Hadisa ABD’nin İmajına Son Tokadı Attı

ABD askerleri Hadisa’daki katliamdan sorumlu tutulursa, Amerikalılar dışında kimse şaşırmayacak. ABD ordusunun Arap âlemi ve dünyanın gözündeki imajı, Ebu Garib skandalı ve Felluce’yle zaten şekillenmişti

Hadisa’da Amerikan askerlerinin bir düzine sivil Iraklıyı öldürdüğü kanıtlanırsa bu, ABD ordusunun savaş başladığından beri görülmüş en çirkin vakası olacak. Birçok Amerikalı için Hadisa, Vietnam’daki Mai Lai katliamına eşdeğer.
Hadisa olayı Amerikalıları şoke edebilir. Masumların öldürülmesi Amerikalıların anlayışına tümüyle zıt, ABD normalde böyle davranmıyor. Hazırlıksız ABD askerlerinin düşmanca bir ortamdaki bu tarz hareketlerini mazur görenler bile, savaşın sadece kurbanlara değil kazananlara da neler yapabileceği karşısında afallıyor. Hadisa’nın ABD’de savaş karşıtı hareketi güçlendireceğine şüphe yok.
Gelgelelim, bu olay Arap dünyasının ABD’ye bakışını değiştirecek bir dönüm noktası olmayacak. Bu, bölgenin ABD’ye bakışının ne kadar tatsız bir seviyede olduğunun göstergesi. Bu suçlama nedeniyle kimse şoka girmedi.
Oysa ABD’nin bölgeye demokrasi götürmesini isteyenler de dahil çoğu insan açısından bu olay, Amerikalıların kendi benlik anlayışlarının tümüyle dışına çıktığı bir olaydı.
Arap dünyasında yapılan kamuoyu yoklamaları, ABD’nin Irak’taki niyetine dair ciddi kaygıları ortaya koyuyordu. Gerek savaş öncesinde gerekse savaş sırasında çoğunluk, ABD’nin derdinin insan hakları ve demokrasi olmadığını, asıl hedefin petrol üzerinde hâkimiyet, İsrail’e yardım ve İslam âlemini zayıflatmak olduğu görüşündeydi.


Üst düzey yetkililer hiç suçlanmadı
Kamuoyunun aklında savaştan bir görüntü kalmışsa o da Ebu Garib skandalıdır, hemen arkasından da Felluce’deki kanlı çatışmalar gelir. Ebu Garib’in akılda kalmasının nedeni biraz da fotoğrafın gücünden kaynaklanıyor. Ayrıca, zamanlaması da çok isabetliydi, tam Saddam’ın devrilmesinden sonra ABD’nin ’Demokrasi yayıyoruz’ kampanyasını baltaladı. Bölge halkları Pentagon’un bunların kasti bir politika değil, münferit vakalar olduğu açıklamasını reddetti: Ebu Garib, sadece en fazla belgelenmiş vakaydı. Üstelik, Amerikalılar bile yaşananların kasti bir politikanın parçası olduğuna inanıyor.
ABD askerleri suçlu bulunursa, Hadisa bölge basınında çok geniş yer alacak. Bu acı verici olay ABD ordusunun kötü imajını pekiştirecek. Askerlerin çoğunun Hadisa’dakiler gibi davranmadığı göz ardı edilecek. Sorunun büyük kısmı, ABD’nin ciddi insan hakları ihlalleri karşısında bile sorumluluk üstlenmemesinden kaynaklanıyor. Alınacak önlem birkaç askeri hapse atmak değil, ne zaman böyle bir olay ortaya çıksa ’bir daha olmayacak’ diyen üst düzey yetkilileri sorumlu tutmak olmalı.
Hadisa, Irak için de önemli. Yeni Irak yönetimi Saddam davasını üstlenmeye hazırlanıyor. Amerikan ve Irak kuvvetlerinin bu kötü muamelelerinin gölgesinde, Saddam’ı insan hakları ihlalleriyle suçlayabilmek için gereken itibarı nasıl sağlayacağı meçhul.
Irak Başbakanı Nuri el Maliki, Amerikalıların Irak’ta sivilleri öldürmesine karşı ’sabrının taşmak üzere olduğunu’ açıkladı.

’Artık başkası süper güç olsun’
Öte yandan, ABD askerlerinin davranışı, Irak yönetiminin karşılaşmaya devam edeceği diğer sorunların yanında hafif kalıyor. Maliki Amerikalıların davranışından kibarca şikâyet ederken bile çoğu sivil 60 kadar kişinin ölüm haberleri geliyordu. Maliki bu yıkıcı ortamla ABD’nin yardımı olmadan başa çıkamaz. Zaten Arapların çoğunun ABD’yi Irak’taki en yüksek otorite olarak görmesi ve Irak’ın sorunlarının çoğundan ABD’yi sorumlu tutması da bundan kaynaklanıyor.
Hadisa’daki ölümler Amerikalıları şoke edebilir, dış politikadaki görüş ayrılıklarını derinleştirebilir. Ancak Arapların Hadisa’ya tepkisi ABD’deki kadar büyük olmayacak. Vahim olan da zaten böyle bir tepkinin olmaması: Kimsenin şoke olmaması, ABD’nin ne kadar olumsuz algılandığını, bu algının münferit olaylarla sarsılamayacak kadar yerleştiğini gösteriyor. Ne söylediklerimize güveniyorlar, ne de yaptıklarımıza.
Ekimde beş Arap ülkesinde yaptığım bir araştırmada, insanlara hangi ülkenin tek başına süper güç olmasını tercih edecekleri soruldu. ABD listenin neredeyse dibinde kalırken, sadece Fransa gibi Avrupa ülkeleri değil, Çin ve Pakistan bile üst sıralarda yer aldı. En büyük tehdit oluşturan iki ülke sorulduğundaysa çoğu ABD ve İsrail’in adını verdi, İran diyenlerin sayısı iki haneli rakamları bulmadı.
Irak savaşı ve sonuçları, Arapların ABD dış politikasına baktığı gözlükleri şekillendirdi. Hadisa’dan gelen can sıkıcı haberler, büyük tablonun parçası olmaktan öteye gitmiyor. (Maryland Üniversitesi’nde kalkınma profesörü, Amerika’da yayımlanan haftalık dergi, 3 Haziran 2006) Shibley Telhami

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir