Hasan Nasrallah Savaşı anlatıyor.

Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrallah’la yapılan geniş bir röportaj…

Kaçırılan askerlerini bahane ederek, önce Filistin ardındansa Lübnan topraklarını yeniden işgal eden İsrail, Lübnan’da hiç beklemediği bir direnişle karşılaştı. Arkasındaki ABD ve Avrupa desteğine rağmen İsrail, Lübnan’ın köklü örgütü Hizbullah karşısında, ağır kayıplar vermeye devam ediyor.


“Yenilmez” olduğu propaganda edilen İsrail ordusuna karşı etkili bir direniş gösteren Hizbullah, bir yandan Lübnan topraklarını savunurken, diğer yandan da direnen Filistin, Irak ve Afganistan halkları için umut oluyor.



Hizbullah direnişinin ardından, sadece Lübnan’da değil, tüm Arap coğrafyasında, emperyalist saldırılara karşı direnişin adeta “simgesi” haline gelen Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrallah’la, Lübnan’daki direniş, emperyalizm destekli siyonist saldırganlık, bölge ve Türkiye hükümetlerinin tutumu, sosyalist hareket ve daha birçok konu üzerine konuştuk.


İsrail, Lübnan işgalinin ilk günlerinde amacını, ‘Hizbullah’ı yok etmek’ olarak açıklamıştı. Fakat, ummadığı bir direnişle karşılaştı ve şimdi bu iddianın çok gerisinde. Şiddetli çarpışmalarda, işgal ordusu ağır kayıplar veriyor. Fakat bu, medyada gerektiği gibi yer almıyor. Direnişin şu anki durumunu kısaca anlatabilir misiniz?
Hasan Nasrallah: Emperyalizmin taşeron çetesi siyonistler, dünya medyasını çok iyi kullanıyorlar. Batı ülkelerinde ve özellikle de ABD’de medya, Yahudi kapitalistlerin elinde. Hizbullah’ın mevzilerini bombaladıklarını yazıyorlar ve halkları kandırıyorlar. Bu kesinlikle yalan. Siz de şahit oldunuz ki, koca bir yalan! Masum sivilleri şehit ediyorlar, kadınları ve çocukları kalleşçe öldürüyorlar.


Fakat, biz karşılaştığımız yerde bozguna uğratıyoruz siyonistleri. Biz temkinli davranıyoruz, sivillere kesinlikle füze atmıyoruz. Sivil yerleşim birimlerine füze attığımızı söyleyerek, dünya halkalarını kandırmaya çalışıyorlar. Fakat, biz önceden belirlediğimiz yerlere kontrollü olarak füze atıyoruz.

Bu konuda şunu da belirtmek gerek; İsrailli Arapları bilinçli olarak sınıra sürüyorlar. Onları, bize hedef gösteriyorlar, ama biz provokasyona ve fitneye gelmiyoruz. Bizim hedefimiz siviller değil, siyonist askeri güçlerdir. Savaşçılarımız, kara harekatında siyonist güçleri büyük bozguna uğratıyorlar. Ama şunu da bilsinler ki, henüz önemli silahlarımızı kullanmadık.


Siyonistler, bizi ölümle yıldıramayacağını bildiği için, altyapılarımızı, yollarımızı, köprülerimizi, kadınlarımızı ve çocuklarımızı yok etmeye çalışıyorlar. Bizi böyle yıldırmayı amaçlıyorlar. Ancak, nafile diz çökmeyeceğiz! Vatanımızın özgürlüğü dışında, hiçbir çözümü kabul etmeyeceğiz. Direnecek ve savaşacağız. Emperyalizm ve onun bölgedeki taşeron çetesi siyonizm bilsin ki, biz vatanımızın her tepesinde, her vadisinde, her sokağında ve her karış toprağında siyonistleri bekliyoruz. Direnişimiz zafere mecburdur. Başka yolumuz yok. Bu savaş, dünya ezilenlerinin ve Müslümanlarının zaferiyle sonuçlanacaktır.

Lübnan’ın yeniden bir içsavaş tehlikesiyle yüzyüze kalması mümkün mü?

Hasan Nasrallah: Siyonist rejim sadece Lübnan’da değil, bölgede etnik, mezhep ve inançlar arasında gerginlikle kamplaşma hedefliyor. Ülkemize saldırı stratejileri de bunu doğrular nitelikte.
Ama, Hizbullah bu oyunu bozdu. Ülkemizde ve Ortadoğu’da tüm ezilen halklar, Hizbullah’a sahip çıktı ve desteklerini sundular. Buna, sosyalistler ve Hıristiyanlar da dahildir.

Öte yanda emperyalizm, SSCB döneminde paravan-işbirlikçi sahte İslamcı örgütler kurdu. Bu güçler, ABD’nin çıkarları için mezhepler arasına nifak tohumları soktuğu gibi, devrimcilere karşı da savaştılar. Fakat, artık koşullar değişti. ABD, Irak’ta devirdiği Saddam Hüseyin’i yıllar önce, İran, Kürtler ve bize karşı da savaştırmıştı. Ya da farklı taşeron örgütleri, mezhep çatışması ve devrimcilere karşı kullandı.
Kimse sanmasın ki, bu oyunların farkında değiliz. Farkındayız ve tarihimiz boyunca bu oyunlara gelmedik.

Filistin ile Lübnan’daki saldırılara rağmen, Arap hükümetleri susuyor. Bu suskunluğun sebebi nedir?

Hasan Nasrallah: Bunların çoğu işbirlikçi ülkelerdir. Mesela, Suudi Arabistan gibi ülkelerde, hakkımızda sözde verilen fetvalar var. Komik fetvalar bunlar. Kendi halkları bile inanmadı bu fetvalara. Bu fetvalar, kesinlikle siyasidir ve ABD’nin çıkarları için hazırlanmıştır. Dönem dönem bu tarz fetvalar verilir. Biz, bunları çok da ciddiye almadık. Ama, tekrar ediyorum kesinlikle mezhep ve din çatışmasına izin vermeyeceğiz ve bu fetvalar da, bu amaca hizmet ediyor. Irak’ta, bu oyunu oynadılar. Başarılı oldular, ama Irak halkı da artık bu oyunların farkında.

Irak’a değinmişken, işgal altındaki bu ülkede mezhepler arası savaş kışkırtılıyor. Son günlerde bazı ABD’li generaller, Irak’ta ‘içsavaş’ uyarısında bulunuyorlar. Bu konu hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

Hasan Nasrallah: Emperyalistler, topla tüfekle kazanamadıkları savaşı, içten çeşitli işbirlikçi sözde direnişçi gruplar eliyle mezhep savaşı yaratarak, kazanmak istiyorlar. Ama kesinlikle her ne olursa, olsun kazanamayacaklar.
Bu oyun, daha önce Irak’ta Saddam, eliyle Şii ve Kürtlere karşı oynandı. Şimdi de, bu oyuna devam ediyorlar. Bugün Saddam yok, ama muhtemel onlarca Saddam var. Halkımıza ve halklarımıza diyorum ki, bu oyuna gelmeyin. Kardeş katline karşı uyanık olalım.

Türkiye hükümetinin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hasan Nasrallah: Türkiye hükümetinden, İsrail’e tepki mesajları geldi. Fakat, bu tepki sadece sözde kaldı. Topraklarımıza atılan bombalar, Türkiye üzerinden geliyor. Yine sizden öğrendiğimize göre, Türkiye Meclisi’ndeki Türkiye-İsrail Dostluk Grubu’na üye olan milletvekilleri var. Ancak, biz somut tepkiler istiyoruz. Türkiye hükümeti, halen taşeron çetenin en büyük müttefiki durumunda!

Sosyalist hareketle ilişkileriniz ne boyutta?

Hasan Nasrallah: Uzun bir süredir, enternasyonel mücadeleden uzak olan sosyalist hareket, nihayet bize yeniden moral olmaya başladı. Bunun en somut örneği ise, Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez oldu. Birçok Müslüman devletin yapamadığını Chavez yaptı ve İsrail Büyükelçisi’ni çekti. Ayrıca, direnişimize desteklerini de iletti. Bu bizim için müthiş bir moral kaynağı oldu.
Benzer bir tutuma, Türkiye Devrimci Hareketi içerisinde rastlıyoruz. 1960’larda İsrail’e karşı savaşmak için Filistin’e giden Türkiyeli sosyalist kardeşlerimiz vardı. Ve bunlardan biri halen benim belleğimde ve kalbimdedir; Deniz Gezmiş..!


Denizler’in sizin için önemi nedir?

Hasan Nasrallah: Artık yeni Denizler istiyoruz. Zalimlere karşı saflarımız her zaman açıktır yeni Denizler’e. Deniz, Filistin ve Lübnan halkının kalbinde her zaman yaşayacaktır… Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Ne yazık ki, Denizler’in bıraktığı ortak düşmana karşı ortak savaşım ile kardeşlik artık yok. Biz isterdik ki, Lübnan’da sosyalist kardeşlerimizle emperyalizme ve siyonizme karşı omuz omuza savaşalım.



Bu savaş, sadece bizim savaşımız değildir. Dünyadaki tüm ezilenlerin ortak savaşımıdır. Unutmayın Filistin ve Lübnan halkı bu savaşı kaybederse, bu dünyanın tüm ezilen halklarının mağlubiyeti anlamına gelir. Emperyalizme karşı savaşımızda, devrimciler de sorumluluk almalı ve Filistin ile Lübnan halkımızın kalbinde yeniden Denizleşmeliler.


Lübnan sokaklarında Che, Chavez, Ahmedinecad ve Hizbullah posterleri bir arada. Bu, yeni bir kutuplaşmanın sinyalleri mi?

Hasan Nasrallah: Latin Amerika önderlerini ve halklarını selamlıyoruz. Amerikan haydutlarına karşı kahramanca direndiler ve bize moral oldular. Ezilen halklara yol gösteriyorlar. Gidin, gezin sokaklarımızı..! Göreceksiniz ki halkımız Chavez’i, Ernesto Che Guevera’yı bağrına basmış. Her evde mutlaka Che ya da Chavez resmi görebilirsiniz. Bizimle birlikte kardeşlik ve özgürlük için savaşmak isteyen sosyalist dostlarımıza diyoruz ki, “Din afyondur” diye gelecekseniz hiç gelmeyin. Biz bu tespiti kabul etmiyoruz. İşte en büyük kanıtı sokaklarımızda, yan yana dalgalanan Chavez, Che, Sadr, Hamaney resimleri. Bu liderler, birlikte selamlıyorlar halkımızı. Biz sizin inançlarınıza siz de, bizim inançlarımıza saygı gösterdikten sonra, yenemeyeceğimiz emperyalist güç yoktur!

Bölgedeki diğer tehlikelere dönersek, Batılı hükümetler, ‘rejim değişikliği’ öngördükleri Şam ile Tahran üzerindeki baskısını artıyor. Bazı kaynaklar, Lübnan saldırısının Suriye’ye yöneleceği görüşünde. Sizce bölgesel bir savaş mümkün mü?

Hasan Nasrallah: Emperyalist güç odakları bölgemizi topyekün işbirlikçi kılmak istiyor. Önlerinde diz çökmemizi istiyorlar. Suriye, İran ve biz, buna karşı duruyoruz. Lübnan eski Başbakanı Refik Hariri provokasyonu, Suriye askerlerinin, Lübnan’dan çekilmesini sağlamak ve hatta daha da ileri gidip, Tahran ile Şam’a kalleşçe saldırmak istemeleri bu sebepledir. Suriye ile İran ve Hizbullah kesinlikle direnecektir. Vatanımız ve özgürlüğümüz için direneceğiz. Diz çökmemek için direneceğiz. Batı emperyalistleri, Lübnan’ı ve bölgemizi, ikinci Kosova yapmak istiyorlar. Mezhep ve din çatışması yaratmak istiyorlar. Ama, biz bu oyunu bozduk. Sokaklarımızda, Hristiyanıyla, Sünnisiyle, Şiisiyle tüm Lübnan, Hizbullah bayraklarını dalgalandırıyor.


Artık ‘tek kutuplu dünya’ tekrar tarihe karıştı. Biz varız, İran var, Suriye var, Venezüella var, Küba var, Kuzey Kore var. Direnen Filistin, Irak ve Afganistan halkları var! Emperyalizm ve işgaller olduğu sürece de, direnecek bu halklar. Barışı unutsunlar. Barış istiyorlarsa, halkların özgürlüklerine saygı göstersinler, taşeron çeteleri yok etsinler. Allah’ın izniyle zafer bizim olacaktır. Ülkemizi ve bölgemizi Kosova yapamayacaklar. Halkımız artık, her şeyin farkında ve emperyalist oyunlara gelmeyecektir.

İran ya da Suriye’ye saldırmalarına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Kanımızın son damlasına kadar özgürlüğümüz için savaşacağız. Bundan kimsenin kaygısı olmasın. İran’ın elinde nükleer silah olduğunu iddia ediyorlar. Oysaki, en fazla nükleer silah, taşeron çete İsrail ve ABD’nin elinde mevcut. Zira nükleer silahlar, bölgede işbirlikçi rejimler yaratmak için ortaya atılan bahanelerden başka bir şey değil.

Hizbullah’ın, Tahran tarafından yönlendirildiği iddia ediliyor. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Hasan Nasrallah: Bu, büyük bir yalandan ibaret. Biz, bağımsız bir Lübnan örgütüyüz. Hiç kimseden emir almayız. Ama bu, işbirliği yapmayacağımız anlamına da gelmez. Tekrar edeyim, biz tarafız. Biz, İran ve Suriye’nin tarafındayız. Onlar, bizim kardeşlerimiz. Tahran ile Şam’a gelecek en küçük saldırıya, aynı Lübnan’daki gibi kanımızın son damlasına kadar karşı koyacağız. Biz, küresel emperyal terörizme karşı küresel direnişi savunuyoruz.

Son olarak eklemek istediğiniz bir konu var mı?

Hasan Nasrallah: Barış tek yanlı olmaz. Dünyada, emperyalizm olduğu sürece, kalıcı barış olması imkansızdır. Irak’ta, Afganistan’da, Filistin’de işgaller olduğu müddetçe de, bu savaş bitmeyecek.



Evrensel Gazetesi


NETPANO NOT: BU RÖPORTAJ HAYALİ BİR ŞEKİLDE YAPILDIĞI DAHA SONRADAN NASRALLAH’IN YARDIMCILARI TARAFINDAN AÇIKLANDI.


DAHA DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYIN



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir