“Güneşe Göç Var da Kalan Biz Miyiz?”

Netpano Yazarlarından Ayşe Sevim`in Son kitabı ses getirmeye devam ediyor. İşte Zaman gazetesinin “Kadın ve Aile“ sayfasında “Güneşe Yolculuk Kitabı“ ile ilgili haber

İnsanoğlu yeryüzüne adım atar atmaz gözü güneşe takıldı. Dünyanın ısı ve ışı kaynağı olması hasebiyle güneş, insanoğlunun hep dikkatini çekti.

Bu dikkat insanoğlunu güneşe yolculuk yapma hayallerine yöneltti. Ve nihayet gün geldi “Güneşe Yolculuk” başladı. Astronotlar, bilim adamları güneşe yolculuk hayalleriyle oyalana dursunlar biz bütün çocuklarla birlikte manevi alemimizin biricik güneşi Hz. Muhammed (sas)’in hayatına doğru tatlı ve gizemli bir yolculuğa başladık bile. “Güneşe Yolculuk” Sevgili Peygamberimiz’in hayatını çocuk üslubu ve mantığında anlatan romanın ismi. Roman, yazarın ilk kitabı olmasına rağmen Türkiye Yazarlar Birliği 2004 Çocuk Edebiyatı ödülünü almış. Çocuklar büyük bir heyecan içerisinde “O Güneş”e doğru yolculuğa başlarken kendilerini bir anda asrı saadette buluyorlar. Günümüz ve asrı saadet arasında gel gitlerle kurgulanan yolculukta göz kamaştıran, göz yaşartan yüzlerce olaya şahitlik ediyorlar.

Şule Yayınevi çocuk yayıncılığına başladığını ve Peygamber Efendimiz (sas)’in hayatını anlatan bir çocuk romanı basmak istediklerini söylediğinde kitabın yazarı Ayşe Sevim bunun çok zevkli olacağını düşünmüş. “O sırada hamileydim ve doğacak olan çocuğumla yapabileceğim en hayırlı işin Kainatın Güneşi’nin hayatını çocuklar için yazmak olacağına karar verdim.” diyerek kitabın çıkış hikayesini anlatan Sevim, sevimli üslubuyla kaleme aldığı kitabın kendisine teklif edildiğini, edilmeseydi cesaret edemeyeceğini belirtiyor.

Yazar Ayşe Sevim, önce Peygamberimizin hayatını anlatan çocuk kitaplarını incelemiş. Birkaçı müstesna pek sevimli bulmadığı bu kitaplarda sağa sola sallanan bir parmak gördüğünü ve o parmağın sanki “Evet çocuğum Peygamberimiz şurada doğmuş şu şu savaşları yapmış, bir de çok iyi bir insanmış anladın mı hepsini, aferin sana” şeklinde nahoş bir eda ile yazıldığını dile getiriyor. Bu üslubun hoşuna gitmediğini ifade eden Ayşe Sevim, “Oysa Efendimiz (sas) hürmetine yeryüzü, insanlar, karıncalar, meyveler, dağlar yani görüp duyduğumuz her şey yaratılmış.” diyerek Güneşe Yolculuk yazılırken en fazla dikkat ettiği hususlardan birinin bu olduğunun altını çiziyor. Güneşe Yolculuk için “Kırmızı Başlıklı Kız” masalından örnek veren Ayşe Sevim, “Çocuklar, ‘Kırmızı Başlıklı Kız’ masalını severler, masalı sevmelerinin nedeni açgözlülüğün ne kadar kötü bir şey olduğunu bu masaldan öğrendikleri için değildir. Onlar masalın kendisini severler ve fark etmeden de masaldaki mesajı algılarlar, yani açgözlülüğün ne kadar kötü bir şey olduğunu öğrenirler.” diyor. Güneşe Yolculuk’ta bu üslubun olduğunu hatırlatan Ayşe Sevim, “Çocukların verilen siyer bilgilerini fark etmeden öğrenmelerini istedim. Çocuklar Peygamberimizin hayatını, ahlakını, olaylara karşı tutumunu fark etmeden öğreniyor. Onu fark etmeden seviyor ve örnek alıyor.” tespitinde bulunuyor. Romanın kahramanı Zehra, zaman ve mekanda yolculuk edebildiği için kendi zamanının şartlarıyla Peygamber Efendimizin zamanını mukayese edebiliyor. Güneşe Yolculuk’ta Peygamber Efendimizin zamanı geçmiş olarak değil, zamanlar üstü bir dönem olarak işlenmiş. Bunun için elbette ki iyi bir siyer bilgisine sahip olmak gerekiyor. Ayşe Sevim, Güneşe Yolculuk için Beyazıt Kütüphanesi’ne giderek uzun zaman siyer kitaplarını incelemiş. Kitabı yazdığı günleri çok özel anlar olarak değerlendiren Sevim, “Allah’ın bana bir sürü hediye verdiği bir zaman dilimiydi.” dediği kitabı anlatırken, “Hayatını çocuklara anlatacağınız yüce kamet, Kainatın Güneşi olunca ister istemez çok titiz davranıyorsunuz.” şeklinde konuşuyor.

Güneşe Yolculuk, adından da anlaşıldığı gibi bir yolculuk hikayesi. Zehra isimli bir çocuğun Kainatın Güneşi’nin hayatına yaptığı bir yolculuk. Ona Peygamberimizin hayatını öğrenmek istediği için Allah tarafından bir hediye veriliyor. Gözündeki perde kalkıyor. Kitapta işin içerisine yer yer tasavvuf da giriyor. Yeryüzündeki her şeyin canlı olduğu bilgisinden yola çıkan yazar, Zehra’nın gözünden perdeyi kaldırınca binaların, giysilerin, gölgelerin, toz zerrelerinin, rüzgarın kısaca yeryüzündeki her şeyin canlı olduğunu ve Allah’ı tespih ettiklerini gördürmüş Zehra’ya. Zehra’nın Peygamber Efendimizin dönemine gidip gelmelerinin her birinde bir yol arkadaşı oluyor. Mesela Zehra dev bir tespihle yolculuğa çıktığında bir tesbih tanesine dönüşüyor ve sabaha kadar ellerinde tesbihlerle Allah’ı ananların neler hissettiğini hissedebiliyor. Yahut bir duvarın içinde yolculuk etmek zorunda kalıp toz zerreciğiyle tanışınca yaşamın insana sunabileceği tüm zorluklardan nasıl bir lezzet çıkarabileceğini kavrıyor. Kitaptaki Zehra masallarda ya da hikayelerde bolca rastlanan iyi kalpli, saf, her şeyi karşılıksız yapan bir kız değil. Biraz bencil, biraz huysuz, çok meraklı, fazlaca da sabırsız. Kısaca günümüz çocuğuna benziyor. Zehra yaptığı bu yolculuk sayesinde kendisindeki arızaları onarıyor. Tevekkülün, sabrın, imanın imtihanından geçiyor. Kendine bol miktarda soru soruyor. Güneşe Yolculuk Peygamberimizin hayatını öğretirken çocukları düşünmeye yöneltiyor. Rengarenk çocuk İncilleri, Hz. İsa’nın hayatının anlatıldığı kitaplar, azizler için hazırlanılan çalışmalara işaret eden Sevim, yurtdışında çocuklar için yapılan çalışmaları gördükçe gıpta ettiğini belirterek, “Gerçekten de insan etkileniyor. Neden biz de yapmayalım?” diye kendisine soru sorduğunu dile getiriyor. Kitap bitince beyninde de birtakım sorular oluşmuş yazarın. O da “Altından kalkabilmiş miyim? İyi bir dil kullanmış mıyım? Kurgu nasıl ilerlemiş?” gibi soruların cevaplarını bulmak için kitabı önce yazarlara okutmuş. Aldığı tepkilerin çok hoş olduğuna dikkat çeken Ayşe Sevim, bunların yanı sıra yayınevi sahibi Ali Ural’ın kitabı ayrıca ilahiyatçı ve pedagoglara okuttuğunu ifade ediyor. Kitapla ilgili düşüncelerini “Başka bir kitap yazsam sanki bu kadar sevilmezdi.” diyerek anlatan Ayşe Sevim sözlerini şöyle tamamlıyor. “Yani burada niyet saf ve bahsedilen de Hz. Muhammed (sas) olunca tüm kusurlarım gizli bir el tarafından örtüldü gibi.”


24.01.2005
A.Kadir Süphandağı
Zaman Gazetesi/ İstanbul

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir