutlu.



Çocuklar bu şekilde daha iyi öğrenecekler, ezbercilikten kurtulacağız. “Yaşayarak, uygulayarak öğrendikleri için, öğretmenler sadece yol gösterici oldukları için daha modern bir eğitim sistemi olacak” diyorlar. Ama enteresan olanı bu cümleleri aynen bu şekilde öğretmenler de sarfediyor. Bir yıldan fazladır sistemi uygulayan ve “yapıyoruz” demesi gereken öğretmenler hala “olacak”, “yapacağız” diye konuşuyorlar.
Milli Eğitim Müdürleri “evet, okullara bağış yapmanızı istemiyoruz, ancak okullara yeterince ödenek ayıramadığımız da bir gerçek” diye başlayan ve “makbuzla yapılan bağışlarla nereye gittiğinden eminseniz bağış yapın” demeye getiriyorlar.


Bunların hepsi, yani bina, kaynak, fizik mekan v.s. Bunların hepsi eğitimin özüyle ilgili şeyler değil. Eğitim ortamını hazırlayarak bütün çocuklarımızın eğitilmesini sağlamak bir yere kadar önemli. Ancak eğitimin özü diyeceğimiz, müfredat, çocukların nasıl eğitileceği, neler öğretileceği, hangi kültürün verileceği, hangi erdemlerin kazandırılacağı, hangi tür bir vatandaş yetiştirileceği konularında ne kadar çalışma yapılıyor.



Öğretmen yetiştiren kurumların programları günümüz teknolojisine ve gelişen globalizasyona göre yenilenmiş midir?



Mevcut öğretmenler ne kadar kendilerini geliştirebilmişlerdir? Öğretmenlerin kendilerini geliştirebilmeleri için onlara ne tür imkanlar hazırlanmıştır. Yoksa hala geçim derdinde olan öğretmenler değil kendilerini geliştirmek her geçen gün körelmekte midirler?
Öğretmenler kitap okuyor mu? Derse ne kadar hazırlanıyor, kültürel çalışmalar ne kadar katılabiliyorlar?
Kısacası ve özetle eğitim kalitesini arttırmak ve muasır medeniyet seviyesine getirebilmek için Milli Eğitim Bakanlığının çok çalışması ve çok kaynak ayrılması gerekiyor.



Göründüğü kadarıyla böyle hummalı bir çalışma yok. Çünkü eğitim alanına yapılan yatırım ortalama 30 yılda meyvesini verir. Oysa siyasiler daha çok birkaç ayda sonuç verecek çözümler peşindeler. Yani günü kurtarmak derdindeler.
Umarım ben yanlış biliyorumdur da eğitim siyasete kurbn edilmiyordur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir