Haftalık Dergiler’in Hangi CIA’nın dergisi ve Biyografik İstihbarat

Bu aralar kamuoyu ile paylaşılan bilgi ve dosyalar sizlerin de kafasını karıştırmıyor mu? Haftalık dergilerde çıkan haberler adeta parmak ısırtan cinsten. İster şu, ister bu dergi, hangisi olursa olsun, kimi dosyalar “Zamanlama” metodolojisine uygun bir konsept ile stratejilendirilerek kamuoyuna sunuluyor.

Öylesine hassas bir süreçte bilgiler faş ediliyor ki bir anda adeta donup kalıyorsunuz.

Şurada burada sehven patlatılan bombalardan tutun da Eyüp’ten Havala’nan Kartal kapaklı dosyaya kadar…

Apoletli “Emredersiniz Komutanım” gazetecilerinden “Kişiliklerin tahlil edildiği biyografik” istihbarat dosyalarına kadar.

Adam sabah evden kaç da çıkar.
Ne yer.
Hangi gazeteyi okur.
Hangi kredi kartını kullanır.
Tüketiminde neler hangi oranda yer alır.
En çok hangi sitelere girer.
Hangi sitelerden neleri indirir
Hangi sitelerin içeriğini tıklar
Kimlerle mailleşir
Telefon etme alışkanlıkları var mıdır
Kimleri daha sık arar
Kimin nazı daha çok geçer.
Kimlerden neler talep eder.
Randevularını hangi saatlerde verir.
Randevulara giderken zamanlaması nasıldır.

Bu konuda 3 farklı ülkenin konsolosundan isim zikretmeden örnek verecek olursam.

Rusya’nın İstanbul Başkonsolosu gideceği randevuya üç dakika kala makam arabasını ilgili yerin kapısının önüne çektirerek 20 30 saniye kala görüşeceği kişi ile karşılaşmayı beklerdi.

Almanya İstanbul Başkonsolosu ise 5 dakika kadar önce gelir, görüşmenin gerçekleşeceği mahalde kendisine bir ön protokol uygulatırdı.

Japonya İstanbul Başkonsolosu 1 dakika kala görüşeceği kişinin ofisine varır ve tam zamanında buyur edilmeyi beklerdi.

İngiltere İstanbul Başkonsolosu ise kapıda karşılanır, bu iki tarafın arasındaki dostluk göstergesi olarak algılanırdı.

Amerika İstanbul Başkonsolosu ise resepsiyonlardan kendisini tanıyanlardan yakayı kurtarabilirse, ziyaretine geldiği zatın ofisine yönelebilirdi.
Nasılsınız diye kendisine sorulduğunda ne tür bir cevap ile mukabelede bulunur.
Sağolun. Ya sizler.
Şehrin güzellikleri beni cezp etti. Tüm düşüncelerimi İstanbul Boğazının o eşsiz akıntısı alıp götürdü.
Trafik çok sıkışıktı. Gelirken geç kalacağım diye endişelendim.

Siz böylesi cevaplardan ne tür sonuçlar çıkarırsınız?

Giydiği ayakkabıdan.,

Taktığı kravatın renginden

Kullandığı parfümün kokusundan

El sıkış tarzından

Meşrubat ya da sıcak içeceği içiş şeklinden

Mesela soğuk suyu viski gibi yudum yudum mu içiyor.

Yoksa şarap gibi irice yudumlar mı alıyor.

Ya da afacan bir çocuk gibi mideye indiriveriyor mu

Ceketinin düğmeleri iliklenmiş mi

Yeni traş olduğu için gömleğinin yakasında görülmeyecek kadar küçük kan lekecikleri var mı?

Elleri bakımlı mı

Ne tarz saat kullanıyor.

Konuşurken beden dilini kullanmayı biliyor mu

Kullandığı kelimeler malumatfuruşluk mu içeriyor..

Sadede gelmek için çok dolambaçlı bir yol izler mi

Randevusunun bitimine 5 dakika kala saatine mi bakar yoksa spontane bir gelişme olduğunda ona ayak uydurarak ziyaret ettiği kişi ile buraya yönelir mi?

Görüşmenin çok olumlu bir havada geçmesi için her şeye evet mi der yoksa çekincelerini ifade etmekten imtina etmez mi

Sigara içiyor ise sigarayı yakış tarzı ve tutuş şekli nasıldır.

Gözlük kullanıyor ise çerçeveleri nasıl.

Muhatabı ile konuşurken karşısındaki insanın neresine bakar.

Parmakları ve elleri ile oynar mı?

Etrafı inceler mi

Masanızdaki bir eşyanız ilgisini çekmiş gibi davranır mı?

Şahsı ya da temsil ettiği kurum ile alakalı mahrem sayılabilecek ama hiçbir bilgi değeri ve kalitesi olmayan gereksiz ayrıntılara girer mi

Baskın bir güç karşısında daha önce beyan ettiği görüşlerinden çark eder mi?

BU LİSTE UZATILIR DA UZATILIR.

Bu nedenle herkes aslında günlük hayatında biyografik istihbarat yapıyor,

Peki ya haftalık dergiler. Onlar hangi gizli haber alma teşkilatı adına çalışıyor dersiniz.

Durduk yerde “Hadi sağa sola uyarmak için bomba atmış emekli devlet memuru ile bir görüşelim” diyebilecek backraunda hangi derginin yayın yönetmeni sahip?

Ya da falanın filan tarihte başbakan olacağını Ruslar biliyordu diyen kişiyi tanıyan kim

Benim kafam karışıyor…

Sizinki karışmıyor mu?

İster MİT, İster JİTEM, İster Genel Kurmay Başkanlığı, İster Emniyet Genel Müdürlüğü, İster İçişleri Bakanlığı, ister FBI, ister KGB, ister BND, ister MOSSAD, ister El – Muhaberat, ister NSA, ister PENTAGON ister CIA,

İnanın bazen bu kurumlardakilerin kafaları daha da karışık oluyor.

Çünkü hesaplamalarında ve analizlerinde her türlü ihtimalin cevabını bulmuş olsalar dahi, hesaplayamadıkları bir şey var.

Yaşamın devamlılığın kontrolü onların elinde değil…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir