Garip Şeyler oluyor bölgede…

Amerika’nın başında bu koca süper küresel gücü, dünyanın hayrına yönlendirecek bir beyin var mı? Yoksa bu küresel güç, adım adım küresel bir felaketin şartlarını mı hazırlıyor?

Garip şeyler oluyor. İsrail Lübnan’ın sivil alanlarını vuruyor. Şehirler çöküyor, hayalet şehir haline geliyor. Siviller ölüyor. 400’ü aşkın sivil can kaybı var şimdiden… Binlerce insan Lübnan’dan kaçmak zorunda kalıyor. Suriye’ye, Türkiye’ye sığınan binlerce insan var.
Saddam Kuzey’e doğru hareketa başlayıp şehirleri bombaladığında Kuzey Irak sakinleri Türkiye’ye sığınmışlar, bir insanlık dramı yaşanmış ve ardından Irak’a müdahale gelmişti.
Garip şey. Burada tam tersi yaşanıyor.
Burada Lübnan’ı vurup savaşı sivil katliamına dönüştüren ve binlerce insanın göçüne sebep olan İsrail’in arkasında resmen Amerika var.
-Daha vur, daha vur, diyor Washington.
Hedef Hizbullahmış.
Oysa ortada vurulan bir Hzibullah mevzii yok. Televizyonlar eğer seyircilerini aldatmak amacıyla deprem geçirmiş başka ülkelerin görüntüsünü yayınlamıyorlarsa İsrail’in vurduğu Lübnan şehirlerinden harabe görüntüleri veriyorlar… O çocuklar Lübnan’da yaşayan insanların çocukları değil mi?
O kana bulanmış anne.
O annesinin başında çığlık atan genç.
O otomobiline birkaç eşya doldurmak için çırpınan bayan.
Kim bunlar?
Hizbullah mı?
Amerika Dışişleri Bakanı Rice, ancak Beyrut’a geldikten sonra “Ateşkes gerekliymiş” diyebildi. Bu süper gücün Dışişleri Bakanı olacak ve Washington’dan, bu bölgede yaşanan felaketi göremeyecek.
Lübnan’a gelince gördü mü o da ayrı mesele ya…
Size taa Washington’da iken İsrail gözlüğü takılmışsa, her şeyi onun gördüğü gibi göreceksiniz. Ne yazık ki Amerikalı politikacılara oradaki Yahudi lobisi İsrail gözlüğünü hiç çıkarmamacasına takmış bulunuyor. Bunu 80 sayfalık araştırması ile ortaya koyan iki tanınmış bilim adamının başına gelenleri biliyoruz.
Rice, bu gözlükle Ortadoğu’da daha çok kan dökülmesine seyirci kalacak. Çünkü bomba kusan canilere “Daha çok, daha çok” diye sesleniyor.
Bakın şimdi, bir başka gözden nasıl görülüyor Ortadoğu’da olayların seyri. Süreç nasıl başlamış, kim nasıl harekete geçmiş….
Başbakan Erdoğan diyor ki.
“Bu süreç biliyorsunuz sadece Filistin’in bir asker kaçırmasıyla başlamamıştır. İşin gerçeğini medya gözden kaçırmasın. Özellikle Türk medyasından birşey rica ediyorum. Bu iş öncelikle 7 tane Filistinli çocuğun biliyorsunuz plajda vurulmasıyla başlamıştır. 7 tane Filistinli çocuk vurulduktan sonra, şehit edildikten sonra, öldürüldükten sonra bu süreç başlamıştır. Ondan sonra bir askerin kaçırılması olayı olmuştur. Askerin kaçırılması olayından sonra Filistinli sivil hedefler vurulmaya başlamıştır ki biz o andan itibaren hemen devreye girdik. Biz aynı şeyi ABD’ye anlattık diğer Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi ülkelere de anlattık anlatmaya devam ediyoruz.”


Hepimiz, “İsrail’in askerleri kaçırıldı, onların da kafası kızdı, böyle yapıyorlar.”a inandırılmak isteniyoruz. Ne diyor Başbakan Erdoğan, “Gazze plajında oynayan 7 Filistinli çocuk şehit edildi İsrail bombardımanı ile, İsrailli askerler de onun üzerine kaçırıldı.”


Ben düşünüyorum:
Başbakan Erdoğan’la Bush telefonla konuşuyorlar. Ya da Dışişleri Bakanı Gül ile Rice…
Bir kere daha “İş nasıl başladı?” da farklı bakılıyor.


Bush’a göre suçlu Hamas ve Hizbullah. Türkiye Başbakanına göre suçlu İsrail.
Nasıl buluşacaksınız?
Roma’da ne olacak?
Barış Gücü ne yapacak?
Aslında İsrail operasyonunun ne olduğu bile anlaşılmış değil.
Acaba bu operasyon, gerçekte Amerika adına mı yapılıyor ki Amerika bu kadar angaje oldu insanlık dışı sonuçlara?
Aslında Suriye ve İran’a doğru giden saldırı planının ilk parçasını mı uyguluyor İsrail?
Türkiye böyle bir planın neresinde yer alabilir?
Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan mı?
Bunların Amerika – İsrail ekseninde durması mı?
Cinayet mi, dram mı, trajedi mi?
Amerika’nın “Bölgeye demokrasi getirme” palınının sonuçta varıp krallıklara, diktatörlüklere, kaba baskıların hakim oludğu yönetimlere fit olması mı? Neyi oynuyonr, neyi seyrediyoruz bölgede?
Ortak Stratejik Vizyon mu?
Türkiye’nin gördükleri de farklı Amerika’dan görecekleri de…
Bu oyun nasıl birlikte oynanır gerçekten akıl sır erecek gibi değil.
-PKK’yı elde bir tutun, ara sıra saldırtın askerlerin üzerine, tabutlar çoğalsın şehirleri yakıp kavuran… PKK n’olacak diye feryat ettirin…
Ardından;
-Amam, PKK’yı da gündeme alacağız, diye benayatlar patlatın.
Ve ilave edin;
-Ama, şu Lübnan işini halledelim önce… Orada İsrail’in yerini sağlamlaştıralım. Onun cinayetlerini örtbas edelim. Ardından İsrail’i rahatlatacak bir Barış Gücü oluşturalım, Türkiye orada görev alsın…
Sonra?
Sonra PKK’yı bitiririz.
Bir başka hesaba denk gelesiye kadar…
Amerika oynuyor.
Bölge ile de Türkiye ile de…
Ne acaip iş. Ortadoğu’da bu kadar rol üstlenme girişimleri yapıyoruz, Lübnan’dan Türkiye’ye kafile kafile insan akıyor, Türkiye seferber olmuş bu savaş mağdurlarına insani bir imkan hazırlamak için çırpınıyor. Ve bunlara rağmen Ortadoğu’nun görüşüleceği Roma zirvesine bile çağırmıyorlar. Sonra Rice cenablarının lütfu ile davet ediliyoruz.
Oynanıyor üzerimizde…
Irak kan gölü. Irak Irak olmaktan çıkmış. Irak bataklığından ne çıkacağı meçhul.
Şimdi Lübnan kan gölü. Filistin kan gölü.
Suriye sıraya girsin, ardından İran…
Türkiye, Irak’tan, Suriye’den, İran’dan sonra uzunca sürede harita değişimi dahil başına geleceklerin kaygısına düşsün…
İsrail gibi bir terminatör var bölgede kan alıp kana satan… Amerika’nın kullandığı ya da Amerika’yı kullanan…
Dünyanın kafa yorduğu konu, ya da sorduğu soru şu:
-Amerika’nın başında bu koca süper küresel gücü, dünyanın hayrına yönlendirecek bir beyin var mı? Yoksa bu küresel güç, adım adım küresel bir felaketin şartlarını mı hazırlıyor?


Ahmet Taşgetiren

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir