Halk için, halka rağmen…

Geçtiğimiz hafta bir araştırma yapıldı YÖK tarafından… Üniversite öğrencilerinin memnuniyetini ölçmek amacıyla gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları üzerinde pek durulmadı… Oysa ortada hazin tablo vardı: Türkiye’de 100 üniversite öğrencisinden sadece 9 tanesi halinden memnun. Yani üniversitede okuyanların yüzde 91’i üniversiteden memnun değil. Bu tabloyu derinlemesine analiz ettiğiniz zaman tablo çok daha çarpıcı bir hal alıyor.

Üniversitede okuma imkanı bulan gençlerimizin sadece yüzde 9’u hayatından memnun. Peki ya dışarıdakiler? Yani üniversiteye girmek istediği halde kazanamayanlar….

Her yıl üniversiteye girmek isteyen her 10 kişiden yaklaşık 2 tanesi üniversiteyi kazanabiliyor, diğerleri ise dışarıda kalıyor. Bunları da hesaba kattığınız zaman, üniversiteden memnun olanların oranı binde 2’ye düşüyor. Yani bin kişiden 998’i üniversiteden memnun değil. Bunların ailelerini hesaba kattığınız zaman daha trajik bir manzara ortaya çıkıyor. Ama şimdilik buna girmeyelim ve sadece YÖK’ün kendi eliyle yaptığı araştırma üzerinden yürüyelim..

Düşünün bir kere: Hedef kitlenin binde 2’sini memnun eden bir kurum… Oturup kendisini değerlendiriyor mu? Çözüm arayışları var mı? Bilakis, sanki hiç bu tür problemleri yokmuş gibi, başka işlerle uğraşıyor YÖK. Gündeminde eğitim olmadığı için Eğitim Şurası’na bile katılmıyor. Orada alınan kararlara saygı duymuyor.

YÖK Başkanı, son 4 yıldır TBMM’deki bütçe görüşmelerine bile katılmıyor. Oysa ülkenin toplam bütçesinden yüzde 3.4 pay alan bir kurumun meclise hesap vermesi gerekmez mi? Ayrıca YÖK’ün bu meclise teşekkür borcu var. Zira son yıllarda YÖK’ün be TÜBİTAK’ın bütçeleri sürekli artıyor. Şu anda YÖK bütçesinin eğitim bütçesi içindeki payı yüzde 26, gayri safi milli hasıla (GSMH) içindeki payı ise yüzde 1,1.

Kendi vatandaşını memnun etmeyen bir sistemin başarılı olması mümkün değil. Böyle olduğu için de büyük beyinleri barındıramıyor üniversitelerimiz. İşte bunlardan birkaçı: Karaciğer naklinde çığır açan isimlerden Münci Kalayoğlu, hidrojen enerjisinin öncü ismi Nejat Veziroğlu, fizikte önemli buluşların sahibi Asım Barut, kimyada bir klasik haline gelen Oktay Sinanoğlu, NASA’nın çalışmalarında önemli katkıları bulunan Necdet Eraslan ve oğlu Arsev Eraslan, bilim tarihinin en büyük ismi Fuat Sezgin, beyin cerrahisinin gözdelerinden Gazi Yaşargil ve daha niceleri… Sahip çıkamadığımız, imkan hazırlayamadığımız, hatta üniversiteden attığımız binlerce sıra dışı insanımızı gurbet ellerde yaşamak zorunda bıraktık. Tüm bunların müsebbibi olan üniversitelerimiz ve onların en üst kurumu olan YÖK, buna rağmen halkın oylarıyla seçilen parlamentonun yapmak istediği iyileştirmelere, reformlara da izin veriyor.

Halkın parasını harcayan üniversitelerimiz halkı memnun etmiyor. Halka rağmen, halk için…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir