FAİLİ MEÇHULLER AYDINLANMALI?

Çok sayıda değerli politikacı, bilim adamı, sanatçı, gazeteci ve işadamı faili meçhul cinayetlere kurban gitti ülkemizde. Son 50 yılda meydana gelen 20.000’ e yakın cinayetin faili hala bilinmiyor. Ne zaman bunlar aydınlanırsa Türkiye de o zaman aydınlanır. Aslında bunu görmek o kadar zor değil. Öncelikle şu klasik hastalıktan kurtulmamız lazım: Bir solcu öldürülmüşse katili sağcılardır. Ölen sağcı ise katili solcudur. Oysa bu, cinayeti planlayanların vermek istediği mesajdır aslında. Hatta çoğu zaman birbirine zıt gibi görünen kişilerin katilleri aynı kaynaktan besleniyor ve yönlendiriliyor. Mesela Uğur Mumcu’yu kim öldürttüyse, Gün Sazak’ı da aynı kişi veya kişiler öldürtmüştür. Hatta Sivas (Madımak) yangını ile Başbağlar katliamı da aynı merkezden planlandı.

Olayları doğru tahlil edebilmek için daha geniş bir perspektiften bakmak gerekiyor. İşte size bir fotoğraf: 12 Eylül öncesi Gümrük ve Tekel Bakanı Gün Sazak bir inceleme gezisine çıkar ve bu arada Doğubeyazıt hudut kapısına uğrar.

Sazak incelemelerini tamamlayıp Ankara’ya döndüğünde, başkentte işler karışmıştır.
Medya her zamanki gibi sudan sebeplerle hükümeti topa tutmuştur. Ve hükümet sallantıdadır. Bunun üzerine Başbakan Demirel, olayın aydınlanması ve hükümetin kurtarılması için, hükümet ortağı MHP Genel Başkanı Türkeş’i apar topar çağırmıştır. Türkeş ise Demirel’den aldığı ipuçları doğrultusunda Gün Sazak’ı çağırma ihtiyacı duyar. Peki ne yapmıştır Sazak? Anadolu gezisi sırasında yaptığı bütün icraatları ve görüşmeleri anlatır. Ama olağandışı bir olay yoktur. Ama hiç ummadığı bir icraatı hükümeti sarsacak kadar önemliymiş meğerse. Doğubeyazıt Hudut kapısına yaptığı gezi sırasında bir memurenin zor şartlar altında çalıştığını ve uzak bir mesafeden hudut kapısına gidip geldiğini öğrenmiş. Bunun üzerine Ankara’ya bir telgraf çekerek bu memurenin evine yakın bir yere atanmasını sağlamıştır. İşte hükümeti sarsan olay budur. Zira kaçakçılık şebekelerinin kuryesi olduğu anlaşılan bu memurenin başka yere atanması, bir anda silah ve kaçakçılık trafiğinin aksamasına sebep olmuştur.

Ve çok sürmeden Gün Sazak faili meçhul bir cinayete kurban gider. Cenazeye katılanlar “Kahrolsun komünistler” diye bağırıyorlardı… Cumhuriyet Gazetesi yazarı Uğur Mumcu da Abdullah Öcalan’ın bağlantılarını çözmeye çalışıyordu. Ayrıca 12 Eylül öncesinde silahların hangi yollarla ülkeye sokulduğunu araştırıyordu. Ne tesadüfse bu konularda yazılar yazmaya başladığı günlerde öldürüldü. Ama tezgah o kadar profesyonelce hazırlanmıştı ki, bir anda sokağa dökülen insanlar “Kahrolsun şeriat” diye bağırıyorlardı.
Tarih tekerrür ediyor. Birileri sokaklarda provakasyonlar düzenliyor. Başka birleri de “başörtüsü yasağı devam etmeli” diyor. Çünkü bu olayları tezgâhlayanlar, ülkede yasakların sürmesinden yana. Zira toplumun barış ve huzur içinde yaşaması birilerini rahatsız ediyor. .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir