HAFTANIN 6 GÜNÜ 24 SAAT ÇALIŞAN FABRİKA OLUR MU

Hafta sonu Samsun daydım. MÜSİAD’ın GİK toplantısı nedeniyle kısa sürelide olsa Samsun’u üçüncü defa görme imkanımız oldu. Heyecanlı bir MÜSİAD üyesi bana ısrarla Çorap fabrikasını gezdirmek istedi. Fabrikayı gezdik gerçektende iyi ki gitmişiz ilginç bir fabrikaydı. Çorap Fabrikasını gezerken ilginç bir ayrıntı dikkatimi çekti. Çoraplardan artan iplik artıklarını orada çalışan iki bayan küçük küçük top haline getiriyor ve bayan çoraplarına takıyor. Yani normal çorap 1 TL ponponlu olursa 25 kuruş daha ilave. Maliyeti nedir? 2 kuruş… Bu fabrika haftanın 6 günü 24 saat çalışıyor. Hatta 7 gün çalışacakmış ama çalıştıracak işçi bulamayınca şimdilik 6 gün çalışıyor. (İşçi neden bulamamış derseniz işçiler biz hafta içi tatil yapmak istemiyoruz diye kazan kaldırmış da onun için o da Pazar günü şimdilik tatil etmiş…)


Gelelim başka bir örneğe daha… Bu konuyu çeşitli kereler işlediğim için bizi takip eden okuyucularımız belki hatırlarlar ama önemine binaen tekrar yazıyorum. Dışarıda yağmur yağıyor, hava soğuk mu soğuk dışarıdasınız nereye gidersiniz şöyle bir kahve içeyim derseniz eğer… Nereye canım en kestirmeden bir kahveye… İyi o zaman orada bir fincan kahve 1 TL. Yok, orası sigara kokar diyorsanız. Daha sessiz biraz daha nezih bir yer bulalım size. Mesela şöyle Fatih-Fevzipaşa Cad. bir pastanede içeyim derseniz o zaman 5 TL ödeyeceksiniz… Yok, canım yol ağzı olmaz şöyle Taksim’e gideyim Hacı Abdullah’ta bir fincan Türk kahvesi içeyim derseniz haaaa o zaman işler biraz değişiyor kusura bakmayın 10 TL ödeyeceksiniz… Ha bu benim bildiğim yerler… Siz daha lüks yerler biliyorsanız mesela Hilton, Divan veya Ceylan Otelde bir fincan Türk kahvesi içeyim derseniz o başka bazı yerlerde inanın 35 TL kadar çıkıyor bir fincan kahve… Peki, efendim bunun sebebi nedir? Yani evde içsek bir fincan kahvemizi fincanı neredeyse 20 Kuruş edecek. Ama dışarıda içtiğimiz zaman fiyatı tercih ettiğimiz yere göre değişiyor… İşte arada ödediğimiz her fazla lira DENEYİM EKONOMİSİ için veriyoruz…


Yani o kahveyi size sunan firmanın kahve için farklı olarak ortaya koyduğu her şey için ödeme yapıyorsunuz… Peki, nedir deneyim ekonomisi bakın Melih Arat bunu ne güzel açıklıyor:” Yarattığı markalarla pazarlama alanında efsaneleşen isimlerden B.J. Cunningham, diyor ki “İnsanlar sadece fikir alırlar.” Son dönemde ortaya atılan “Experience Economy” kavramı, Cunningham’ı doğruluyor. “Experience” kelimesi Türkçede “deneyim” sözcüğüyle karşılanıyor; ancak “Experience Economy” sözüyle anlatılmak istenen olgu, tecrübe ya da bir konuda ustalaşma değil. “Experience” sözüyle kastedilen, müşterinin yaşadığı çarpıcı ve sıra dışı deneyim.”…Yani sizin iyi bir mekânda kahve içmenizin bedeli…


Teknik bir sınıflama yaparsak; tarladaki kahve adi mal, paketli ya da kavanozlu kahve markalı ticari ürün, pastanede sunulan kahve hizmet ve kahvenin beş milyona satıldığı yerde ise deneyim satılmaktadır. Deneyim Ekonomisi kitabının yazarı Joseph Pine II, James H. Gilmore / Harvard Business School Press. Kitabın Yazarları kısaca şunu söylüyorlar. ” Eğer bir şey üretiyorsanız bu ürettiğiniz hizmet veya ürün olsun mutlaka onu müşteriye sunarken işin içine farklılığı da koyun yani deneyimlerinizi ve müşterinin beğenisine hitap ederek verin… İşte o zaman kazanan siz olacaksınız…


Türk firmaları uluslar arası alanda başarılı olmak istiyorlarsa eğer bu Deneyim Ekonomisine çok ama çok dikkat etmeleri gerekiyor…Yani sunum şekline ya da pazarlama şekline…Bakkaldan alacağınız bir ekmeğe 500 kuruş ödüyorsunuz ama aynı ekmeği poşet içinde biraz daha süslü bir şekilde aldığınızda 1 TL ödüyorsunuz niye..İşte adamcağız onu paketlemiş, markalamış ve üzerine etiket yapıştırmış. Ne zamana kadar tazeliğini koruyacağını yazmış yani deneyimini kullanmış… Rekabetten korkmak mı? Yok, canım o da ne ki eğer siz ürettiğiniz ürüne güveniyorsanız müşterinin beğenisine hitap etmeyi biliyorsanız kapı kapı gezmenize gerek yok. Müşteri size koşarak gelecektir…



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir