Felaket mi Yoksa `Tsunami Silahı`mı

Felaket o kadar korkunç, kayıplar o kadar fazla ki, insanlığın bunu kaldırması çok zor. Dünya böyle bir yıkım yaşamadı. İnsanlık bir günde bu kadar kayıp vermedi.

Adalar haritadan silindi. Köyler, kasabalar, kentler yok oldu. Karayolları kapandığı için ancak havadan ulaşılabilen ve on binlerce insanın yaşadığı bir çok yerleşim biriminde artık hiç bir hayat izi yok.

Endonezya`nın Meulaboh, Pulau Simeulue ve Tapak Tuan gibi adalarında artık kimse yaşamıyor. Meulaboh`ta 150 bin kişi, Pulau Simeuleu`da 76 bin kişi yaşıyordu. Buralarda canlı kalmadı. Sumatra Adası`nın Batı sahilleri haritadan silindi. Bütün bölge nükleer savaş sonrasını andırıyor. Çocuklar, kadınlar, erkekler, aileler, köyler, kasabalar, şehirler, nesiller yok oldu. Sadece Açe`de 400 bin insan öldü. 4 milyon nüfuslu bir bölgeden söz ediyoruz. Bütün Açe`nin ceset koktuğu, salgın hastalıklardan ölümlerin başladığı, ilaç ve içme suyu bulunamadığı, açlık tehlikesinin başladığı, felaketten kurtulanların da ölümle yüz yüze olduğu belirtiliyor.

Bu öyle bir yıkım ki, ülkeleri parçalayacak, iç savaşlar çıkaracak, toplumsal bütünlüğü yok edecek, kaosa yol açacak cinsten. Bu öyle bir yıkım ki, düşmanları dost, dostları düşman edecek cinsten. Bu öyle bir yıkım ki, bütün Güneydoğu Asya`yı kaosa sürükleyecek ya da büyük bir mucizeye zemin hazırlayacak türden. Bu öyle bir kaos ki, Güney Asya`nın siyasi haritasını değiştirecek türden. Bu öyle bir kaos ki, Endonezya`yı parçalayacak, iç savaşa sürükleyecek, etnik çatışmaların içine atacak, dış müdahalelere hazırlayacak hatta Endonezya diye bir devleti ortadan kaldıracak türden. Asya, felaketten dayanışma çıkaramazsa aç kurtların, akbabaların saldırısına uğrayacak. Asya, bölgesel bir işbirliği geliştiremezse, Malaka Boğazı`nda işgaller göreceğiz. Güney ve Doğu Asya`yı; Çin`i, Japonya`yı derinden etkileyecek bir küresel kriz kapıya dayanacak.

Dünya, insanlık adına Asya`ya yardıma koşmalı. Küresel düzeyde seferberlik başlatılmalı. Türkiye`de, İslam dünyasında, Avrupa`da, Amerika`da, Asya`da bütün ülkeler, sivil toplum kuruluşları, bireyler, uluslar arası kuruluşlar, bütün insanlık, bütün imkanlarıyla bu seferberliğe katılmalı. Tarihin en büyük yardım harekatı organize edilmeli. Bu yardım hem yaşanan korkunç trajedi için hem de Güney Asya`nın on yıllarca sürecek bir kaosa sürüklenmemesi için yapılmalı. Bugüne kadar toplanan yardımlar insanlık adına utanç verici. Bu, dünyanın her zaman karşılaştığı felaketlerden biri değil. İnsanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri. Bu gezegende yaşayan herkesi birleştirecek, belki de ilk kez birlikte hareket etmeye zorlayacak kadar büyük….

ABD savaş gemileri Malaka Boğazı`nı mı işgal edecek?

Felaketin şok eden sonuçları her ihtimalin sorgulanmasını, her soru işaretinin cevaplandırılmasını zorunlu kılıyor. Bunu ben iddia etmiyorum. Bütün dünya felaketin sonuçlarını sorgularken her türlü ihtimali tartışıyor. Neden yıkım bu kadar korkunç, kayıplar bu kadar fazla? Pasifik Uyarı Merkezi neden bölge ülkelerini uyarmadı? Ve bir başka soru, bu, gerçekten doğal afet mi?

“Emperyal Dil, Ebu Gureyb ve Amerikan Medyası” adlı kitabın yazarı Lila Rajiva “Unnatural Disaster: Earthquakes, Tsunamies and Nuklear Testing” başlıklı dünkü yazısında bu soruların cevabını arıyor, spekülasyonları sorguluyor. Özellikle de okyanustaki nükleer denemelerin böyle bir felaketi tetikleyip tetiklemeyeceğini tartışıyor. ABD`nin 1992`ye kadar 1054 nükleer deneme yaptığını, bunların 839`nun yer altında yapıldığını, Fransa`nın 167 nükleer denemenin bir kısmını yeraltında yaptığını, iki ülkenin de su altında denemeler yaptığını, bu denemeler sırasında deniz dibinde 500-1200 metre delikler açıldığını, sualtı nükleer denemelerin büyük heyelanlara yol açtığını, bunların da depremler ve dev dalgalar oluşturduğunu, en büyük heyelanın 1979`da Mururoa`da bir nükleer deneme sonrası yaşandığını, oluşan heyelanın tsunamiye yol açtığını ve kıyı bölgelerinde büyük hasara neden olduğunu, ayrıca denize radyoaktif madde yaydığını ve deniz ürünlerinde kitlesel ölümlerin yaşandığını bu yazıdan öğreniyoruz.

Devam ediyor: Mururoa örneğinde bir milyon metreküp kaya ve mercan kütlesi yer değiştirdi, denizin dibinde 140 metre çukur oluşturdu ve tsunami büyüklüğünde gel-gitler ortaya çıktı. Ancak bu büyüklükte ve genişlikte bir tsunami Hint Okyanusu`nda ilk kez oluyor.

Çok önemli bir bilgi daha: Gel-gitlerin silah olarak kullanılması üzerinde de çalışmalar yapılmış. Hatta bir “tsunami silahı”ndan söz ediliyor. İkinci Dünya Savaşı sırasında, 1940 ile 1950 arası, Yeni Zelanda kıyılarında bu silah üzerinde çalışılmış. Projenin başında zamanın Aucland Üniversitesi`nde görevli Thomas Leech adlı bir Avustralyalı var. Bilgiler resmi verilere dayanıyor.

Acaba tsunami silahı üzerindeki çalışma devam ediyor mu? Acaba dev dalgaların tsunami silahı çalışmalarıyla bir bağlantısı var mı? Acaba bu deprem Okyanus`teki bir nükleer deneme ile mi tetiklendi?

Ven can alıcı soru: Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi Amerikan askeri üssünün bulunduğu Diago Garcia`yı uyardı da neden bölge ülkelerini uyarmadı? Diago Garcia`da hiçbir hasar yokken deprem merkezine daha uzakta Afrika kıyılarında çok sayıda ölü var. Eğer bu uyarı yapılsaydı ölenlerin üçte ikisi şu anda yaşıyor olacaktı.

USS Abraham Lincoln ve Nimitz uçak gemileri, yanlarındaki savaş gemileriyle Açe`ye gidiyor. Malaka Boğazı`nda demirleyecekler. Dünya deniz ticaretinin yarısının yapıldığı, Doğu Asya ekonomisinin can damarı olan ve enerji kaynaklarıyla çevrili olan Boğaz`da. Avustralya savaş gemileri de bölgeye geliyor. Gemiler savaş pozisyonu almış askerlerle dolu. The Jakarta Post gazetesine göre amaçlarının kurtarma çalışmaları olmadığını bizzat kendileri söylüyor. Bir ABD üssü koparmadan geri döneceklerini sanmıyorum. İnsanlık görevi yaptıklarına da inanmıyorum. Hatta çok daha büyük korkularım var…

Bu arada; Osmanlı askerleri 1569`da Açe`ye yardıma gittiklerinde karaya çıktıkları yere cami ve medrese yaptırmışlar. O zamandan günümüze bu medresede kesintisiz Kur`an eğitimi verildi. Hala öyleydi. Acaba ayakta kalabildiler mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir