Güneş Tutulması Kıyametin Provası mı ?

Vakit Gazetesi yazarı Şerife Katırcı Güneş tutulması ile ilgili ilginç bir yazı kaleme aldı. Güneş tutulurken ne yapmalı. tutulma bir kıyamet provası mı ?

Bismillahirrahmanirrahim
Değerli kardeşlerim; 29 Mart Çarşamba günü öğle vakitlerinde büyük bir fevkalâdelikle karşılaşacağız. Allah’ın âyetlerinden bir âyet olan güneş, alışılmışın dışında bir durumla arz-ı endam edecek. Bize en güzel model olarak yaratılmış insan, Efendimiz, bu olayda nasıl davranmamızı kendisi de bizzat yaşayarak gösteriyor.
Hz. Ebû Bekir (ra) şöyle buyurmuştur: Bir kere biz Rasûlullah (sav)’ın yanındaydık, derken güneş tutuldu. Peygamberimiz kalktı, mescide girdi, biz de girdik, bize güneş siyahlıktan sıyrılıncaya kadar iki rekat namaz kıldırdı sonra, “Şüphesiz güneş ile ay hiçbir kimsenin ölümünden dolayı tutulmazlar.. Siz bunların böyle tutulduklarını gördüğünüzde, başınıza gelen bu hal açılıncaya kadar namaz kılın ve dua edin” buyurdu (Buharî, Küsuf 1. 2.223.24), (Nesefî, Küsuf 16)
Güneş ve ay tutulması, zelzele, şiddetli rüzgâr, devamlı yağmur, korkunç parıltı ve salgın hastalıklar gibi tehlikeli ve korkulu hallerde bütün olayları kainatı yoktan var edenin kudretiyle olduğu için, kerahat dışında namaza durmak, iki veya çift namaz kılmak, uzun sûreler okuyarak rükû ve secdedeki tesbihatı çoğaltarak, bu namazı uzun tutmak sünnettir. Peygamberimiz (sav), “Bu gibi korkunç halleri görünce namaza koşunuz!” buyurmuşlardır. Rabbimiz, yaşadığımız şu dünya hayatında bize ahiret gününün geleceğinden tekrar tekrar haber verir. O büyük günün geleceğine dair birçok numuneler sunmuştur. Gecenin gelişi, sonbaharın oluşu, her canlının mutlaka bir gün ölüşü, her şeyin fani olduğuna, güneşin doğuşu ile sabahın oluşu, ilkbaharla kâinatın yeniden canlanması, yeniden dirilmenin küçük birer numunesi olduğunu bize daima hatırlatır. Hac, küçük bir mahşer provasıdır. Haccı yapan mü’minler, daha önce mahşer gününün küçük bir temsilini gördükleri için, çok sıkıntı çekmezler.
Bir daha altmış yıl sonra görülecek olan güneş tutulması da, bize kıyamete yakın güneşin de bir gün ziyasının solacağının, onun da öleceğinin haberini hatırlatıyor. Kıyamet Sûresi’nde bu manzara gözler önüne seriliyor:
“Göz kamaştığı, ayın tutulduğu ve güneş ve ayın bir araya getirildiği zaman! İşte o gün insan kaçacak yer nerede der?” (75/7-10)
“Kıyamet gününe yemin ederim!”(75/1)
Ahiret bilgisinden yoksun ve inanmayan insanlar, öldükten sonra tekrar dirilmeyi ve kıyamet gününün gelmesini ummazlar. Bu sebepten dolayı da, “İnsanoğlu gelecekte suç işlemek ister de ’Kıyamet de ne zamanmış’der.” (75/5-6) Bu cümle ile sorulan sual, büyük günün çok uzak bir ihtimal, hatta bir söylentiden ibaret olarak gördüklerini ifade eder.
Ve Rabbimiz yukarıdaki âyetle o günün geleceğinin haberini verir. Ayrıca bununla da yaşadığımız sürece bize devamlı geceyi, sonbaharı, ölümü birer numune gibi gösterir. Rabbimiz bulunduğumuz zaman diliminde kıyamet sahnelerinden birini sergileyecek.. Önümüzdeki üç gün içinde vuku bulacak güneş tutulması, yani güneşin ziyasının bir şekilde söndürülmesi, çok büyük ve yürekleri haşyetten titretecek bir olay. Kur’an-ı Kerim’de Kıyamet Sûresi’nde dünyanın son gününde olacak bir olayın temsilini bizim gözlerimize gösterecek. Güneş ile ayın, Allah’ın âyetlerinden biri olan bu iki harika varlık, gökyüzünde bize seyrü seyran edecekler. Bu büyük ve kıyameti hatırlatan olay karşısında mü’mince bir tavır sergilememiz gerekir. Bize yakışan, o olayı gerçekleştiren Rabbimizi hatırlayıp O’nun şanını yüceltmek, O’nu en güzel kelimelerle övmektir.. Bunun dışındaki her türlü davranış gaflettir. Yoksa caz müzikleriyle çılgınca, gaflet içinde kutlamak ya da sıradan bir olaymış gibi umarsız davranmak da hiç değil.
Mevlânâ Hazretleri Mesnevi’de; “Bu felek edepten nurla dolmuştur. Melek edeple masum ve pak oldu. Güneşin tutulması küstahlıktandı. Şeytan cüretinden dolayı kapı dışarı oldu (38-90)”
Kulun Allah’a karşı edebini unutmasının sonucu güneşin ziyasını kaybederek bizi ikaz ettiğini söylüyor. Aynen şeytanın Rabbine karşı küstahlaşması sonucu cennetten çıkarılmasına sebep olduğu gibi… Bir sonuca düşmemek için bizi Yaratan’a kulluğumuzu gereği gibi yapmamızı bize hatırlatıyor ve şöyle devam ediyor bu gibi olayların sebebini tesbit için: “Ey seçilmiş kişi, ey razı olunmuş kişi! Merhaba! Sen kaybolursan kaza gelir ve genişlik daralır. Sen kavmin efendisisin. Seni istemeyen, vazgeçmedikçe yok olur.” (Mesnevi 95–100)
Yardım edici Allah’tan, bütün bu durumlarda edebe uymada başarı dilemeliyiz ve yoksa edepsizliğin zararlarının vahametine katlanmamızı ikaz ediyor Mevlânâ..
Efendimiz’in sünnetleriyle, hadisleriyle aramızda yaşayan bir İslâm olmazsa, daha nice kötü günlere hazır olacağız kim bilir? Güneş tutulması sona erene dek hep birlikte O’nu hoşnut edecek haller üzere olma duası ile…

Şerife Katırcı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir