Gül’ün Cumhurbaşkanı Seçilmesi Engellenecek

Ne kadar acıdır ki Türkiye’ye hükmeden bürokratik oligarşinin 27 Nisan Sanal Darbesi’nin üçüncü aşamasında Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkışını engellemek ve yerine Ahmet Necdet Sezer gibi birini geçirmek için harekete geçeceğini öngörebiliyoruz.

22 Temmuz 2007 bir dönüm noktasıydı: 23 Temmuz 2007’den itibaren Türkiye, ya tamamen içine kapanacak, ya da yeni bir heyecanla dünyadaki yerini alacaktı. Türkiye şimdi ikinci yola girdi, diyebiliriz.




28 Nisan sabahı, yayınladığımız “Müdahaleye partiler hayır demeli.” yazımızla, Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seçiminin 27 Nisan Sanal Darbesiyle yarıda kalmasının yanlışlığını ve siyasi partilerin demokrasi sınavından geçtiklerini anlatmıştık.




Seçim öncesi son yazımızda da “AK Parti, mevcut milletvekillerinde önemli bir değişiklik yaptı. Dolayısıyla milletvekili aday listesindeki bu yenilemeyle oy oranında ve milletvekili sayısında ’patlama’ olarak nitelenebilecek şekilde bir oy artışı sağlayabilir.” diyerek, “AK Parti oylarındaki büyük artışın nedenleri..” başlıklı yazımızda bugünkü sonuçları öngörebilmiştik..




Dolayısıyla Türkiye göz göre göre bu noktaya geldi.. AK Parti’ye hakkı olan Cumhurbaşkanı’nı seçtirmeyenler, 22 Temmuz sonuçlarını öngörmediklerini düşünmek biraz saflık olur.. Bürokratik oligarşi, şimdi B planını uygulamaya koyacaktır.




CHP’nin AK Parti Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül’e karşı olduğunu açıklamasıyla 27 Nisan Sanal Darbesi’nin üçüncü aşamasına geçildiğini düşünebiliriz rahatlıkla..




27 NİSAN SANAL DARBESİ’NİN ÜÇÜNCÜ AŞAMASI



Gelelim bundan sonra ne olacak sorusuna cevap aramaya..




Türkiye’de 22 Temmuz sınav sonuçları ortada. AK Parti, aldığı yüzde 47 oy sonucu çıkardığı 341 milletvekiliyle, demokratik ve Anayasal şartlarda Abdullah Gül’ü Çankaya’ya çıkarabilecek güçte.



Ne kadar acıdır ki Türkiye’ye hükmeden bürokratik oligarşinin 27 Nisan Sanal Darbesi’nin üçüncü aşamasında Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkışını engellemek ve yerine Ahmet Necdet Sezer gibi birini geçirmek için harekete geçeceğini öngörebiliyoruz. Peki bunu yapabilirler mi? Elbette yapabilirler.. Demek ki 27 Nisan Sanal Darbesi hala sürmektedir..




Peki ama bürokratik oligarşi Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkışını engellemeyi ve yerine Ahmet Necdet Sezer gibi birini Cumhurbaşkanı seçtirmeyi nasıl başaracak? Bu sorunun cevabı, hiç şüphesiz bugüne kadar yaşananlarda gizli..



Elbette Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkışını engelleme planları hazır.. Bu planda neler var? Tahmin etmek zor olmasa gerek..




Önce CHP ve lideri Deniz Baykal, Abdullah Gül’ün Çankaya’ya çıkışına karşı olduğunu açıklayacaktır.. CHP seçimde beklenen oy artışını yapamaması ve 70 milletvekilini MHP’ye kaptırması 22 Temmuz seçiminin bir süprizi olsa gerek. Seçim sonuçları nedeniyle parti içinde sıkıntıya düşen Deniz Baykal, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adaylığına şiddetli karşı çıkmayı bir kurtuluş yolu görebilir. Önümüzdeki günlerde Baykal’ın yine sesini yükselttiğini ve bildik teraneleri okuduğunu görürsek şaşmamak gerekir..



Bu arada medyada Abdullah Gül’e karşı bir kampanya da başlayabilir. Başbakan olmuş, Dış İşleri Bakanı olmuş Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olamayacağı bin dereden su getirilerek büyük bir pişkinlikle anlatılacaktır.. Hatta AK Parti uzlaşmazlıkla suçlanacaktır. Türkiye, yeni bir irtica kampanyasıyla sarsılmak istenecektir. Cumhuriyet gazetesinin başını çekeceği yeni irtica kampanyasıyla siyaseti yeniden daraltmaya çalışılacaklar.




Kimi kamu kurumlarının da hareketlenmesini beklemek yanlış olmasa gerek. Başta ordu olmak üzere, yargı ve YÖK son güçleriyle medyanın açtığı irtica kampanyasına destek verecektir..



MHP ve DTP de bu arada kuşatılacaktır.. Meclis’e girmemeleri dahil pek çok yola girmeleri zorlanacaktır.. Bu yolların neler olduğunu önümüzdeki bir ay içerisinde göreceğiz.



Başını Atatürkçü Düşünce Derneği’nin çekeceği, sözde sivil toplum kuruluşları yeniden meydanlara inecektir.. Cumhuriyet Mitingleri’yle Meclis dışında siyaset yolları aranacaktır. Sendikalar bu dönemde daha aktif rol alabilirler..




PARTİLERİN CUMHURBAŞKANI SINAVI




27 Nisan Sanal Darbesi’nin bu üçüncü aşamasında, siyasi partiler üzerinde yeni oyunlar oynanacaktır. Ankara’da büyük fırtınalar esecektir..




AK Parti, ilk sınavını Cumhurbaşkanı seçiminde verecektir.. AK Parti, uzlaşma adı altında bürokratik oligarşiyle anlaşmaya zorlanacaktır ve Abdullah Gül’ü aday göstermemesi istenecektir. Yeni adayın kim olacağı konusunda da baskılar artacaktır. Bürokratik oligarşinin yanında yer alan CHP, baskı grupları ve medya, önümüzdeki bir ay içinde AK Parti’nin Ahmet Necdet Sezer gibi birini aday göstermesi konusunda büyük çaba sarf edeceklerdir..




AK Parti’nin yumuşak karnını, Türkiye’nin siyasi yelpazesini en geniş şekilde temsil eden ve Meclis’e soktuğu 341 milletvekilinin bütünlüğünü Çankaya fırtınası karşısında koruyup koruyamayacağı meselesi oluşturmaktadır.. AK Parti, milletvekili kopmalarını önlemek için Abdullah Gül’ün adaylığında gerekli ve yeterli direnci gösteremeyebilir..



CHP lideri Deniz Baykal, devlet içindeki CHP’li kadrolarının iktidarını pekiştirmek için AK Parti’yi aday değiştirmeye ve yeni adayın Ahmet Necdet Sezer gibi birinin olmasına büyük çaba sarfedecektir.. Bu konuda MHP’yi ve gerekirse DTP’li milletvekillerini yanına alma yollarını arayacaktır. Deniz Baykal, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini engellemek için Meclis içinde ve dışında her türlü yola başvurmaktan kaçınmayacaktır.




Bugün aday olarak Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığını engelleme şansı olan tek bir isim var; Abdullatif Şener. Hatırlayacaksınız; geçen cumhurbaşkanlığı seçiminde de adı geçen Abdullatif Şener, CHP’nin destekleyebileceği tek AK Parti’li aday olarak görülüyordu. Abdullatif Şener artık milletvekili değil. Kendi isteğiyle Meclis dışında kaldı. Cumhurbaşkanı adaylığı için AK Parti Cumhurbaşkanı Meclis içinden olsun derken CHP ısrarla adayın dışarıdan seçilmesi konusunda ısrar ediyor. Sanırım Baykal’ın bu tavrı yeni Meclis’te de devam edecektir. Şimdi söyler misiniz; Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı yapmak istemeyen Baykal’ın öne sürebileceği daha güçlü bir isim var mı?Üstelik Gül’e karşı aday olarak çıkacak Abdullatif Şener ismi bugün yalnız CHP’den değil, MHP, hatta Gül’ü destekleyecek gibi görünen DTP’den bile destek görebilir.


İşte bu yüzden Abdullah Gül’ün yalnız Şener’in değil başka güçlü adayların da gündeme gelebileceğini düşünerek elini güçlendirmesi gerek. Bunun için ilk yapması gereken şey uzlaşmacı bir tavır sergilemek. Elbette CHP gerçekte Abdullatif Şener’in de Cumhurbaşkanı olmasını istemez. Abdullatif Şener ismi, AK Parti’nin Abdullah Gül’ü adaylıktan vaz geçirmek için kullanılacağı bir isimdir. Abdullah Gül’den vaz geçen AK Parti’ye Meclis içinden ve dışından pek çok ismi dayatma fırsatı doğacaktır CHP’ye.. Nedeni ise AK Parti milletvekilleri içinde etkileyebileceği milletvekillerinin olması.. Bu yüzden CHP Meclis içinden Mesut Yılmaz başta olmak üzere pek çok milletvekilini gündeme getirebileceği gibi, Meclis dışından da Haşim Kılıç’a varan pek çok isimi Çankaya için aday olarak çağırabilir.




Partilerin Cumhurbaşkanı sınavında en zor durumda olan MHP’dir. Cumhurbaşkanı seçiminde Meclis’e girerek bir sorun çıkarmayacağını şimdiden açıklayan MHP lideri Devlet Bahçeli, Ankara hareketlenince tavır değişikliğine gidebileceği gibi, Gül’ü engellemeyle sonuçlanacak, şimdiden fark edilemeyen yeni yollara da girebilir..



Devlet Bahçeli, 1999 seçiminde partisini milletin yanında konumlayarak Meclis’e girmişti.. Ne var ki milletvekillerinin yemin töreninde, Fazilet Partisi’nden Merve Kavakçı’nın salona baş örtüsüyle girmesi üzerine çıkan kargaşada, MHP’nin sessiz tutum takınıp kendi milletvekili Nesrin Ünal’a başörtüsünü çıkartarak yemin ettirmesi, aslında MHP’nin saf değiştirerek bürokratik oligarşinin yanına geçtiğini gösteriyordu. Türkiye, TBMM’ne girer girmez Devlet Bahçeli’yi Bülent Ecevit’in yanında görmüştü. Bu tavır değişikliği, Devlet Bahçeli’ye iktidar ortağı olma fırsatı doğurmuş ve ANASOL_M hükümetine yerleştirmişti..



Devlet Bahçeli, 27 Nisan Sanal Darbesi’ne karşı açık bir tavır almamıştır.. DTP’li milletvekillerinin TBMM’ne sergileyecekleri duruş ve davranışı bahane ederek, MHP yine bürokratik oligarşinin siyaset mühendisliğine hizmet edip bir iktidar fırsatı yakalama yoluna girebilir..




2000 yılında Cumhurbaşkanı seçiminde, Sadi Somuncuoğlu’nun Devlet Bahçeli’yi dinlemeyip aday olması ile birlikte yaşanan olaylar, iktidarda kalmak için nelerin yapılabileceğine güzel bir örnek olsa gerek: Cemal Enginyurt’un talimatla gece yarısı Sadi Somuncuoğlu’nun aday olmasını engellemekle görevlendirmesi, çirkin olayların günlerce gündeme oturması, MHP yöneticilerinin bu olayı ’töre’yle savunması, MHP’nin iktidar uğruna yapabileceklerinin ip uçlarını veriyor olsa gerek. Dolayısıyla Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleme amacıyla Ankara’da sahnelenecek oyunlar içinde MHP ’töre’ ile açıklayıp savunacağı yeni olaylar çıkarabilir..




Fakat başta MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ve parti yönetiminin unutmaması gereken husus, geçmişte olduğu gibi bu dönemde de partinin belini kıracak ve partiye bağlanan umutları boşa çıkaracak anti demokratik oyunlara yönelmesi durumunda, milletimiz tarafından bir daha dönmemek üzere TBMM’sinden çıkarılacağıdır. MHP’nin anti demokratik oyunlar içine girmesi hiç şüphesiz siyasi intihar anlamına gelecektir.



DEMOKRASİMİZİN GELECEĞİ



Türkiye, 27 Nisan Sanal Darbesi’nin üçüncü aşamasına girdi; bir siyaset mühendisliği müdahalesiyle karşı karşıyayız.




Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleme planları tek tek gündeme gelecek. Partiler, Cumhurbaşkanı sınavına girecekler.. Partilerin hangisi demokratik, hangisi değil, bu süreçte bir kez daha belli olacak..AK Parti, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleme çabalarını boşa çıkarmakla görevli. Topladığı oy, bu sorumluluğu AK Parti yönetiminin omuzlarına yüklüyor. Abdullah Gül’ü adaylıktan çekmek ve Ahmet Necdet Sezer gibi birini aday gösterme yoluna girmek, AK Parti’nin belini kıracaktır.. AK parti böyle bir tavizden sonra, ne yeni Anayasa yapabilir, ne de Türkiye’nin demokratikleşmesini tamamlayabilir..


AK Parti, Abdullah Gül’ün adaylığından vaz geçtiği an, milletimizin bütün umutlarını da boşa çıkaracak ve demokrasimizin geleceğini karartacaktır..

* Mustafa Yürekli

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir