En çılgın kıyamet komplo teorisi

Önümüzdeki dönemlerde bölge coğrafyamız birçok olaylara gebe. Bu durum etrafımızdaki bize biçilen bir takım senaryoları karşımıza çıkaracağı benziyor. Türkçe ve İngilizce birçok sayfalarda bir takım beyin fırtınaları yapılıyor. Komplo olarak gösterilen birçok senaryolarda Kutsal kitaplarda ve hadislerde geçen ahir zaman olaylarınada göndermeler yapılıyor. Bu bilgiler doğrultusunda bakın nasıl bir senaryo çıkıyor ortaya. Bu bilgiler bir senaryo olsada hiç mi haklılık payı yok bir düşünün derim.

2004’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerini ilkinde olduğu gibi yine sandıkta yapılan sahtekarlıkla tekrar Cumhuriyetçiler, yani ABD Başkanı Bush kazanır. Evangalist-Yahudi-Şeytan ortaklığı, dünyayı kana buladıkları birinci dönemin ardından ikinci kanlı dönem paketini açma fırsatı yakalar. Bu arada plan gereği, İsrail’in Suriye ve Lübnan’ı işgal projesi, yapılan provokasyonlar ve yalan haberlerle ‘legal’ hale getirilmiştir. Suriye ve Lübnan,’ terörist ülkedir’; Hizbullah, İslami Cihat ve HAMAS gibi örgütleri desteklediği için işgal edilme fetvası ABD Kongresinden çıkar ve Başkan Bush’a savaş açma yetkisi verilir. Zaten bu sırada İsrail savaş açmıştır ve işgal tamamlanmıştır. Geriye İsrail’in açtığı pislikleri temizleme kalmıştır. ABD’nin dolarları İsrail’in korunması için akıtılır. İsrail korunurken, üç-beş ülke işgal edilmiş, milyonlarca insan mağdur olmuş önemi yoktur. İsrail, vaadedilmiş topraklarına kavuşmaktadır.

2005 yılı içinde meydana gelen Richter ölçeğine göre 7 şiddetindeki depremde Mescid-i Aksa’nın ve çoğunluğu Filistinlilere ait binaların yıkılması ile tüm dünya şoke olur. İsrail’de binalar hasar almaz, zira depreme dayanıklıdır. Herkes mabedin yıkılma nedenini bu depreme bağlar. Esasında Kudüs merkezli bu depremi yaptıran Türkiye’de 17 Ağustos 1999 depremine yolaçan ABD-İsrail teknolojisidir. İsrail’in Süleyman Tapınağı’nı bulmak için sürdürdükleri kazma işlemleri sonuçlanmıştır. Ancak tabi bir yıkımla dünyada masum rolu oynayabilleceklerini bilen Yahudiler, korkunç planının ikinci aşamasına geçerler. Depremden sonra Filistinlilerin barınacakları ev kalmaz, ancak İsrail Süleyman Tapınağı’nı ortaya çıkarır, Mescid-i Aksa tarihe karışır. Evsiz kalan Filistinli depremzedeler, başta Kanada olmak üzere dünyanın dörtbir yanına dağıtılır. Artık yeni İsrail yerleşimcileri için yer açılmıştır. Filistin diye bir ülke yoktur, zaten bu topraklarda yaşayan Filistinlide kalmamıştır. Filistin sorununa çözüm bulunmuştur!

Irak’ta ABD’nin planı gereği birbirine gevşek bağlarla bağlı üç bağımsız devlet kurulmuştur, adına Irak Federasyonu densede bu bal gibi Kondefederasyondur. Irak Ulusal Konseyi göstermelik bir bağlılık arzeder. ABD, Irak’taki 5. valisini de değiştirmiştir. Ülkede bulunan 200 bin Amerikan askeri için her yıl Kongre’den istenen 50 milyar dolarlık ek bütçeler tarihe karışmıştır, zira bu para artık Irak petrolünün satışından elde edilmektedir. Güneyde Şiiler, Kuzeyde Kürtler ve ortada Sünni Araplara kurdurulan üç devlet aslında Osmanlılının Basra, Musul ve Bağdat vilayetleri şeklinde bölgeyi yönettiği tecrübeden esinlenilmiştir. Tek farkla ki, Kerkük Kürdistan devletinin başkentidir. Türkiye, sünni bölgesinde asker sayısını 15 binden 30 bine çıkartmıştır, ancak ABD yönetimi Kürtlerin bölgesine müdahele etmeme önşartını koşmuştur. PKK, Kürdistan’da yönetim konseyinde üçte birlik pay almış ve terör faaliyetlerine son vererek siyasileşmiştir. Suriye’deki Kürtlerde Kürdistan’la birleşmek istemektedir. Ancak aradaki tampon bölgede Türk askerinin varlığı vardır, bu nedenle PKK destekli Kürtler Türk askerlerine yönelik her gün intihar saldırıları düzenlemektedir. Washington tabiki terörü kınar!

2006 yılında Irak petrollerinde üretim kapasitesini günlük 2 milyon varile çıkaran ABD, artık 11 Eylül 2001 saldırısının gerçek faili olarak gördüğü, ancak günlük 1,5 milyon varil Suudi petrolüne bağımlı olduğu için ses çıkaramadığı Suudi Arabistan’a dersini vermeye karar verir. Irak, Suriye ve Lübnan işgalleri sonrasında gerçekleşen intihar saldırılarında 10 binden fazla Amerikan askeri ölmüştür. Washington bu saldırıların Vehhhabiler tarafından organize edidiğini ve arkasında Suudi hükümetinin olduğunu açıklar. Bu ülke artık baş terörist ülkedir. Amerikan kamuoyu, ölen evlatlarının intikamının alınması konusunda doldurulur. CNN bu konuda baş provakatörlüğü üstlenir. Ve nihayet Bush, Suudi Arabistan’a savaş açar. Önce Amerikan bankalarında yatan 4 trilyon dolara yakın Arap sermayesine el konur. ABD, Irak işgalinde olduğu gibi BM’yi ve dünya kamuoyundaki tepkileri takmaz. Suud Kraliyeti devrilir, CNN bu ülkeye demokrasi ve özgürkük getirecekleri masalını anlatmaktadır. Neticede Suud petrolünede ABD el koyar. ABD, gelmez ayın 15’inde seçim yapılarak yönetimi devredeceklerini açıklar, ama aşiret savaşları ve intihar saldırılarından dolayı bunu hiç bir zaman yapamaz.

Kabe’nin işgali ve kutsal toprakların ayaklar altında çiğnenmesi tüm müslüman aleminde büyük infiale yol açar. İran, Çin ve Rusya’nın yardımları ile yaptıkları atom bombasını Tel Aviv’e atar. Bu saldırıya cevap olarak havalanan, atom bombası taşıyan İsrail uçakları önce 20 milyonluk Tahran’a doğru uçmaktadır, ancak Washington’un uyarısı ile bombalar radikal dini çevrelerin üsleri Kum ve İsfahan’a atılır. ABD Kongresi 2007 başında İran’a savaş açar, atom bombasından sonra direnmeye mecali kalmayan Tahran teslim olur. İran’da öğrenciler ayaklanır ve kanlı biçimde molla iktidarına son verirler. İsrail, İran tehditinden böylelikle kurtulurken İran’ı işgal eden ABD güçleri, İran petrolüne el koyar ve ihracatının dondurulduğunu açıklar. Bu durum petrol ihtiyacının yüzde 80’ini İran’dan karşılayan Japonya ekonomisini krize sürükler. Japonya’da hükümet üyeleri harakiri yaparak intihar eder.

2008 yılında ABD Başkanlığını seçimlerde cumhuriyetçilerden Kaliforniya valisi Arnold kazanır. ABD anayasası seçimden önce değiştirilmiş, ABD’de doğmayan Amerikalılarada başkan olma imkanı tanımıştır. 2005’de Dünya Ticaret Örgütü üyesi olmuş Çin, son üç yılda dünya piyasalarını allak bullak etmiş, ABD başta olmak üzere tüm dünya ülkelerinde işşizlik oranı 1929 krizini sollayarak yüzde 35-40’lara varmıştır. Çin mallarının istilasını ve ekonomisinin büyümesini önlemek için ABD’nin Çin’de çıkarttığı SARS ve yeni hastalıklara rağmen Çin, ABD için global bir tehdit haline gelmiştir.

Çin’in yayılmacılığını durdurmak için yeni başkan Arnold’a şeytanı külahını ters giydiren Yahudi danışmanları, üçüncü kanlı paketlerini gösterirler. Kahraman Arnold, bol kanlı bu paketi bol patlama sahneli bir Hollywood filmi zannedecek ve mucizevi kahraman rolünü seve seve kabul edecektir..

***

ABD Başkanı Arnold’a Şahinler daha doğrusu şeytanlar korosu olarak nitelenen Evangalist-Yahudi danışmanları 3. kanlı paketlerini kabul ettirirken, Amerikan kamuoyunda Antisemitik akımlar güçlenmiş ‘ Jewishs Go Home’ slagonları Hitler’in 1932’de iktidara geldiği dönemi anımsatmaya başlamıştır. ABD’nin dünya petrolünün yüzde 80’ini kontrol eder hale gelmesi AB’ini çileden çıkartmaktadır. Venezuella’da darbe yapan CIA, bir Amerikan vatandaşını bu ülkenin başına oturtmuş, diğer petrol ülkesi Meksika ABD’den izinsiz petrol ihracatı yapmayacağını teyit etmiştir. Rusya’da dünyanın 4. büyük petrol şirketi Yukos-Sibneft’in yarı hissesini satın alan Exxon-Mobil ve Chevron ortaklığı, OPEC ülkelerinin petrol üretimini kontrol eden ABD ile birlikte petrol fiyatlarını 30 dolardan varilini 50 dolara çıkartmıştır. Bunun sonucu petrol ithal eden ülkeler iki kat fazla fatura ödemek zorunda kaldıkları için ekonomileri çökmüştür. AB, Locherbei eylemimde tazminat ödemeye ikna ettikleri Libya ve Norveç petrolü sayesinde ayakta durmaktadır.

ABD’ye direnen tek ülke Çindir. Şahinler, Çinde sosyalizmin devrilerek yerine ABD güdümlü kapitalist bir yönetimin gelmesi konusunda ABD Başkanı Arnold’a Çin’in dört parçaya bölünmesi projesini sunarlar. Buna göre, Mandarince konuşan Şankay, 1997’de devredilen Hong Kong, Uygurların yaşadığı Doğu Türkistan, Tibet ve Aşağı Moğolistan’ın Çinden kopartılması için muhaliflere destek verilecektir. Çin’in ucuz malları karşısında Yahudi sermayesi büyük zarar görmektedir. Ayrıca başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere Çin dünya pazarının yüzde 40’ını elinde tutmaktadır. ABD’nin Orta Asya, Afganistan ve Uzak Doğu üslerini tehdit eden Çin, bu bölgedeki ülkeleri işgale hazırlanmaktadır.

Şahinlerin diğer planı Türkiye üzerinedir. Artık büyük Kürdistan’in kurulması için zemin hazırdır. Kürtlerin yaşadığı ülkeler Türkiye dışında işgal altındadır. ( Önceki tezkere geçseydi, 120 bin ABD askeri nanik diyecekti) ABD’nin Ortadoğu’da istediği gibi kullabileceği ve intihar saldırısı yapmayan tek güç Kürtlerdir; Türkler, Kabe’nin işgal altında olması nedeniyle gittikce Arap dünyası ile dahada yakınlaşmakta ve ABD’yi bölgede istememektedir. Bu plan aslında vaadedilmiş topraklarının peşinde olan Büyük İsrail delisi fanatik Yahudilerin, yani İsrail’in dileğidir. Türkiye’de Alevi-Sünni provakasyonu çıkartılacak, aynı anda Kürtler ayaklanacak, Yunanistan’a Kıbrıs’ı işgal izni verilerek TSK sıcak savaşa sokulacaktır. Bu sırada İran’daki 25 milyon Azeri Türküne Güney Azerbaycan devleti kurna izni verilecek, İran’daki 5 milyon Kürt ise Kürdistan ile birleşecektir.

Bu plan ABD için sonun başlangıcı olmuştur. 2008 ve 2009 yıllarında ince ince işlenen eylem planları ters tepmiş Çin, Türkiye ve İran’da milliyetçi akımlar güçlenerek ABD’yi esir alan Yahudileri teşhir etmeye başlamış, dünya kamuoyu ellerindeki medya gücünü kullanarak kendilerini yıllardır uyutan Yahudilere karşı tek yumruk olmaya karar vermiştir. 6 milyon Yahudinin yaşadığı ABD’de Amerikalılar, başlarına tüm felaketleri Yahudilerin açtığını savunarak Yahudileri ülkeyi terkedip İsrail’e gitmeye zorlamaktadır. Binlerce Yahudi, Filistinlilerin yıkılan evleri, toprakları üzerinde inşa edilen yerleşim yerlerine göç etmektedir. Bir kısmı ise 1964’de kovuldukları Irak, Suriye ve Kuzey Irak’ı mesken seçmiş, binlerce Yahudi Türkiye’nin GAP bölgesinde büyük topraklar satın alarak Kürtlere komşu olmuştur.

2011 yılında Çin, Afganistan üzerinden ABD’nin Uygurlara askeri yardım yaptıklarını iddia ederek Afganistan’ı işgal eder. Kabil dışında Afganistan’da hiç bir bölgeye yıllardır hakim olamamış ABD, bu beklenmeyen işgale nasıl cevap vereceğini bilemez. Dünya güvenlik sistemi ABD’nin 11 Eylül 2001 eyleminden sonra başlattığı haksız işgaller ve içibol olduğu anlaşılan BM’nin anlamsızlığı nedeniyle tamamen çökmüştür. Kim güçlü ise o haklıdır. ABD’nin tepkisizliğinden cesaret alan Çin, Kazakistan, Kırgızıstan, Özbekistan ve Türkmenistan’ı da işgal eder. Dananın kuyruğu şimdi kopmuştur.

ABD-Çin arasında 9 yıl sürecek kanlı bir savaş başlayacak, kazananın olmadığı bu savaşta binlerce kişi ölecektir. Savaş, Güney Kore, Vietnam’ı da içine alacaktır. Bu arada Hindistanla anlaşan Çin, Hindistan’ın Pakistan, Endenozya, Filipinler ve Bangladeş’i işgal etmesi için destek verecek ve ABD’nin Uzak Doğu karakolları yok edilecektir. ABD’ye İran işgaliyle yol açtığı petrol krizi nedeniyle kızgınlık duyan Japonya, perde arkasında Çin’in arkasında yer alacaktır. Rusya savaşa girmese bile Şankay anlaşması gereği Çin’e tam destek verecektir. ABD- Çin savaşı, Uzak Doğu’yu kana bulayacaktır.

Bu arada İran’da Turan-İran karışımı yeni bir devlet kurulacak ve ABD, bu topraklardan çekilecektir. Yeni hükümetle Türkiye ve Rusya arasında kurulan güvenlik paktı, Washington’u şok eder. Irak ve Suriye, 1960’larda temeli atılan Pan-Arap devletini kurarak birleşirler. ABD, Çin ile savaşı sırasında bölgedeki askerlerini çekmek zorunda kalmıştır. Pan-Arap devleti, içine Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Suudi Arabistan’ı da alarak büyür. Sadece Mısır ABD’nin sadık müttefiki olarak bu oluşumun dışında kalır. Ancak 2020 yılında İhvani Müslim haraketi, Kahirer’de darbe yaparak birliğe katılır.

İsrail’in vaadedilmiş toprak hülyası gittikçe çökmektedir. Son 10 yılda Kürtler üzerinden Türkiye’de terör estiren İsrail, TSK’nin Irak, Suriye ve İranla olan iyi diyaloğu ve bölge halkı ile yapıcı yaklaşımları karşısında bocalamış ve bu arada Türkiye-İsrail stratejik ortaklığı Yahudilerin hain planlarının ortaya çıkması ile bitmiştir. İsrail ile Türkiye’nin uzaklaşması Arap Birliği’ni Türkiye’ye yakınlaştırmıştır. Son 15 yılda Türkiye’ye akan Arap milyar dolarları ve Arapların iş ve seyahat için Türkiye’yi tercih etmesi bunda önemli rol oynamıştır. Türk ordusunun Irak ve Suriye’de halkın gönlünü kazanmasının bunda payı büyüktür. ABD, Ortadoğu’dan çekilirken geçiş döneminde hep Türk askeri Suudi Arabistan dahil işgal altındaki müslüman ülkelerde görev almış, yılların önyargıları parçalanmıştır. Araplar, nihayet Türkleri müslüman olarak görmeye başlamıştır.

2022 yılında AB, büyük bir ekonomik krize girer. Ayrıca Almanya’da hortlayan ırkçılık akımları, AB kimliği adı altında Almanların üstünlük kurma çabaları siyasi birliği parçalamıştır. ABD’nin Truva atı İngilizler, son 20 yılda hep ABD ile haraket ederek petrol krizleri sırasında birliğe yüzünü dönmüştür. 2005’de üye olan 13 yeni üye ülkeye akıtılan paralar halkın refah seviyesini düşürmüştür. Türkiye, tam üyelik müzakerelerine 2013 yılında başlamasına rağmen hala tamamlayamamıştır. Bunun nedeni AB’nin bölgesel güç haline gelmiş bir müslüman ülkeyi, dini ve kültürel farklılığı nedeniyle kabul etmemek istemesidir. Bu yılın sonlarında AB ülkeleri biraraya gelerek birliğin dağıldığını açıklayacak, Türkiye’nin üyeliği kıyamete kalacaktır!

Öte yandan 2012 yılında ABD Başkanlığını Arnold, Çinle savaşın zaferle bitirilmesini isteyen Şahinler tarafından zorda olsa sahte bir seçimle yeniden elde etmiştir. 2016 yılında ise savaşın sona ermesini isteyen Demokrat aday başkan olsada savaşın sona ermesi 2020 yılını bulmuştur. Bu yıllarda ABD, yurtdışındaki tüm askerlerini geri çekerek büyük bir ricat yapmış, içeride ise ülkeyi terketmek zorunda kalan Yahudilerin yol açtığı ekonomik yangınları sarma ile meşgüldür. Yoksulluk seviyesinin çok altında yaşayan zenciler, heryeri talan etmekte, ülke içi terör nedeniyle hergün binlerce insan ölmektedir.

2020-2026 arasında Ortadoğu’da dayısız kalmış İsrail, son gücü ile dünyadaki tüm Yahudileri sermayeleri ile birlikte İsrail’e taşımış ve nüfusu 13 milyona çıkmıştır. İsrail’in baş düşmanı artık Amerikalılardır. Dünyanın süper gücünü 25 sene içinde haksız işgallerle savaştırmış, öldürtmüş, nihayet ekonomisini çökertmiş ve dünyada yapayalnız bırakmıştır. 2003’lerin gelişmiş ülkeleri yerlerine yeterli nüfus bulamamaları ve işci gücü kalmaması nedeniyle çökerken, son 20 yılda Batı medeniyetini her bakımdan yakalamış müslüman ülkelerin yüzünü dinamik nüfus yapıları ve aile kurumları güldürmüştür.

Ve 2027 yılında İsrailli intihar komandoları, yıkmak amacıyla Kabe’ye saldırır. İslam alemi, artık 2007’deki ABD Kabe baskınına boyun eğen Müslümanlardan oluşmamaktadır. Üstelik İsrail’in dayısı ABD kendi iç meseleleri ile uğraşmaktadır, AB dağılmış, Çin ise dünyanın başına bela olmuş Yahudilere kin bilemektedir. Arap Birliği, 200 bin kişi ile dört bir koldan İsrail’e girer ve bir ay devam eden savaşta canlı kimse kalmaz. Bu tarihin bazı kutsal beyanlarda işaret edilen, Gargad ağacının arkamdaki Yahudiye öldür diye dile geleceği belirtilen hadisin Ebced hesabıyla hesaplandığı tarih olması, teorimin komplo olduğu gerçeğini değiştirmez !

Kıyamet senaryosu burada bitti. Eğer isterseniz ABD ile Çin, Yecüc ve Mecüc müydü?, Büyük Mehdi ve Hz. İsa( Mesih) bu dönemde mi gelecek?, Müslümanların 40 yıl sürecek dünya hakimiyeti ne zaman gerçekleşebilir ? gibi sorularınıza yanıt olabilecek bir senaryo yazalım.

Kıyametin ne zaman kopacağını sadece Allah bilir….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir