Emin Çölaşan Neden Kovuldu

Aydın Bey bir yazarı artık işine yaramadığına inandığı zaman kovar.
Şimdi de öyle olmuştur. Bazıları “Okur tepkisi Hürriyet’i zorlar” falan diyecektir. Okur tepkisi falan da olmaz. Üç beş gün mailler gelir, fakslar gelir. Sonra konu kapanır gider. Tiraj kaybı falan da olmaz.

Fatih Altaylı, Emin Çölaşan’ın kovulacağını yaklaşık bir ay önce tahmin etmişti. Altaylı neden haklı çıktığını ve tahminini dayandırdığı gerekçeyi yazdı.

Şaşırtmayan Kovulma

Emin Çölaşan kovuldu.
Bazılarınız için çok şaşırtıcı bir durum olabilir, ama benim için değil.
Bu ay içinde Çölaşan ile Hürriyet’in yollarının ayrılacağını biliyorduk.
Önceki gün Yeni Şafak’tan arayan genç bir muhabir Yılmaz Özdil’in Hürriyet’e gelmesi ile ilgili olarak “Doğan Grubu iktidarla vuruşmayı mı hazırlanıyor?” diye sorduğunda, “Onu bilmem, ama Emin Çölaşan’ı kovmaya hazırlanıyorlar galiba” demiştim.

Neden şaşırmadığıma gelince.
Hürriyet, 4 yıldır Emin Çölaşan’dan kurtulmaya çalışıyordu da ondan.
Ertuğrul Özkök, Emin Çölaşan’dan oldum olası hazzetmezdi.
Ancak hazzetmediği adamlarla da çalışabilirdi.
Son yıllarda ise Aydın Doğan, Özkök’e defalarca “Çölaşan’ı yolla” demişti.
Özkök bu talebi her defasında, “Zamanı var” diyerek savuştururdu.
Üç buçuk yıl kadar önce Çölaşan, tam Hürriyet’ten ayrılıyordu ki, Ankara’dan gelen bazı baskılar ve okur tepkisi nedeniyle son anda geri döndürülmüş, Aydın Doğan, Ertuğrul Özkök’e “Neden korktun ki” demişti.

Benim edindiğim izlenim, Özkök, Çölaşan’ın kovulması kararını kendisinin değil, Aydın Bey’in vermesini istiyordu. Aydın Bey de, Özkök’e “Gazetenin başında sen varsın. Sen kovarsın” diyordu.
Bu oyun son bir kaç yıldır böyle sürüp gitti.
Ertuğrul Özkök’ün asıl çekindiği Çölaşan’ın bir başka büyük gazeteye, daha doğrusu Sabah’a gitmesiydi.
Bu yüzden Çölaşan’a “Katlandılar”
Ta ki, Sabah tehlikesi ortadan kalkıncaya kadar.

Geçtiğimiz aylarda ya yazdım, ya da bir röportajda söyledim, “Sabah’ın yokluğundan istifade Doğan Grubu evinde temizlik yapıyor” diye.
Çölaşan’ın kovulması da işte bunun bir parçası. Doğan Grubu sırtında yük gördüğü, kendilerini zorlayan, kemikli adamlardan kurtulmaya çalışıyor.
TMSF kontrolündeki Sabah artık rakip olmadığı için ve Çölaşan’ın Sabah’a gitme şansı da kalmadığı için gönül rahatlığıyla kovdular. (1 yıl kadar önce Çölaşan yine Hürriyet’le sıkıntı yaşadığı bir dönem geçirmiş, ben de kendisine “Hürriyet’le yolunu ayırırsan, Sabah’ın kapısı her zaman açıktır” demiştim)

Komplo teorisyenleri bu kovulma ile AK Parti arasında bir bağ kurmaya çalışacaklardır.
Bence böyle bir bağ yok.
AK Parti elbette Çölaşan’ın kovulmasına memnun olmuştur, ama Aydın Doğan bir siyasi parti lideri istedi diye yazar kovmaz.
Tam aksine o yazarın varlığını bir denge unsuru olarak kullanır.
Aydın Bey’ bir yazarı artık işine yaramadığına inandığı zaman kovar.
Şimdi de öyle olmuştur.

Bazıları “Okur tepkisi Hürriyet’i zorlar” falan diyecektir.
Okur tepkisi falan da olmaz.
Üç beş gün mailler gelir, fakslar gelir.
Sonra konu kapanır gider. Tiraj kaybı falan da olmaz.
Ama Hürriyet, giderek Hürriyetliğinden çok şey kaybediyor.
Gazeteler dağcı ipi gibidir.
Bir tel kopar taşımaya devam eder.
Bir tel daha kopar yine taşımaya devam eder.
Bir tel daha yine taşır.
Eğer dağcı bilinçsizce “Bir şey olmuyor” diye düşünür.
Ama bir tel vardır ki, o da kopunca dağcı uçuruma yuvarlanır.
Emin Çölaşan o son tel midir bilmiyorum.
Ama Hürriyet’te “o” tele hızla yaklaşıldığını hissediyorum.

Fatih Altaylı/Gazeteport

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir