ERZURUM VE 2011 KIŞ OYUNLARI

Geçtiğimiz hafta sonu, bir toplantı vesilesiyle Erzurum’daydık. MÜSİAD Erzurum
Şubesi’nin organize ettiği toplantıya, Başbakan Yardımcısı ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, Gençlik ve Spor Genel Müdürü Mehmet Atalay, THY Genel Müdürü Temel Kotil, İTO Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ve yönetim kurulu üyeleri, Erzurum Valisi, vali yardımcıları, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı, Palandöken Belediye Başkanı, Erzurum Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı ve ilin üst düzey bürokratları, ilgili federasyonların ve sivil toplum kuruluşlarının yetkilileri katıldı.

Ve tabii MÜSİAD’ı temsilen çok sayıda Yönetim Kurulu üyesi ve tüm şubelerin yetkilileri katıldı. Toplantı boyunca birbirinden güzel konuşmalar dinledik. Erzurum’un geleceği üzerine beyin fırtınaları yapıldı. Herkes çok heyecanlıydı ve elinden geleni yapma konusunda çok istekliydi, gönüllüydü. Kısacası, bu tür toplantılardan beklenebilenin en iyisi gerçekleşti. Böylesine mükemmel bir organizasyona ev sahipliği yapan MÜSİAD Erzurum Şubesi başkan ve yetkililerini tebrik ediyorum.

Fakat hayatın gerçeklerini de ihmal etmemek lazım. Elbette bir toplantı ile yılların biriktirdiği problemleri bir anda bitirmek mümkün değil. Zira yetkililerin taşıdığı bu heyecanın bir anda sokaklara yayılması beklenemez.

Yıllarca Erzurum’da yaşamış biri olarak oradaki insanların psikolojisini iyi biliyorum. Bir kere yılgınlık var. İnsanlar, kendilerine ve devlete olan inançlarını kaybetmişler. Buna psikolojide “öğrenilmiş çaresizlik” denmektedir. Bir bakıma, “Böyle gelmiş böyle gider” şeklinde özetleyebileceğimiz anlayış çok yaygın. Bunun da tabii ki sebepleri var. Yıllar yılı devlet, çoğunlukla cezalandırmak istediği memuru bu bölgeye gönderdi. Doğu’ya tayin edilmek, “sürgün” olarak insanların şuuraltına kazındı. Ulaşım imkanları sınırlıydı, altyapı yoktu, sermaye birikimi yoktu. Yeterli sayıda ve kalitede okul da bulunmuyordu. Bütün bunların üzerine iklimden kaynaklanan olumsuzlukları da eklendiğiniz zaman, dertler katmerleşiyordu. Dahası, insanların önünde doğru rol modeller, başarı hikayeleri yoktu. Zengin olmak için mutlaka Batı’ya göç etmek gerektiği anlayışı hakimdi. Zira mevcut örnekler hep böyleydi.

Peki 2011 Erzurum’u kurtaracak mı? 2011’de Üniversitelerarası Kış Olimpiyatlarının Erzurum’da yapılacak olması mutlaka buraya katkıda bulunacak. Ama bütün umutları oraya bağlamak doğru değil. 2011’den esas beklememiz gereken, doğrudan ekonomik katkı değil, “zihniyet dönüşümü”dür. Üzerinde durulması gerek nokta budur. Bu vesileyle bölge insanı kendine güvenmeye başlarsa, sadece Erzurum değil, tüm Doğu Anadolu bölgesi makus talihini yenme konusunda önemli bir adım atmış olacak.
Bölge insanı, bugüne kadar olumsuzluk olarak karşısına çıkan iklim şartlarını bir fırsata dönüştürmeye başlamalı. İşte o zaman gerçek bir kalkınmanın temelleri atılmış olacak. Bu konuda halkta ciddi bir bilinç oluşturmak için sosyal kampanyalar ve tanıtım çalışmaları yapılmalı. Ayrıca hizmet sektörünün önemi iyi anlatılmalı. Ve bu alanda çalışanlara yönelik ciddi bir eğitim seferberliği başlatmak gerekiyor. Çünkü turizm, sürekli olarak altın yumurtlayan bir tavuktur. Ama yolunacak kaz olarak görülmekten hiç hoşlanmaz.

Unutmayalım ki, tatil yapmak üzere evinden çıkan insan, parasını harcamanın keyfini sürmek ister. Rahatına her zamankinden daha çok düşkündür ve saygı görmek ister. Aksi halde turisti çok çabuk kaybedersiniz. Bu, yerli turist için geçerli olduğu kadar, yabancı turist için de geçerlidir. İnsanların parasını alırken onların gönlünü kazanmak gerekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir