Görme özürlü bir yarışçı

Âmâ yürüyor. Hafif metalden bastonuyla yeri yoklayarak ve yolunun üstüne ritmik tıkırtılar serperek yürüyor.

Bütün şekilleri ve renkleri örten siyah perde yolundan alıkoymuyor onu. Belki dikkatini yoğunlaştırıyor yoksunluğu, kulağına ve parmaklarına yeni küpeler ve yüzükler takarak. Gören bir insanın fark edemeyeceği gizli zenginlikler bahşediyor ona bu karanlık oda. Ancak bu karanlık odada tab ediliyor bazı fotoğraflar. Işıkla karşılaştığında yanan filmler, karanlıkta yıkanıyor ve saklı yüzünü yalnız âmâlara gösteriyor.

Âmâ yürüyor. Bastonu, önüne çıkacak bir duvardan ya da çukurdan koruyor onu. Atmaması gereken adımı gözlerden daha iyi fark ettiriyor. Oysa, ışığın da karanlık kadar gözleri kilitleyebileceğinden haberdar olmayanlar, görmenin güven içinde yol almalarına yeteceğini sanıyorlar.

Âmâ yürüyor. Yavaş yavaş ve dikkatli yürüyor düşmemek için. Düşe kalka yürüyen insanların yanından ağır ağır ama kendinden emin geçiyor. Kulak kesilerek geçiyor konuşulanlara. Söylenen her kelimeyi ölçüp biçiyor. Bir kelimenin yalnız işgal ettiği alanı değil, komşu alanlarını da dikkate alıyor anlamak için. Mesela “Sıra dışı” kelimesinin bir övgü sözcüğü olarak kullanılmasına temkinli yaklaşıyor. Erdemli olmanın da ahlaksız olmanın da insanı sıra dışı yapabileceğini var sayıyor. Yalnız aslî görevinin dışına çıkanlar değil, ruhunu ve bedenini alışılmadık kılıklara sokabilenler de sıra dışı olabiliyorlar. “Cins adamlar” da tanımlanabiliyor bu sıfatla, kalıplara direnen, sürünün bir parçası olmayı reddedenler de. “Sıra dışı”, kimi zaman ipini kıran, ayakları üzerinde değil, elleri üzerinde yürüyen insanların da adı oluyor.

Âmâ yürüyor ve bastonla yürüyüşünün sıra dışı bir yürüyüş olup olmadığını soruyor kendine. Sonra bu yürüyüşün normal bir yürüyüş olduğuna karar veriyor ve diyor ki: “Bir âmâ için sıra dışı bir yürüyüş, bastonunu terk ettiği yürüyüştür.” İyi de, böyle bir sıra dışılığın övülmesini bir türlü anlayamıyor. Çukura düşmüş bir âmânın bastonsuz yürüdüğü için kutlanmasını garip buluyor.

Âmâ yürüyor. Sıra dışı bir insanla tanışma arzusuyla yürüyor. Çok geçmeden biri koluna girip nereye gittiğini, karşıya geçip geçmek istemediğini soruyor. “İşte sıra dışı bir insan!” diyor sevinçle. “Sıra dışılık ne güzel!” diyor.

Âmâ yürüyor. Yanından geçen sıra dışı insanları görmüyor âmâ. Kimlikler, cinsiyetler, işler, meslekler birbirine karışıyor. Bir doktor meslekî bilgisi ve uzmanlığıyla değil beklenmedik bir davranışıyla dikkati çekiyor. Bir hakim verdiği adaletli kararlarla değil, adaleti yaraladığı zaman alkış topluyor. Bir işçinin çalıştığında değil, greve gittiğinde sözü dinlenir oluyor. Bir imama güzel Kur’an okuduğunda değil, saçlarını jölelediğinde ve tırnaklarına manikür yaptığında övgüler yağdırılıyor.

Âmâ yürüyor ve her sabah gazete aldığı büfenin önüne geldiğini anlıyor bastonunun sesinden. İki gazeteyi koltuğunun altına sıkıştırıp parkın yolunu tutuyor. Torunlarını parka getiren emeklilerden çoğu tanıyor onu. Haber başlıklarını okutuyor önce. Haberin tamamını dinlemek isterse, “Devam edin lütfen”, dinlemek istemezse, “Geçin lütfen” diyor.

-“Benzindeki vergiye İngiliz de isyan etti.”

-Geçin lütfen!

-“Ünlülerin belalısına 6 kurşunla infaz”

-Geçin lütfen!

-Beckham’ın tahtını Maurinho kaptı

-Geçin lütfen!

-Filistin için Gazze artık Lebiderya

-Geçin lütfen!

-Keşke daha önce boşansaydık

-Geçin lütfen!

-74 yaşındaki kadına 7 kurşun

-Geçin lütfen!

-Kaya her zaman eve gelebilir

-Geçin lütfen!

-İmam değil sanki manken!

-Devam edin Lütfen!

-Fatih Şehzadebaşı Camii’nin saçı jöleli, tırnakları manikürlü imamı için “sıra dışı” kelimesini boşuna kullanmadık; 1995 Türkiye, 2000 ve 2004 Dünya Kur’an-ı Kerim okuma şampiyonu olan imam, her sabah tıraş oluyor, cilt bakımı yaptırıyor. Üstelik tırnakları da manikürlü. Ancak manikürünü bir manikürcünün değil, kendisinin yaptığını belirtiyor imam.

-Geçin lütfen!

Gazeteyi okuyan emekli geçiyor geçmesine ama bir sonraki haberin başlığını okuyup okumamakta tereddüt ediyor. Âmâ tereddütü fark edip “Oku lütfen!” diyor.

-Görmeden 269 km. hız

-Devam edin lütfen!

-Güney Afrikalı görme özürlü sürücü, “görmeden hız rekoru”nun sahibi oldu. Rekor tescillenirse, Guinness’e girmeye hak kazanacak. Hein Wagner, bu cüretkâr denemeyi, ülkenin kuzeyindeki bir havaalanının pistinde yaptı ve başardı. Rekortmen Wagner, duygularını gazeteciye şöyle anlattı:

“Benim için tam bir sinir savaşı oldu. Hâlâ nefes nefeseyim. Otomobile çok iyi hakim oldum. Doğrusu otomobilin teknolojisi de olağanüstüydü.”

-Geçin lütfen!

***

Âmâ yürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir