Evrimin ispatı mı?

Bizim basının hassas olduğu bazı konular vardır. Antenler belli konulara açık olduğu halde bazılarına kapalı.

Mesela Atilla Yayla’nın ağzından çıkan bir cümleyi ayakta kapıp ertesi gün kıyamet koparmak klasik bir habercilik anlayışıdır. Veya bir Amerikan dergisinde “bu kış darbe olabilir” türünden bir fantezi yazı da basının bir numaralı konusu olabiliyor.

Geçenlerde basında yer alan bir “evrim” haberi bu tür balıklama atlanan tuzaklardan biri oldu bizim basın için. Hindistan’da doğan ucube bir bebek, Darwin efsanesini hortlattı yeniden.

“11 Aylık bebek, fetusun gelişmesi sırasında oluşan genetik mutasyonlardan dolayı kuyruklu olarak dünyaya gelmiş. .. İnsanlar da akın akın Hint tapınaklarına bu miniği daha doğrusu ‘kuyruğunu’ görmeye geliyorlarmış.”
Kuyruklu bir bebeğin dünyaya gelmesi, insan ile maymun arasındaki ilişkiye delil olarak görüldü ve büyük bir keyifle işlendi.

Oysa aynı günlerde, bilim dünyası, çok daha önemli ve bir kitabın yankıları ile çalkalanıyordu. Ama bizim basın bu çok önemli haberi görmezden geldi. Yıllardan beri üzerinde çalışılan insan genomu projesi, en az uzay yolculuğu kadar önemliydi.

Ve bu projeyi yürüten uluslararası araştırma ekiplerinin en tepesinde yer alan Dr. Francis Collins bilim dünyasını sarsan açıklamalarda bulunmuştu.
Dünyanın önde gelen genetik bilimcilerinden biri bomba etkisi yapacak bilgiler veriyor ama bizim basın bundan habersiz ne yazık ki.

Dr. Francis Collins, THE LANGUAGE OF GOD (Tanrı’nın Dili) adlı kitabında bilim ile din arasındaki ortak noktaları ortaya koyuyor. İnsanın DNA kodunda yer elan 3 milyar harfin şifresi, beklenenden çok daha kısa sürede, 13 yılda çözüldü. Bilim dünyasının bu en büyük buluşu, sadece biyolojide ve tıpta değil, sosyal alanlarda da önemli sonuçlar doğurmaya devam ediyor.

Bu başarıya imza atan Collins, gerçek bir bilim adamına yakışan tevazu ve olgunlukla basın toplantısında şöyle konuşuyordu: “Eskiden sadece Tanrı’nın bildiği, bedenimizdeki kullanım kılavuzunu ilk defa keşfetme imkanına kavuştuk. Benim için mütevazı ama heyecan verici bir gelişme.”

İnsan gen haritasının ortaya çıkması sayesinde tıpta büyük gelişmeler oluyor şimdi. Mesela lösemiyi genetik yollarla önleyen bir ilaç geliştirildi. Alzheimer, astım, şeker ve daha birçok hastalığın tedavisi bu şifreler sayesinde çözülüyor.

“İnsan DNA’sına baktığım zaman görüyorum ki, hepimiz aynı atadan gelmişiz. Bazılarının işine gelmese de bu böyle…” diyor Collins. Evrimcileri çileden çıkaran bu açıklama, öyle anlaşılıyor ki basının da pek işine gelmiyor. Öyle olduğu için de haber olarak algılanmıyor.

Bir zamanlar Rusya’da da genetik bilimi, “burjuva bilimi” olarak etiketlenip yasaklanmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir