Gürcistan’daki Azeri Türklerine Kim sahip Çıkaçak

Gürcü yönetimi, Kvemo Kartli bölgesinin de yeni bir ayrılıkçı bölge haline gelmesinden endişe duyuyor. Bu yüzden Gürcü yönetimi, toprak özelleştirmesi gibi konularda Azerileri dışlayacak bazı uygulamalara gidiyor.

Gürcistan da yaşayan Azerbaycanlıların siyasi, kültürel ve ekonomik alanlardaki haklarının engellenmesi, topraklarına Swanların yerleştirilmesi ve sonuçta Azerbaycanlıların Gürcistan dan göç etmelerinin sağlanmasına yönelik baskı ve yıldırma politikası uygulanıyor.


Gürcistan, birçok milli azınlığın yaşadığı bir ülke olmasının sonucu olarak, sürekli ciddi etnik sorunlar yaşayan bir ülke. Milli azınlıklar arasında en büyük grubu ise, 400.000 civarında nüfusa sahip Azerbaycan Türkleri oluşturuyor. Tiflis ve Borçalı olarak bilinen Kvemo Kartlı vilayetine bağlı Sarvan (Marneuli), Bölüş (Bolnisi), Başkeçid (Dmanisi) ve Karayazı (Gardabani) rayonlarında yoğun olarak yaşayan Azerbaycan Türklerinin, Ağbulag (Tetri-Skaro) ve Parmaksız (Zalga) rayonları ile Kabal (Lakodehi), Karaçöp (Sagareco), Karacalar (Telavi), Mçheta, Kaspi, Gori, Kareli gibi diğer bölgelerde de köyleri bulunuyor.





Azerilerin, Gürcistan da yaşayan ve Karakalpak, Borçalı, Kıpçak ve Oğuz boyları olarak adlandırılan Türkler ile birlikte XVIII. yy da kurdukları “Borçalı Sultanlığı” XIX. yy da Rusya nın bölgeyi işgali ile birlikte yıkıldı. Bu tarihten itibaren tekrar Gürcistan topraklarında kalan Azeriler, Ortodoks bir ülkede Müslüman olmalarının da etkisiyle diğer azınlıklara oranla daha kötü muameleye maruz kaldı. SSCB döneminde Azeri aydınlar ve gazeteciler Sibirya ya sürüldü. 1949 yılında Tiflis te mevcut tek cami yıkıldı. 1989-1991 yıllarında patlak veren iç savaş esnasında azınlıklar taciz edilerek, göçe zorlandılar.







Azeri Türklerinin yoğun olarak yaşadığı, Marneuli, Bolnisi, Dmanisi, Gardabani, Sagarejo bölgelerine Rustavi demir çelik fabrikasının kurulması ile 1950 li yıllardan sonra sözkonusu bölgelere Gürcü halkı yerleştirilmeye başlandı. Azeri Türklerinin yaşadığı köylerin isimleri ilk Devlet Başkanı Z. Gamsakhurdia döneminde Gürcüce ye çevrildi. Sözkonusu politikaya günümüzde de devam ediliyor.





İşsizlik, fakirlik, sosyal güvenlik sistemindeki bozukluklar ve benzeri problemler Gürcistan ın geneli için geçerli olmakla birlikte, Azerbaycan Türklerinin başlıca sorunları arasında yer alıyor. Öte yandan, Rus sömürgesinden kurtulma ve bağımsız Gürcistan devletini kurma süreci ile başlayan Gürcü milliyetçiliği ise belirginleşmiş durumda.




Gürcülerin, kendi adlarını taşıyan ülkede nüfusun üçte birini oluşturmaları, ayrıca nüfus artış oranının düşüklüğü gibi hususlar, Gürcülerde ülkelerini başkalarına kaptıracakları duygusunun oluşmasına sebep oldu. Bu çerçevede; Gürcü olmayan etnik gruplardaki doğum oranlarının sınırlandırılmasına ilişkin talepler, bağımsızlık sürecinde kurulan tüm siyasi parti ve teşkilatların programlarında dahi yer aldı.





Bu konuya ilişkin Mayıs 2006 tarihinde “National Association of Azerbaijanis in Georgia (NAAG)” adlı sivil toplum örgütünün, Kvemo Kartli (Borçalı), Kakheti ve Shida Kartli bölgelerinde yaşayan Türk kadınların, farkında olmaksızın Gürcü doktorlar tarafından yapılan enjeksiyonlar neticesinde, yani bilinçli bir uygulamayla “kısırlaştırıldığı”nı ileri sürerek, Gürcistan Ombudsman Ofisi ne başvuruda bulunduğu ve hukuki yardım istediği, konunun Türk temsilciler tarafından Ombudsman Ofisi Azınlık Sorunları Meclisinde de gündeme getirildiği alınan haberler arasında. Ülkenin mevcut karışık nüfus yapısı, azınlıklara yönelik baskı ve sindirme politikalarını etkileyen diğer önemli bir faktördü. Gürcülerin azınlıklara yönelik ayırımcı politikası, en büyük nüfusa sahip azınlık olan Türklerin, devletin imkanlarından mahrum kalması gibi bir sonucu da kendiliğinden getirmiş oldu. Hatta öyle ki; Gürcü olmayanların ülkeyi terk etmesine ilişkin taleplere kadar varan Gürcü milliyetçiliği, yerel gazete ve dergilerde yer alan; “Bölgedeki Türklerin misafir olduğu ve artık bölgeyi terk etmelerinin zamanının geldiği” şeklindeki yazılarla da desteklendi.





Günümüze kadar gelen Azerbaycan Türklerinin problemlerinin başında Türkçe yer adlarının değiştirilmesi geliyor. 1921 den bugüne kadar 250 köy ve kasabadan 200 den fazlasının adı, çok sayıda dağ, dere, nehir, göl, kale gibi Türkçe yer adlarının değiştirildiği biliniyor.





Tiflis yönetimi tarafından sürekli olarak ülkede etnik gruplar arası anlaşma ve dayanışma ortamını oluşturma istekleri dile getiriliyor. Bu amaçla ülkedeki yönetici çevreler tarafından değişik konferanslar ve sempozyumlar düzenleniyor. Buna karşın, yerel Azerbaycan basını ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri kısıtlanmaya çalışılıyor. Azerbaycan Türk toplumunun önde gelenlerine güçlü baskı yapılıyor. Yolsuzluk ve kaçakçılıkla mücadele adı altında şiddet uygulanıyor. Azerbaycan Türklerinin basın organları ve sivil toplum örgütlerinin faaliyetinin önlenmesi için anayasaya aykırı önlemler alınıyor.




Gürcistan hükümeti tarafından ağır vergiler, işsizlik ve baskıcı güvenlik uygulamaları gibi ekonomik baskılar yapılmak suretiyle Azeri Türkleri, topraklarından göç etmeye zorlanıyor. Azeri Türklerinin yaşadığı bölgelerdeki pazarlar, Gürcü yönetimi tarafından kapatılıyor.




Bölgede yakıt ürünleri satışı yapan işyerlerine yıllık ağır vergiler getiriliyor. Azerbaycan’dan Gürcistan’a dönen Azeri Türklerinin otomobillerinde 10 litreden fazla yakıt bulundurmalarına izin verilmiyor.





Gürcistan Yönetimi, mali polis aracılığıyla Marneuli ve Garbadani bölgelerinde yaşayan Azerilere yönelik, başlattığı ekonomik baskıların yanı sıra, Swaneti de yaşayan (Mestia ve Lentekhi Bölgeleri) Swanları, verimli toprakların yer aldığı Borçalı olarak adlandırılan Marneuli ve Garbadani bölgelerine yerleştirerek; Swanlara medeni bir toplum yapısı kazandırmaya çalışıyor. Göç etmeyi kabul eden Swanlara toprak ve aile başına nakdi yardım veriliyor.





Azerbaycanlıların öldürülmesiyle ve mal varlıklarının yağmalanmasıyla ilgili suçların hepsi faili meçhul suçlar listesinde yer alıyor, gerekli soruşturmalar yapılmıyor. Azerbaycanlıların mülkiyetlerinin devamlı olarak yağmalanması sonucunda da Azeriler kendi mülkiyetlerini satmak zorunda bırakılıyor.





Azeri Türklerinin çoğunlukta yaşadıkları Borçalı bölgesinde hiçbir sanayi müessesesi çalışmıyor. Bölgede halk, tarım ile hayatını idame ettirmeye çalışıyor. Ancak Gürcü yönetimi baskı ile bölge halkının sözkonusu geçim kaynağını da elinden almaya çalışıyor. Azerbaycan Türklerine daha az verimli ve Gürcülere oranla daha az toprak payı veriliyor. Ayrıca, sınır bölgesinde güvenlik amacıyla belirli bir alan oluşturulması çerçevesinde, kimseye toprak verilmemesi yönünde kanun da çıkartıldı. Sadece 2005 yılında, sahipleri tarafından kira ücretlerinde % 200 artış gözlendi. Bugün, Azerbaycanlıların % 70 i topraksız bırakılmış durumda. Öte yandan, toprak sahibi Gürcüler ve Azerbaycan Türkleri arasında da zaman zaman gerginlik yaşanıyor.





Uygulanan politikalar sonucunda Borçalı dan göç olaylarında artış ve bölgedeki Türklerin sayısında sürekli olarak bir azalma yaşanıyor. Bu husus, Azerbaycan Türkçe sinde eğitim veren okulların kapatılmasına vesile oluyor. Lise düzeyinde eğitim veren birçok eğitim kurumu sadece sekiz senelik okullara dönüştürülüyor.


Gürcü polisleri Gürcistan daki Azeri Türklerine karşı baskı yapıyor ve ülkedeki Azerilerin hakları sürekli olarak çiğneniyor, Azeri köylerinde Türk televizyonlarını seyredenlerin uydu antenleri kırılıyor.




Gürcistan devlet kurumlarında Gürcülere öncelik verilirken, Azeri Türkleri başta olmak üzere diğer etnik halklar, geri planda bırakılıyor. Ancak, Hıristiyanlığı kabul eden veya Azeri kimliğinden vazgeçenler, önemsenip, ayrıcalık görüyor.




Gürcü köylerinde yaşanan elektrik, su gibi altyapı sorunlarının giderilmesine yönelik çalışmalara acilen başlanırken, Türk köylerinde yaşanan sorunlar karşısında yapılan şikayetler ise dikkate bile alınmıyor.





Gürcistan’da yaşayan Ermeniler tarafından, Azeri Türklerince terk edilen topraklardaki ev ve toprakları satın almaya başlandığı biliniyor.





Azeriler tarafından zaman zaman Gürcü yönetimine, bölgede yaşayan Azerilere çifte vatandaşlık verilmesi (Azerbaycan-Gürcistan), sürdürülen polis operasyonlarının durdurulması, Kvemo Kartli bölgesinde yapılan toprak reformunda Azerilerin de dikkate alınması, Azerbaycan’dan ithal edilen ürünlerden alınan yüksek gümrük vergilerinin düşürülmesi, Azerilerin de resmi dairelerde işe alınmaları yönünde talepler dile getiriliyor. Ancak, Azeri Türklerinin yaptıkları bu itirazlara, Gürcistan da mevcut şartlarda yaşamak istememeleri halinde Azerbaycan a gidebilecekleri şeklinde cevap veriliyor.





Gürcistan Azerbaycanlılarının karşılaştıkları bazı problemlerde yardımcı olmak amacıyla Gürcistan Azerbaycanlıları tarafından kurulmuş yedi dernek Ağustos 2006 tarihinde Bakü’de biraraya gelerek imzaladıkları anlaşma ile Gürcistan Azerbaycanlılarının Uluslararası Konseyi’ni oluşturdular. Kuruluş tarafından zaman zaman düzenlenen toplantılarda, Gürcistan’da Azerilere yönelik cinayet, müessir fiil, tutuklama gibi vakalar tartışılıyor.





Kafkasya’da stratejik çizgilerin belirginleşmeye başladığı ve Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan üçlüsünün ilişkilerini her geçen gün daha da yoğunlaştırdıkları bir dönemde, Gürcistan’daki Türklerin sadık vatandaş konumlarını sürdürmeleri bekleniyor. Fakat, onların bu tutumlarının karşılığı, Gürcistan’daki diğer topluluklara nazaran daha az siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik haklara kavuşmaları olmamalıdır. Unutulmaması gerekir ki, bu çıkar dünyasında Gürcistan’da yaşayan Azerbaycan Türkleri Türkiye-Gürcistan-Azerbaycan işbirliğinin güvencesi konumuna gelebilir.




Naciye SARAÇ/Global Yorum İnternet Dergisi


[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir