Erke yoksa Sezer mi?

Çankaya sonrası Sezer’e olağanüstü siyasi misyon yükleyenlere bugünlerde çok sık rastlanıyor. Geçtiğimiz günlerde bir gazete Atatürk ve İnönü’nün ardından ’üçüncü adam’ diye nitelemişti. Onu bir ’kurtarıcı’ olarak gören çevreler var.

Bir arkadaşım durup dururken ’Erke, sakın Cumhurbaşkanı Sezer olmasın!’ deyiverdi. Hoppala bu da nereden çıktı şimdi? ’Hayır, ne alakası var, olur mu öyle şey?’ diye karşılık verdim; ama içime de bir kurt düştü doğrusu. Sezer’i Erke gibi görenler var çünkü. Olabilir mi acaba? Erke’nin tanıtım toplantısına katılanların hemen hepsi Sezer’in temsil ettiği siyasi çizgiye yakın duran isimler…

Ve Çankaya sonrası Sezer’e olağanüstü siyasi misyon yükleyenlere bugünlerde çok sık rastlanıyor. Geçtiğimiz günlerde bir gazete Atatürk ve İnönü’nün ardından ’üçüncü adam’ diye nitelemişti. Onu bir ’kurtarıcı’ olarak gören çevreler var. Malum, kurtarıcısı eksik olmayan bir toplumuz. Peki Türkiye bugün kurtarılacak durumdaysa öyleyse neden kurtaracak? Herhalde sağ iktidarlardan…

Nasıl kurtaracak? Siyasi kulislerde Sezer’in solu toparlayacak yegane isim diye sıkça zikredildiğini hatırlatmak isterim. Böyle düşünenlere göre sol çok dağınık durumda, parça parça. Her parti bir tarafa çekiyor. Onca çabaya rağmen bir araya gelemiyorlar. Ve sağ karşısında da 50 yıldır sürekli sandıktan kayıpla çıkıyorlar. Oysa solun bölünmüşlüğünün ötesinde temel sorunu var.

Dün Vatan gazetesi manşetten soruyor; ’Sezer siyasete mi giriyor?’ diye… Çankaya’da bir ofis hazırlığı içinde olduğu daha önce medyaya yansımıştı. Ankara geleneğini unutanlara hatırlatmakta yarar görüyorum: Başkentte genellikle siyasi faaliyetler özel ofislerde yürütülür. Bir siyaset adamının büyük iddiası varsa eğer, bunu hayata geçirmek için mutlaka bir ofise de sahiptir. Sezer’in ofis için hazırlık yapmasından siyaset yorumu çıkarılması bu yüzden.

Cumhurbaşkanı Sezer, siyasi anlamı olup olmadığı tartışılan son davranışıyla da adından çok söz ettirdi. Yedi yıl boyunca özel toplantılara katılmaktan özenle kaçınırken salı akşamı, bir özel televizyon kanalının kuruluş resepsiyonuna iştirak etmesi şaşkınlıkla karşılandı. Burada kısa da kalmadı üstelik, 4 saati aşkın süreyi özel kanalın programında geçirdi.

Ne yaptığı ayrıntılarıyla medyaya yansıdı: Yemek yedi, katılımcılarla sohbet etti, Erol Evgin’in ’Mustafa Kemal’i Gördüm Düşümde’ gösterisini izledi, şarkı dinledi, ’Hoş Gelişler Ola’ türküsüne tempo tuttu, 10. Yıl Marşı’na eşlik etti. Resepsiyondan ayrıldığında gece saat 24’e yaklaşıyordu. Bütün bunlar o kadar alışılmadık ve şaşırtıcı ki bir gazete ’Sezer eğlendi’ derken bir başkası ’Dışarı çıktılar’ başlığını atmış.

Son günlerdeki hareketlilik sadece Sezer’le sınırlı değil, eşi Semra Hanım da oldukça faal. Çankaya Köşkü’nde Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu’nun etkinliğine ev sahipliği yaptı. Burada başörtülüler konusunda hakaret dolu sözler söyleyen Türkiye’nin ilk Sümeroloğu Prof. Muazzez İlmiye Çığ’a ’Atatürk’ün izinde bir ömür’ ödülü verdi. Kuşkusuz Semra Hanım’ın bu etkinliğinin de siyasi yönü var.

Başa dönersek… ’Mucize güç Erke’ Sezer olabilir mi? Bazıları Sezer’e olağanüstü siyasi anlam atfetse ve bazı sıra dışı beklentilere girse de ben ihtimal vermiyorum. Daha dün gazetelerde Erke’nin kamuoyuna duyurusu yayınlandı. Burada kesinlikle Erke’nin siyasi hareket veya parti olmadığına özellikle dikkat çekildi ve ’Sadece bilimsel buluş’ dendi.

Sezer, siyasete girer mi? Girmek istemez; ama kurtarıcı bekleyenler sahaya çekebilirler. Böyle bir ihtimal var. Ben siyasete atılmasını Çankaya’daki siyasi duruşunu, aynen siyasi alana taşımasını çok isterim. Sonuç ne mi olur? Yekta Güngör Özden’in macerasından farklı olacağını düşünmüyorum. Ofis ise Cumhuriyet Gazetesi için yazı yazmaya, resepsiyonuna katıldığı özel kanal için yorum ve değerlendirme yapmaya yarar sadece…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir