Eminönünde Bir Fransız Hapishanesi

Görkemli bina, Eminönü Belediyesi burayı kültür merkezi yapana kadar içene kapanık bir şekilde yaşadı. Yapılan restorasyon sonucu burnu kırık bir adamım Yunan heykellerindeki burna sahip olması gibi bir mucize oldu. Bir zamanların kasvetli hapishanesi, atların yuvası ve evsizlerin sığınağı olan bina kültürel etkinliklerin merkezi oldu.

Hapishanenin avlusu ise ayrıca güzel. Sanki hapishane avlusu değil iki kaçak sevgilinin buluşma yeriymiş gibi. Ortadaki şadırvandan etrafa su sesi yayılıyor, ağaçların verdiği serinlik insanı yaz aylarında olduğunu unutturuyor

1800’lü yıllarda inşa edilen Fransız Hapishanesi Haziran ayında kültür merkezi haline getirildi. Önceden Fransız mahkumların gün saydığı hapishanede artık kültürel etkinlikler düzenleniyor

Ayşe Sevim

Osmanlı Devleti 16.yy’da henüz çocukları büyümemiş bir anneye benziyor. Huzurlu ve mutlu bir yüzü var. Çocuklarının hepsi annelerinin dizlerinin dibinde oyun oynuyor. Hiçbiri ona isyan etmeyi aklına getirmiyor, artık onunla olmak istemediğini, kendi kaderlerini kendilerinin çizmek istediğini söylemiyor. Ama ileride bu olacak. İleride bu çocuklar büyüyecek ve Osmanlı Devleti’nin mutlu yüzüne bitmez tükenmez istekleriyle derin çizgiler kazacaklar. II. Selim işte bu mutlu zamanlarda hükümdar olan ve aynı zamanda ilk hataları yapan padişah. Kanuni zamanında en yükseğe çıkan Osmanlı İmparatorluğu oğlu II.Selim zamanında bu çok uzun merdiveni aşağıya doğru inmeye başladı. Mesela ticari canlılık getirmesi için Fransızlar’a verilen kapitülasyonlar bu dönemde genişletildi. Fransızlar’a ve daha sonra da başka yabancı devletlere büyük imkanlar sunan bu haklar 1914 yılında Osmanlı’nın I.Dünya Savaşı’na girmesine kadar artarak devam etti. İmtiyazlar yabancılara adli ve ticari kolaylıklar sağlıyordu. Aynı devletin uyruğu olan yabancılar kendi konsoloslarının uygulayacağı kendi ülkelerinin kanunlarına bağlıydılar. Böylece kapitülasyonlara göre yabancıların işledikleri suç Osmanlı mahkemelerinde ve Osmanlı kanunlarına göre değil kendi kanunlarına göre oluyordu. Fransız hükümeti suçlu bulduğu Osmanlı topraklarındaki tüccarların mahkumiyeti için bir hapishane inşa etti.

Fransız Hapishanesi ayakta

Eminönü’nün Kadırga semtinde 1850- 1900 yılları arasında inşa edilen Fransız Hapishanesi hala ayakta. Şu anda Eminönü Belediyesi tarafından “Ali Müfit Gürtuna Kültür Merkezi”ne çevrildi Fransız Hapishanesi. Bir zamanlar Fransız mahkumların parmaklıklarından baktığı, avlusunda vakit geçirmek için volta attığı, belki de memleketlerindeki sevgililerini, evlerini düşündükleri bu bina şimdi pek çok kültür severin dimağına güzellikler işleyecek. Fransız Hapishanesi’nin kültür merkezi olana dek başından geçen olaylara baktığımızda binanın sadece hapishane olarak kullanılmadığını görüyoruz. I. Dünya Savaşı çıkınca savaşa giren Osmanlı Devleti kapitülasyonları kaldırdığını ilan etmiş ve burada yabancılara ait binalara el koymuştu. Böylece Fransız Hapishanesi de diğer pek çok bina gibi Osmanlı Devleti’ne geçti. Osmanlı Devleti burayı uzun yıllar Valilik Ahırı olarak kullandı. Böylece mahkumların gezdiği avluda atlar ve seyisler dolaşmaya başladı. Cumhuriyetin ilanıyla hapishanenin kaderi yeniden değişti. Atlarla seyislerin yerini ne yazık ki bu dönemde neyin aldığı tam olarak bilinmiyor. Binanın sadece çeşitli amaçlarla kullanıldığı tarihi kayıtlara düşülmüş. İlerleyen zaman içinde bina gözden düştü ve terk edildi. 1980’lerde Fen İşleri Müdürlüğüne bağlı olarak kullanılan bina bir müddet sonra terk edildi. Evsizler, kimsesizler gelip bir zamanlar burada evlerini özleyen mahkumların yattıkları yeri kendilerine yuva yaptılar. Görkemli bina, Eminönü Belediyesi burayı kültür merkezi yapana kadar içene kapanık bir şekilde yaşadı. Yapılan restorasyon sonucu burnu kırık bir adamım Yunan heykellerindeki burna sahip olması gibi bir mucize oldu. Bir zamanların kasvetli hapishanesi, atların yuvası ve evsizlerin sığınağı olan bina kültürel etkinliklerin merkezi oldu.

Hamamı olan kültür merkezi

Binanın 400 metrekare zemine oturumlu 800 metrekare normal katı ve 300 metrekarede terası var. Eskiden kullanılan 20 oda, yemek salonu, mutfağı, hamamı artık başka amaçlarla kullanılıyor. Bunların yerine konferans salonu, tiyatro salonu, sergi salonu, müzik odası, resim odası,iki adet misafir odası (Bu arada misafirhane odalarında banyo ve tuvaletin de olduğunu belirtelim) ve pek çok birim açılmış durumda. Ama hamam aynen muhafaza ediliyor. Bir kültür merkezinde hamamla karşılaşmak insanı oldukça şaşırtıyor tabii. Gidip musluklara, duvarlardaki mermerlere dokunuyorum. Mermerlerde evsizlerin, seyislerin, mahkumların yansımasını görecekmişim gibi geliyor bana. Ama onlar buranın yeni misafirlerine gözükmek istiyorlar anlaşılan. Hapishanenin avlusu ise ayrıca güzel. Sanki hapishane avlusu değil iki kaçak sevgilinin buluşma yeriymiş gibi. Ortadaki şadırvandan etrafa su sesi yayılıyor, ağaçların verdiği serinlik insanı yaz aylarında olduğunu unutturuyor.

Önümüzdeki sezonla birlikte yani eylül ayından itibaren çini, ebru, hat, müzik, tiyatro vs derslerin verileceği sürekli sergilerin konferansların olacağı kültür merkezi şimdiden yoğun ilgi göreceğe benziyor.

Eşki Eminönü Belediye Başkanı Lütfi Kibiroğlu “Ali Müfit Gürtuna Kültür Merkezi” hakkında şunları söyledi,

Kültür Merkezi’nin 26 Haziranda açılışı oldu. Çok güzel bir açılış gerçekleşti Kültür Bakanı İstemihan Talay, İstanbul Valisi Erol Çakır, Büyük Şehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, açılışta bulundular. Oldukça kalabalık geçen açılışta Fuat Başer’in talebelerinin gerçekleştiği bir ebru sergisi de oldu. Kültür merkezimizin en büyük özelliklerinden biri sur içindeki en büyük kültür merkezi oluşu. Eylül ayından itibaren burada çok çeşitli kurslar verilecek. Hat, tezhip, minyatür, ud, kanun, ney ve benzeri sanat dalları öğretilecek. Şu anda öğrencilerden ücret almama düşüncemiz var yada öğrencilerin kurslara devamını sağlamak için sembolik bir ücret alacağız. Eylül ayıyla birlikte bu kursların yanı sıra her ay iki sergi açılacak, her hafta bir konferans yada toplantı olacak. Ayda bir kez sempozyum yapılacak. Yine şiir geceleri olacak. Şairleri çağıracağız, gelen şair hem kendisini hem de şiirini dinleyicilere anlatacak. Sanatın her dalı işlenecek bu binada. Binanın hikayesine gelince büyük şehir belediyesi burayı 1998’lerde harap bir vaziyette alıyor ve restore ediyor. 657 milyarlık bir yatırım yapılıyor binaya ve bina Eminönü belediyesine teslim ediyor. Bu binayı Kültür merkezi olarak kullanma fikri Eminönü belediyesine ait. Fransız Hapishanesi’nin aslında çok taliplisi vardı. Büyük Şehir Senfoni Orkestrası, CCR yani, Şehir Tiyatroları büyük şehir belediyesinin muhtelif müdürleri, daire başkanlıkları da istiyordu binayı. Tabii mekanın Eminönü’nde olması bizim almamızı öncelikle etkiledi ve kültür merkezi olarak kullanılması uygun görüldü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir