El Kaide, “Allah’ın kaidesi”ymiş!

Bu köşede yayınlanan “Sensin faşist, hem de Hristiyan faşist” başlıklı yazı, Netpano e-posta grubunda da aynen yayınlanmıştı. Gruba, bu yazıya karşılık ilginç bir cevap geldi.

Öyle bir cevap ki, bize bilmediğimizi öğretmeye and içmiş gibi… Takma isimli bir e-posta adresiyle gönderilen cevabın daha ilk cümlesi, şöyle: “EL KAİDE = Allah`ın Kaidesi manasına gelen bu kurum İsmini Kur`an daki bir Ayetten almaktadır…”


Bu şahsın “el Kaide” hakkında hiçbir şey bilmediği, bu cümleden belliydi. Zira, söz konusu teşkilâtın asıl ismi “El Kaide” değil, “el-Qayeda” (el Kayeda) idi. Herkes tarafından bilinmektedir ki, bu isim, Türkçe`ye girerken, El Kaide şeklinde, biraz da kasden bozularak girmiştir. Bu durumda, elbette, ismin anlamı, “Allah`ın kaidesi” anlamına gelmez. Asla ve asla böyle bir anlamı yoktur. Bu isim, Kur`an`daki bir âyetten de alınmamıştır.


El Kaide`yi, “Allah`ın kaidesi” olarak sunmak, açık ve seçik biçimde, tahrifattır, cehalettir, iki yüzlülüktür, boş ve aptal bir propagandadır.


İsmin kaynağı, şudur: Ladin, Afganistan`da Sovyetler`e karşı silahlı operasyonlara başladığında, kendisine bağlı mücahidlerin ayrıntılı “kayıt”larını tutuyordu. 1986-1989 arasında, elbette el-Kaide diye bir teşkilâttan bahsetmek mümkün değildir. Ancak oluşumun çekirdeği bu tarihlerdedir. Ladin, mücahidlerin değişik İslâm ülkelerinden (bu arada Türkiye`den) Afganistan`a gelmesi dolayısıyla, bu gönüllüler hakkında ayrıntılı bilgiler edinmek istiyordu. Tuttuğu bu kayıtlar, daha sonra, (muhtemelen Arapça ve Peştun Dili karışımı) “Kaydolanlar” anlamında, “el Kayeda”ya dönüşmüştür. “el-Qayeda”, aynı zamanda, Merkez Komutanlık anlamında kullanılıyordu. Bakınız: “Who is Ossama bin Laden?- Personal Biography”, Saad Farage, Iraqi Activists, 2001.


CIA`in bu dönemde Afgan mücahidlerine ve dolayısıyla Ladin`e aktardığı kaynağın, yaklaşık olarak üç milyar dolar olduğu söylenmektedir. Sonuç olarak, Ladin, sadece Afgan mücahid hareketine Müslüman ülkelerden ve Suud`dan aktarılan paralarla değil, aynı zamanda, ABD-İsrail ittifakının temsilcisi CIA`in paralarıyla da beslenmiş ve büyümüştür.


Ayrıca, Ladin`in kardeşleri ile Bush`un kardeşlerinin aynı uluslararası şirkette ortak olduğunu duymayan kalmamıştır. Peki, bu ilişkinin kaynağı ve sebebi nedir? Usame bin Ladin`in Suud ülkesindeki ailesiyle ilişkisinin kesik olduğunu veya ailesiyle arasının bozuk olduğunu söyleyerek bu ilişkinin derinliklerini araştırmaktan uzaklaşabilir miyiz? Elbette hayır. Zira, bu ilişki için ne Ladin ailesinin ne de Bush ailesinin seçilmesi, tesadüfî olayların sonucunda gerçekleşmemiştir.


İlişki, bilinçli ve kökü oldukça eskiye dayanan derin bir ilişkidir ve Usame bin Ladin ile el Kaide`nin bütün hareketlerini şüphe altında bırakmaktadır. Açıkçası, Bush ailesinin ve Cheney`in CIA döneminden beri petrol şirketleri aracılığıyla yürüttükleri CIA operasyonları, sebep-sonuç ilişkileri açısından mükemmel doneler sunmaktadır. Ladin Ailesi`nin bugün, her şeye rağmen Suud Krallığı`nın en yakınındaki aile olduğunu, yine dünya âlem bilmektedir.


Suudîlerin başından beri tamamen ABD-İsrail ittifakının işbirlikçisi olduğunu düşünmek de bir başka sığ ve bilgisiz yaklaşımın ürünüdür. Evet, görünüşte durum hep böyledir. Ancak İkinci Körfez Savaşı`ndan daha çok önce, durum değişmiştir. Suud Krallığı, ABD-İsrail politikalarının baş teorisyenlerinden Richard Perle`in (Karanlıklar Prensi) Rand şirketi tarafından Washington`da, Pentagon`un üst düzey askerî danışmanlarına 2002`de verilen 28 Şubat tipi brifinglerde, “Baş Düşman” ilân edildi: “Suudîler, planlayıcısından finansörüne, eylemcisinden silahlı militanına, ideologundan şakşakçısına kadar her seviyede terör zincirinin aktif olarak içinde”


Brifingde, Suudîler`e terörizme destek olmayı durdurması yönünde ültimatom verilmesi, aksi halde petrol sahalarına ve ABD`deki mal varlıklarına el koyma tehditleri savuruldu ve Suudî Arabistan, “Şeytanın özü, baş taşıyıcısı ve Orta Doğu`daki en tehlikeli rakip” olarak tanımlandı. Bakınız: Briefing Depicted Saudis as Enemies by Thomas E. Ricks, http://www.washingtonpost.com/wp-dyn/articles/A47913-2002Aug5.html


Eh, aynı sözleri el Kaide ve dolayısıyla Ladin de söylemiyor mu? Şu işe bakın ki, ikisi de aynı söylemi kullanıyor. Ne tesadüf!


Ve bugün Suud, kendi ülkesinde eylemcilerini silahla susturduğu el Kaide`ye Irak`da destek vermektedir. Sadece ve sadece, petrol üretimindeki en yakın rakibini bertaraf etmek için… Durum bu kadar açık ve vahimdir. ABD-İsrail (veya Evangelist-Siyonist) ittifakının sinirleri, buna bozulmaktadır.


Ve elbette İslâm, bütün bu cahil ve çıkarcı, saldırgan ve felsefeden bihaber adamların eline bırakılamayacak kadar değerlidir. El Kaide`nin İslâm için savaştığını zannedenlerin ne kadar büyük bir yanılgı içinde bulunduklarını görmek için, 11 Eylül 2001`e bakmak yeter de artar bile.


Uzun yıllar önce Bush`un da içinde bulunduğu grup tarafından uygulanamayan plana alet olmak veya bu eylemi İslâm`ın yeni Haçlı seferlerine karşı zaferi sanmak kadar aymazlık içinde bulunarak, İslâm`a hizmet edilebilir mi? Felsefeden yoksun bulunanlar, İslâm`ı püriten ve 1400 yıl önceki şekliyle yaşadıklarını zannedenler, bu ayırımı yapamayacak kadar plastik çiçek tutkunudur!


Hazret, son olarak şöyle buyurmuş: “Ayrıca Usame ve El Kaide Vehhabi değildir… İslami Mücahidlerin Her Alanını barındırmaktadır… İçlerinde Ağırlıklı olarak Hanbeli Mezhebi, Şia veya Selefi vardır Usame Müçtehid ve Hanbeli Mezhebinden Sünnidir… Ebu Zarkavi de Sünnidir… Her İkisi Şeyh`tir… İslam`daki Kutsal Toprakları Savunmak İçin İslam Devletlerinin Abd-İsrail tarafından Ehlileştirilmesinden sonra El Kaide kurulmuş ve de İslam`ın “Zaruret İlkesine“ göre İçtihadlar Yapmışlardır… Usame her Fetvada 8-9 Diğer Şeyh veya Ulemanın İmzalarını da Dahil etmiştir… Günümüzde Yusuf El Karadavi, Hayrettin karaman gibi tanınmış İslam Alimlerinin bugün Açıkladıklarını Usame o zaman açıklamıştır…”


Elbette, Ladin de, el Kaide de, Vehhabîdir. Her ne kadar bu açık olarak deklare edilmese ve harekete katılanlar değişik (Sünnî) mezheplere mensup bulunsalar da, varılacak yolun sonuna bakıldığında, bu, açık olarak görülebilir.


Selefîlik bugüne uzanan çizgisinde, Vehhabîliğin “özü” ile buluşmuştur. Püriten İslâm anlayışı, 1400 yıllık medenî ve kültürel birikim ile felsefenin reddi, tasavvufun inkârı, sonuç olarak yol açtığı kültürel sığlık ile bütün yalanları ele vermektedir.


23 Ağustos 2006


http://www.iksyayinlari.com


 






Sayın ELPEN;

Türkiye`de el-Kaide olarak da bilinen terör örgütünün ismi, sizin belirttiğiniz gibi “el-qayeda” değildir.

Asıl ismi şudur: “Tanzimul Kaidetul Cihad”. El-Kaide, Mısır`daki Eymen ez-Zevahiri`nin liderliğini yaptığı el-Cihad adlı örgütle birleştikten sonra bu ismi almıştır. Yani bu terör örgütünün bu birleşmeden önceki ismi “Tanzimul Kaide” dir.

Sizin iddia ettiğiniz “kayede” gibi şeyler sadece uydurmalardır. Birazcık arapça bilen bir kimse bunun yalan olduğunu anlar. Diğer taraftan, Kaide, kural demektir. Tanzim ise teşkilat örgüt anlamına gelir.

“Allah`ın kaidesi” meselesine gelince: “Kaidetullah” olsaydı, doğru o anlama gelirdi. Fakat Allah lafzı gelmediği için, “Allah`ın kaidesi” gibi bir anlama gelmesi de mümkün değildir. Orjinali yanda yazdığı gibidir: تنظيم القاعدة

Şunu belirtmeme müsaade ediniz. Yazınız büyük bir kısmına katılmamak elde değil.

Ömer ÇELİK

29/01/2010

“El Kaide, “Allah’ın kaidesi”ymiş!” üzerine bir düşünce

  1. Cemaat – ul kaide lideri usame(allah ondan razi olsun ve şehadetini kabul etsin) hiç bir zaman teorik ve pratik anlamda batı emperyalistlerle is birliği yapmamış bunu hiç bir belge ve görsellik ispatliyamayanlar genelde zan üzere yani süper üzere teoriletmislerdir.Analizciler magazin vari açıklaması USAME USA diye yani ABDnin ingilizcesi çıkarmışlar somut bir delil asla bulamamislardir lakin olmayan bir şey var edilemez.ayrica islam kaideleri zahire göre hükmeder zahire görünen neyse Müslümanlar gibi giyinen di. Müslümanlar gibi yer içedi bizim kiblemize egilirdi bu adamı biz nasıl tekfir edelim lakin islam şahısları bağlamaz Velhasıl velevki sizin dediginiz gibi olsun ajan olsun ozaman o onun sorunu hesap günü kendi verir hesabını biz gene niyetleri izle amel eder o şekilde diriltiliriz.hasbunallahu venigmel vekil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir