Havlamayan köpekler

milyonlarca canlıyı ayrı ayrı ve diğerlerini susturarak dinlemeye ne dersiniz? İsterseniz hayvanlardan başlayalım. Ama önce sessizlik…

Arabalar kontaklarını kapatsın, gemiler demir atsın, trenler ilk istasyonda dursun, fabrikalar şalterlerini indirsin, matbaalar kağıtları yutmaya ara versin, bebekler ağlamalarını bir dakika kessin, anneler çocuklarına bağırmayı biraz tehir etsinler… Buyurun yeryüzünün bütün kuzuları söz sizin!

– Meeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!

Tek bir kuzudan işittiğimizde ancak merhamet uyandıracak bu içli meleme milyonlarca kuzudan aynı anda çıktığında bir ürperti kaplıyor dünyayı. Kuzuların Sessizliği’nden daha fazla korkutuyor kuzuların sesi. Kurtlar bile neye uğradıklarını şaşırmış, dehşetle kulaklarını tıkıyorlar. Ta ki kuzular sıralarını savıp yerlerini kuşlara bırakıncaya kadar. Kuşlar verilen işaretle aynı anda ötmeye başladığında da bütün kediler kaçacak delik aramaya başlıyorlar. Tek bir kuşun cıvıltısı iştah uyandırırken, milyonlarca kuşun sesi Alfred Hitchcock’un kuşlar filmindeki gibi iştahla kuşatıyor kedileri. Sonunda kuşlar susuyor ve kediler alıyor mikrofonu. Hep beraber miyavlamadan önce nefes alıp vermeleri ve mırıltıları yetiyor köpekleri korkutmaya. Miyavladıklarında ise, köpekler nasıl olup da şimdiye kadar kedileri kovalayabildiklerine şaşıyor ve bir an önce sıranın kendilerine gelmesini istiyorlar bu tiz çığlıktan kurtulabilmek için. Nitekim yine bir sessizlik kaplıyor ortalığı. Yeryüzünün bütün köpekleri yuvalarından çıkıp seslerini birleştirmeye hazırlanıyorlar. Başta insanlar olmak üzere bütün canlılar tek bir köpeğin bile havladığında nasıl korkutucu olduğunu bildiklerinden seslerini birleştirmeleri halinde çıkacak gürültüden endişe ediyorlar. Milyonlarca köpek yeryüzünde yalnız kendi seslerinin duyulacağı bir anın heyecanıyla ağızlarını açıyorlar. Kurtların sürüleri bırakıp can derdine düştüklerini, sığınacak bir mağara bulabilmek için oraya buraya koşuşturduklarını hayal ederek açıyorlar ağızlarını.

– Yeryüzünün bütün köpekleri, buyurun söz sizin!

– ………………………

– Hadi ne duruyorsunuz! Herkes sesinizi duymak için bekliyor!

– ……………………….

Çıt çıkmıyordu yeryüzünde. Herkes nefesini tutmuş köpeklerin havlamasını bekliyordu. Köpekler ağızlarını açıp kapamaya devam ediyor, ancak hiçbirinin sesi çıkmıyordu. Havlayamadıkça sinirleniyorlar, ağızlarını daha geniş açıyorlar, acıyla sağa sola koşuşturuyorlar, sessizliğin içinde büyük bir fırtınanın işaretlerini veriyorlardı. Sunucu alaycı bir ses tonuyla çağrısını tekrarladı.

– Ne oldu! Havlayamıyor musunuz yoksa!

– …………….

Birden müthiş bir gürültü koptu. Daha doğrusu seslerini birleştirme sırası insanlara gelmiş ve onlar bu haklarını kahkaha atarak kullanmayı seçmişlerdi. Kahkaha bir çığ gibi büyüdü, önüne kattığı her şeyi içine alarak yerküreyi bir kahkaha topu haline getirdi. Bütün hayvanlar bu sesten korktular ve daha önceki korkularının tümünün bu korku yanında küçük bir endişeye dönüştüğünü fark ettiler. İnsanlar sıralarını beklememişler, köpeklerin havlayamamasının doğurduğu boşluğu kendi sesleriyle doldurmanın iyi bir zamanlama olduğu kanaatine varmışlardı. Köpekler ise hâlâ ağızlarını açıp kapamaya devam ediyorlar, bu talihsiz sessizliği bozacak canhıraş sesi çıkartmaya çalışıyorlardı. Kahkaha topunun içinde devinen ama kimseye sesini duyuramayan ağlama, sonunda köpekleri kudurttu ve kahkaha topundan birer ikişer fırlayan köpekler yeryüzüne yayılarak gördükleri her kahkaha atan insanı ısırmaya çalıştılar. İnsanlar yüzyıllar boyu havlayan köpeğin ısırmayacağını dile getirmişler, ancak havlamayan köpeğin neler yapabileceğine dair sarih bir kanaat ortaya koyamamışlardı. Bu yüzden köpeklerin dişleriyle tanışmakta gecikmediler. Ancak hiçbirinin ağzından “Tanıştığıma memnun oldum!” cümlesi çıkmadı. Köpeklere gelince, doğrusu kahkaha atan insanlarla tanışmaktan fazlasıyla memnundular. Zira daha ilk ısırmada dilleri çözülmüş, ağızlarından çıkan ilk sesle birlikte çılgınlar gibi havlamaya başlamışlardı.

***

Para kazanmak için yapamayacağı hiçbir şey kalmayan insan geçtiğimiz günlerde yeni bir icadıyla dudak ısırttı. Köpeklerin havlamasını önleyecek bir cihazdı bu! Ev hayvanı ürünleri şirketlerinden Variety International, köpeğe rahatsızlık vermeden havlamasını önleyecek bir cihazı gururla piyasaya sürmüştü. K9 Kalmer adı verilen ürün, benzerlerinin aksine köpeğin canını yakmıyor, aksine insan kulağının duyamadığı ultra sonic seslerle köpeği sakinleştiriyor ve havlamasını engelliyordu. Şirketin başkanı Jim Wissling, ürünün tanıtıldığı basın toplantısında, “Köpekleri seviyoruz. Onların canını yakmak istemeyiz. Ürün apartmanlarda yaşayanlar için çok kullanışlı olacak.” dedi.

***

Bence bundan sonra anaokullarında öğretilen “Benim cici köpeğim” şarkısı nakaratsız söylenmeli. “Benim cici köpeğim / … … … / Gel birazcık seveyim / Sana kemik vereyim / … … …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir