Elektronik Devlet Düş mü Gerçek mi?

Elektronik’in ‘e’si; sadece ekonominin, ticaretin, paranın başına gelmekle kalmayıp, şimdi de devletin başına geliyor… Peki bu yeni kavram düş olarak mı kalacak, yoksa gerçeğe dönüşebilecek mi?

Elektronik’in ‘e’si; sadece ekonominin, ticaretin, paranın başına gelmekle kalmayıp, şimdi de devletin başına geliyor… Peki bu yeni kavram düş olarak mı kalacak, yoksa gerçeğe dönüşebilecek mi
İkinci bir sanayi devrimi olarak karşımıza çıkan bilgi çağı; her yeni günde hayatımıza yenilikler getirmekte. İletişim alanında çığır açan bir zamanların televizyonu ya da telefonu o dönemde yaşayan insanlar için ne ifade ettiyse; teknolojinin getirdiği son yenilik olan İnternet de bizim için aynı şeyleri ifade etmektedir. İnternetin hayatımıza girmesiyle birlikte elektronik’in ‘e’sini ilk olarak “elektronik posta” ile tanıdık. Daha sonra ticaretin İnternete sıçramasıyla elektronik ticaret kavramı hayatımıza girdi. Şimdi de ‘e’ devletin başına geliyor; yepyeni bir kavram olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Peki bu elektronik devlet nedir? Elektronik ya da dijital devlet, vatandaşlara ve kurumlara daha etkin hizmet götürmeyi sağlayan bir alt yapıyı oluşturmak için; tüm bürokrasinin elektronik ortama taşınması anlamına gelmektedir
Her gün içinde yaşadığımız bilgi çağı, sadece gündelik hayatımızı etkilemekle kalmamakta aynı zamanda ekonomiye, ticarete yepyeni boyutlar getirmektedir. Bunun son durağı ise; kurumların ve vatandaşların devletle olan ilişkisine yeni bir soluk getirecek olan elektronik devlet kavramıdır

Tarih boyunca tüm diktatörler, yönettikleri kitlelerle ilgili her türlü enformasyonu, tek elde toplamak istedikleri gibi, bunların yayılmasını, gerekirse şiddete de başvurarak, sınırlandırma çabası içinde olmuşlardır. Geçmişte, teknolojinin yetersizliği ya da sadece merkezi otoritenin elinde bulunması da bu amaca hizmet etmiştir. Yönetilenler (tebaa) çoğu kere, yönetenlerin eylemlerinden haberdar olmamışlardır. Bu yüzyılın başında Çin’e giden Batılı gezgin, iyi yürekli kraliçelerinden bahseden Çinli’ye, kraliçenin on yıl önce öldüğünü söylediğinde, Çinli’nin hüngür hüngür ağladığını yazmıştır. Oysa şimdi durum tersine dönmüştür; binlerce kilometre uzaktaki sıradan insanlar bile, sıcak bir savaşın gelişmesini, ayrıntılı bir biçimde canlı yayından evinden izler hale gelmiştir

Elektronik devlet sistemine tam olarak geçildiğinde, bundan sokaktaki vatandaşın bir takım faydaları olacak; örneğin vergisini yatırmak isteyen vatandaş, saatlerce vergi dairelerinin önünde kuyruk beklemek zorunda kalmayacak… Yeni millenium dediğimiz 2000 yılında eve saatlerce hapis olarak sayım memurlarını beklediğimiz günler geride kalacak… “Adalet mekanizması ağır işliyor” şeklindeki sözler son bulacak… Kamu ihaleleri İnternetten yapılacak… Diğer bir anlatımla, bürokrasi hantal ve bezdirici yapısından kurtulacak, her vatandaşa etkin hizmet gelecek, toplumun her kesiminde kalite yükselecek ve herkes düşlerindeki “şeffaf devlete” kavuşacak. Tüm bunları gözlerinizi bir an kapatıp düşleyin… Öyle bir devlet düşleyin ki; hepimiz birer vatandaş olarak Meclis’teki milletvekillerinin elektronik posta adreslerine içlerinde düşüncelerimizin olduğu birer elektronik posta gönderebilelim… Öyle bir devlet düşleyin ki; Başbakan; asteğmenin teğmenliğe terfi etmesine, bir uzman doktorun ücretsiz izninin uzatılmasına, iki köy arasındaki sınırın yeniden belirlenmesine ya da ataşe yardımcısı atanmasına dair kararları imzalamakla zaman kaybetmesin

Bütün bunlar güzel düşler… Bugün hayata geçirilirse ne gibi sonuçlar elde edilir? Öncelikle elektronik devletle, tüm bürokrasi elektronik ortama taşınacak. Taşınacak taşınmasına da ülkemizde bunun için yeterli altyapı var mı ya da elektronik ortam yeterince güvenli mi ya da biz Türkiye olarak bu değişime hazır mıyız? Değişime hazır mıyız diye soruyorum çünkü ciddi anlamda sistem değişecek. Vatandaş, evinden ya da İnternete ulaşabileceği herhangi bir yerden Meclis’teki milletvekiline elektronik posta atacak. Başka bir anlatımla vatandaş bugüne kadar seçtiği vekiline duyuramadığı sesini duyuracak. Alışageldiğimiz sistem daha etkin işleyecek. Tabii bir de sözü edilen, arzulanan “şeffaf devlete” kavuşmak var. Bunu dile getirirken acaba hep tek taraflı mı düşündük? Devletin şeffaf olması, bir taraftan bizim öğrenmek istediğimiz tüm bilgiye erişebilmemiz anlamına gelmekteyken, diğer taraftan da devletin bizimle ilgili istediği tüm bilgiye ulaşması anlamına gelmektedir. Diğer bir anlatımla, devletin de bizim alışkanlıklarımızı, ne yiyip ne içtiğimizi, ne satın aldığımızı ya da sattığımızı, kan grubumuzu, çocukken hangi hastalıkları geçirdiğimizi ya da neye alerji olduğumuzu, ne kadar gelir vergisi ödeyip ne kadar harcama yaptığımızı, ne zaman askere gitmemiz gerektiğini ve aklınıza gelebilecek diğer bilgilere ulaştığını düşünün… Sizce Türkiye hazır mı bu değişime? Aslında nasıl olsa bir gün hazır olsak da olmasak da bu değişim yaşanacak. Toplum olarak değişime hazır olduğumuzu ya da değişimin başladığını varsayarak devam edecek olursak; şimdi de madalyonun diğer yüzüne bakalım ki burada da karşımıza elektronik ortamın ne ölçüde güvenli olduğu sorunu bulunmaktadır. İnternet ortamında henüz güvenliğin tam olarak sağlanamaması -her ne kadar SSL ya da SET olsa da- tüm mahrem bilgilerin elektronik ortamda olması kedinin önüne ciğer koymaya benzetilebilir. Çünkü hacker adı verilen ve bu işi meslek haline getiren insanların bu tip bilgilere ulaşması tehlike arz etmektedir. Örneğin; “aşk virüsü diye adlandırılan virüs, İngiliz Parlamentosundan CIA gibi istihbarat kuruluşlarına kadar yayılarak-üstelik büyük güvenlik halkaları içinde durduğu sanılan-uluslar arası yapıları bilgisayar aracılığıyla vurmuştur.”2 Bir de şeffaf devletin getireceği bilgi hazinesinin kötüye kullanma riski bulunmaktadır. “Nitrogliserini bulan Nobel, bu buluşu dolayısıyla insanlık için yarattığı tehlike ve zararların bir ölçüde bağışlanması amacıyla, kendi adıyla anılan bilim, sanat ve barış ödülünü ihdas etti. Nükleer füzyon konusunda çığır açan çalışmaları yapmış olan bilginlerin çoğu barış hareketlerinin en ateşli katılımcıları oldular.”3 Başka bir anlatımla, bir taraftan elektronik devletle ilgili çalışmaları sürdürürken, diğer taraftan da bu tip riskleri ortadan kaldırmak amacıyla alınması gereken önlemler ihmal edilmemelidir

Aslında Türkiye sınırları dışına çıkarsak, dünya üzerinde bu düşlerin hepsi olmasa da bir kısmını gerçeğe dönüştüren ülkeler mevcuttur. Örneğin; İngiliz Hükümeti, 2008 yılında tüm kamu hizmetlerinin elektronik ortamda yapılabileceği ve elektronik devlete geçişin tamamlanacağını duyurmuştur. Yine İngiltere’de 2002 yılına kadar tüm okul ve kütüphanelerin İnternet bağlantılarının sağlanması planlanmaktadır. Brezilya’da gelir beyannamelerinin yüzde 85’i İnternet üzerinden doldurulmaktadır. Finlandiya’da ise 2002 yılında tüm devlet işleri elektronik ortama taşınacaktır. “Dünyada dijital alt yapıya en çok önem veren ülkelerin başında Güney Asya ülkeleri geliyor. Malezya 20 milyar dolarlık ve 20 yıllık bir projeyle “Multimedia Süper Koridoru” yaratmayı hedefliyor. Fiberoptik ve ileri teknoloji altyapısını temel alan bu proje yeni araştırma imkanları ve hazırlanan siber kanunlarla dijital ekonomiye yeni bir hayat alanı yaratmayı hedefliyor. Süper koridor kurulduğunda teknoloji şirketleri Cybergyra adı verilen bir kentte konuşlanacaklar. Devlet, başbakan da dahil olmak üzere başkent Putrajaya’da olan yönetimlerini, elektronik olarak çalışacağı yere yani dijital hayata taşıyacak.”4 Florida’da ise; halk yerel yönetime doğrudan bilgisayar üzerinden ulaşıp her türlü isteğini söyleyebileceği günlere kavuşmak için gün sayıyor. Almanya; eğitim, sanayi ve teknoloji bakanlıklarını birleştirerek, geleceğin bakanlığını kurmak için çaba gösteriyor. “Slovenya, bağımsızlığını kazandıktan sonra anayasasını hazırlamak için belli kişilere sorumluluk veriyor. Hazırlanan tüm dokümanlar elektronik ortama aldırılıp, oradan onaylanıyor ve herkesin kullanımına sunuluyor.”5 Tüm bunlar proje kapsamında ve henüz tam olarak hayata geçmemiş uygulamalardır. Ancak dünyada elektronik devleti tam olarak hayata geçiren, elektronik devleti, hayal olmaktan çıkaran bir ülke bulunmaktadır. Singapur… “Doğum kayıtlarını tutmaktan, emeklilik formu doldurmaya kadar çok sayıda işlemi fareye tıklayarak gerçekleştiren Singapurlular’ın on-line vergi yatırma oranı yüzde 40’dır

Dünyadaki bu projelerden sonra ülkemizdeki projelere baktığımızda; ülkemizde henüz yaygın örnekleri olmamasına rağmen; ehliyet, pasaport başvuruları, sosyal güvenlik primleri ile vergi ödemeleri gibi uygulamalar ile elektronik devlete geçişin sağlanmasının planlandığı görülmektedir. Ülkemizdeki elektronik devlet uygulamalarına bir göz atacak olursak; Gelirler Genel Müdürlüğü, İnternet vergi dairesi adı altında vatandaşlara internetten bazı vergileri ödeme hizmeti vermektedir. (www.gelirler.gov.tr) Bu hizmetin ne şekilde olduğunu açacak olursak; bu vergi dairesi; motorlu taşıtlar vergi dairesi ve kurumlar vergi dairesi olmak üzere iki sistemden oluşmaktadır. Ancak bu iki sistemi kullanabilmek için bağlı olduğunuz vergi dairesinin otomasyona geçmiş olması gerekmektedir. Aksi takdirde İnternet üzerinden vergi ödenememektedir. İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere motorlu taşıtlar vergi dairesinde on yedi, kurumlar vergi dairesinde ise yirmi bir şehrin vergi dairelerinde otomasyona geçilmiştir. Bu sayının ne kadar düşük olduğu, ülkemizdeki şehir sayısını göz önüne aldığımızda ortaya çıkmaktadır. Diyelim ki İstanbul’da yaşıyoruz, acaba bu; İnternetten motorlu taşıt vergisini yatırabileceğimiz anlamına geliyor mu? Tabii ki hayır. Bürokrasi (!) burada da karşımıza çıkıyor ve İstanbul’da yaşayan bir vatandaşın İnternetten motorlu taşıt vergisini yatırabilmesi için “internet hizmeti kullanım başvuru formunu” doldurması gerekiyor. Bunu da hallettikten sonra artık rahatlıkla yılda iki kere yatırdığımız motorlu taşıt vergisini internetten yatırabiliriz. Ülkemizdeki bir diğer elektronik devlete ilişkin çalışma da Adalet Bakanlığı’nın Ulusal Yargı Ağı Projesi’dir. “Anayasa’nın 141’inci maddesini hatırlatan Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Daire Başkanı Osman Bölükbaşı, adalet hizmetlerinin hızlı, güvenilir ve ekonomik olarak yürütülmesinin yargının görevi olduğunu söyleyerek ‘Bu görevin en az maliyetle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için mahkemelerin, Cumhuriyet başsavcılıklarının ve diğer yardımcı birimlerinin çağın en son teknolojik olanaklarına kavuşturulması’ gerektiğini vurgulamıştır.”7 Bu projenin hayata geçirilmesiyle beraber yargının ne denli hızlı çalıştığını düşleyin… Tüm bunların proje başlığından kurtulup, hayata geçtiğini düşlemek bile insanı rahatlatmaya yetiyor bence

Dünyanın elektronik devlet konusundaki hedeflerine sistematik bir şekilde ulaşması için uygulamaya koyduğu projeler ve geldiği nokta açıkça görülürken; Türkiye’nin bunun tam tersi bir tablo çizdiği, ancak yine de elektronik devleti düşlediği, ortaya koyduğu projelerden görülmektedir
Unutulmamalıdır ki; bütün keşiflerin, bütün buluşların ardında düşler yatmaktadır. Birileri bir şeyler düşleyecekler ki, diğerleri de onları gerçeğe dönüştürsün

BOZKURT, Veysel. “İnternet’in Toplumsal Etkilerine Global Bir Bakış,” Görüş, Sayı:42, (Mart-Nisan 2000).

“E-devlet’e Doğru,” Elektronik İş ve Ticaret Dergisi, Eylül 01 2000.

“Bilişimciler E-devlet İçin ve E-devlet’e Karşı Birleşelim,” TBD Bilişim Kültürü Dergisi, Sayı:75, (Eylül), 2000.


“Ulusal Yargı Ağı Projesi,” Information Week Türkiye, Sayı:108, (4-10 Eylül 2000).


UYSAL, Nilgün. “Derin ve Dijital Devlet,” Yeni Binyıl, 25 Haziran 2000.


http://www.digitaldevlet.com/basin/yerli/2000_06_25_YB.htm


Dipnotlar


 


Veysel Bozkurt, “İnternet’in Toplumsal Etkilerine Global Bir Bakış,” Görüş, Sayı:42, (Mart-Nisan 2000), s.16.


Nilgün Uysal, “Derin ve Dijital Devlet,” Yeni Binyıl, 25 Haziran 2000,


http://www.digitaldevlet.com/basin/yerli/2000_06_25_YB.htm.


Necdet Kesmez, “Bilişimciler E-devlet İçin ve E-devlet’e Karşı Birleşelim,” TBD Bilişim Kültürü Dergisi, Sayı:75, (Eylül), 2000, s.32.


“E-devlet’e Doğru,” Elektronik İş ve Ticaret Dergisi, Eylül 01 2000, s.33.


a.g.m.


a.g.m.


“Ulusal Yargı Ağı Projesi,” Information Week Türkiye, Sayı:108, (4-10 Eylül 2000), s.58.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir