Epiktetos

Hepimiz bedenin ölümünden korkuyoruz, ruhun ölümünden korkan kim…”

Bir anti-aging çılgınlığıdır gidiyor. Evet, artık çılgınlık halini aldı. Genç kalma sağlıklı yaşamak adına ömrünce hiç eline kalem almayacaklar kitaplar yazdı, ömründe hiç bir kitabı başından sonuna kadar okuyabilme yetisi olmayanlar aşk ve şevk ile bu yazılan kitapları okuyup, ezberlediler.

Hatta böylece bu konuda ufak çaplı ihtisas yapıp sağda solda ahkam kesip bilir kişi olanlar oldu. Önce diyetisyen olanlara, ne işe yarar bunlar, diye bakanlar varken, şimdilerde en popüler mesleklerden biri haline geldi ve bir zaman önce habersiz yaşadığımız diyetisyenler toplum kahramanı haline gelip şan şöhret sahibi insanlar haline geldiler. Benim diyetisyenim seninkini döver, edasında insanlar guruplaşırken, diyetisyenlerin sözleri ayet, vahiymiş gibi ciddiyetle takip edilip, kusursuz bir şekilde buyrukları yerine getirilir oldu. Amerikalı doktorumuz Mehmet Öz fındık ve ceviz diye işaret edince, çarşıda pazarda fındık bulunmaz oldu, fiyatlar arttı.

Bu arıza, marazi tutuma sebeb, işte daha önce bu konuda eğitilmemişiz, bilinçsiz beslenmişiz gibi masum bir şekilde ifade edilebileceği gibi, “Haram helal ver Allahım, asi kulun yer Allahım” pskolojisinin etkisi yok değil..

Herkes pür telaş nelerin öncelikli olarak tüketilip, nelerin sakıncalı olduğu konusunda sıkı araştırmaları var. Aslın bu hareketlililik zihin cimlastiği açısından da faydalı oluyordur.

Bu iş önce diyetlerle başladı, İsveç diyeti, iki günlük şok diyetler derken bilir bilmez kişiler ahkam kesip, gazetelerin magazin sayfaları reyting kaygılarıyla olur olmaz diyetler yayınlayınca, bir erezyon, ve diyetlerin aslında sağlığa zaralı olduğu, önemli olanın dengeli beslenme olduğu ortaya çıktı…

İnsanın sağlıklı beslenme, iyi yaşama gayretleri olması gereken bir durum, hatta takdir de edilmeli bence. Ama bu tek taraflı, abartı boyutunda ki tezahürat, Şeyh-ül Ekber Muhiddin Arabi Hz.leri’nin: “ Haddini aşan her şey zıddına döner” ölçüsünü hatırlatıyor. Homuni gırtlak, pufidi kandil, tumba yatak üçlemesinde, bu çerçevede yaşayan insanlar için aslında herşey çok normal. Aşırı bir şehvetle ne bulursa önüne geleni yiyen insanın sergilediği çirkinlikle, sağlıklı yaşayıp genç kalma ihtirasları içinde çırpınan insanın sergilediği çirkinlik arasında aslında pek bir fark yok. Estetik operasyonlarda, anti-aging getirisi başka bir çılgınlık. Estetik yaşının çocuklara kadar düştüğünü okuyoruz gazetelerde. Artık ana haber bültenlerinde, mutlaka bıçaksız neştersiz, lazerle gençleşme ve gerdirme hatta yer çekimine karşı cildini askıya alma yöntemlerinin en son modellerinin anlatılması, reytingini garantilemesi demek oldu.

Irakta şu kadar insan katledildi haberini dinlerken, insanın ömrünü uzatan beş gıda alt yazı olarak geçiyor ve tüm dikkatler o habere yöneliyor. Dünyanın neresinde kimler işkenceye maruz, kimler haksızca katledilmiş, hiçbir haber değeri yok. Haber olarak ilgi gören gençleşme, yöntemleri…

Mustafa Sandal ın hızla tüketilip unutulan hit olmuş bir parçası vardı, onun arabası var, her şeyi tamam ama malesef ruhu yok, diye vurguladığı şey anlatmak istediğim. Sanal alemin, kurgusu üzerinden yaşamaya çalışan insanlarda, kaporta tamam, dış görüntü güzel ama içi boş.

Yurdumun insanı bu denli materyalist ve seküler olmadan önce, memleket sakin bir huzur limanıyken, hatırlıyorum mütevekkil sade insanlar yaşarken, böyle itici ve absürt sorunlarımız ve böyle çözümlerimiz yoktu. Annanemin sofrasını ve o insanların yeme alışkanlıklarını hatırlıyorum, onlar doymadan sofradan kalkar, kanaat ve tevazuyla şükrederler, o meşhur kıssayı sık sık anarlardı. Hani zatın biri ne nasıl ne alemdesiniz diye sormuşlar, bulunca şükrediyoruz, bulamayınca sabrediyoruz demiş. Onu Horasan ın köpekleride yapıyor, ya siz ne yapıyorsunuz deyince, bulunca paylaşıyoruz bulamayınca hamd ediyoruz, demiş!…

Yüzyıllar ötesinden bilge bir şair olan Epiktetos un bu bu tümcesi tamda bizim toplumumuzun sergilediği hali çok güzel ifade ediyor.

“Hepimiz bedenin ölümünden korkuyoruz, ruhun ölümünden korkan kim…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir