Enver Ören’e Çağrı. TGRT’yi neden satmamalı

Bu işten vazgeç Enver abi! Muhabirlik dönemimin 6 yılını Türkiye gazetesinde borsa editörü olarak, 3 yılını da TGRT’nin kuruluşunda görev alarak geçirdim. Bu kanalda arkadaşlarımızla ekonomi programları yaptık. Yani İhlas Grubu’nun medyasında yaklaşık 9 yıl çalıştım.

Bir şimdiki TGRT’ye bakıyorum, bir de o dönemdeki TGRT’yi hatırlıyorum…

Arada dağlar, okyanuslar kadar fark var…

Sadece bir-iki örnek vermek ve TGRT’nin Murdoch’a satılmasıyla ilgili görüşlerimi dile getirmek, uyarımı aktarmak istiyorum…

Kuruluş yıllarında TGRT, kantarın topuzunu kaçırmış, milliyetçi-muhafazakar sınırları aşarak dinci bir çizgi izlemişti… Öyle ki, örneğin bir ekonomi programının fon müziğinde yer alan türküye bile izin verilmiyor, “günah” deniliyordu. Sokaktaki kalabalık insan görüntüleri arasında ancak dürbünle görülebilecek ayrıntıda yar alan mini etekli bir kadın hemen kadrajdan çıkarılıyordu. Filmler, sakallı, takkeli ve şalvarlı hikayelerle veriliyordu. O zamanlar, ölçünün kaçırıldığını ve TGRT’nin ortalama Türk ailesine hitap eden bir kanal olması için üstlerimizi uyarıyorduk.

Sonra TGRT’yi vareden birçok kişi gibi biz de ayrıldık, yolumuza kendi kurduğumuz şirketimizle devam ettik.

Sonra gel zaman git zaman, TGRT çok farklı bir yola girdi. “Bak gör neler olacak?” sloganıyla değişim yoluna giren TGRT, gerçekten öyle bir değişti ki sormayın. Bakanlar, görenler gözlerine inanamadı. Öyle ki, dinci görünümdeki TGRT, açılmış, saçılmış ne kadar fahişe, eşcinsel ipsiz sapsız varsa hepsine kapısını açmıştı. TGRT, artık arsızların gösteri meydanına dönmüştü.

TGRT’nin bu yeni çizgisi, izleyenlerin büyük tepkisini çekti. Ama 28 Şubat sürecinde start verdiği bu yoldan dönerse, “Bak takiyye yaptıkları nasıl belli oldu” demesinler diye TGRT, bu yayın politikasını güçlendirerek devam etti. Bu arada gazeteler ve internet siteleri, sürekli “TGRT satıldı, satılacak” haberlerini yayınlayıp durdu. Ona satıldı denildi, olmadı, buna satıldı denildi, olmadı.

Ve sonunda TGRT’nin işgalci Amarika’nın, dünyanın başına bela olan zalim Bush’un, hem işgalci hem de terörist İsrail’in bir numaralı savunucusu Murdoch’a satıldığı duyuruldu. Bugün itibariyle bu haber, yalanlanmış değil. Aksine protokolün ileri bir noktaya ulaştığı ile ilgili haberler geliyor sıkça.

Bu haberi ilk duyduğumda içim “cız” etti, üzüldüm. Diyeceksiniz ki “sana ne oluyor, alan razı, satan razı”. Tamam da, iş farklı. Dedim ya, benim kişisel olarak bu satıştan ne bir karım, ne de zararım sözkonusu. Ama bu satıştan, Türkiye’nin, Türk halkının, dünyadaki tüm mazlum ulusların büyük zararı sözkonusu. Çünkü, Amerikan ve İsrail finoları yok Murdoch gelecek, Türk medyası ayağa kalkacak, yok teknoloji gelecek, yayınlar şöyle güzelleşecek, böyle rekabet oluşacak diye sürekli palavralarını atıp duruyor. Aksine Murdoch geldiğinde bir rekabet oluşacaksa, bu acımasız bir rekabet, kirli bir yarış olacaktır. Eğer iyi bir yayıncılığın başlayacağı iddia ediliyorsa, evet bu gerçekten katliamcı Amerika’nın, terörist İsrail’in çıkarlarını çok iyi savunan, gerçekleri çok iyi örten, kamufle eden bir yayıncılık olacaktır.

Nereden biliyorsun? Bunları da nereden çıkardın? diye soranlara şunu hatırlayım. Murdoch’un girdiği ülkelere bakın, ne kadar acımasız, ne kadar yalan-dolan üstüne kurulmuş bir yayıncılık yapıldığını görürsünüz.

Şimdi buradan İhlas Holding’in patronu Enver Ören’e, Enver Abi’ye sesleniyorum.

Enver Abi biliyorum, çok sıkıntıdasın. Bir yandan 1 milyar dolara yakın İhlas Finans’tan kaynaklanan borçları tasfiye etmek istiyorsun, bir yandan da için için yayınlarından rahatsız olduğun TGRT’nin bu halinden kurtulmak istiyorsun.

Biliyorum, bunlar yetmezmiş gibi çok ciddi sağlık sorunlarıyla uğraşıyorsun. Allah şifa versin. Bir an önce sağlığına kavuşmanı diliyorum.

Evet evet biliyorum şimdi çok zor günler yaşıyorsun. Paraya ihtiyacın var. TGRT’yi satmak zorunda hissediyorsun kendini.

Ama ben diyorum ki, yapma! Vazgeç bu satıştan. Bu, herhangi bir satış, normal bir alış-veriş değil. Bu, zalime bir silahı daha vermek, zulme, katliama, terörizme yol açmaktır. Dünyanın en büyük günahına, insan öldürmeye, katliama ortak olmaktır. Bu zalimlerle yoldaş olmaktır.

Diyeceksin ki, “Ama ben vermezsem, başkası verecek. Murdoch gidip başka bir kanalı alacak.” “Üstelik, bu fiyatı bir daha kimse bana vermez” diye de düşüneceksin.

Olsun Enver abi. Olsun varsın Murdoch denilen zalimlerin adamı, işgalci Amerika ve terörist İsrail’in yardakçısı gidip başka kanalı satın alsın. Ama satan adam, sen olma.

Zalime payandalık eden kişi sen olma.

Murdoch denilen adama kapıyı açan sen olma. Bu işten zarar etsen bile (kimbilir belki de satmamakla çok kar edersin) TGRT’yi bu pis yayıncılığın mimarına satma.

Bu işten hemen vazgeç Enver abi. Yoksa, çok kötü anılacaksın Enver abi.

“Olsun, sana ne diyorsan” Enver abi. O zaman sen bilirsin. Hayırlı, uğurlu olsun


Kazım Kılıç


Haber1.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir