Hazineler Türkiye’yi Krizden Çıkarır!

Babasından miras kalan hazinecilik mesleğini bir ömür boyu sürdüren emekli öğretmen İbrahim Kılınç, kendisinin bulduğu hazinelerin Türkiye’yi krizden çıkaracağına inanıyor

* Define arama merakı sizde ne zaman başladı?

– Bu merak babamızdan bize miras kaldı. Babam 1960 yılından beri define arardı. Babama bu bilgileri Konya’nın Karapınar ilçesinden Süleyman Karaduman adındaki bir kişi vermişti. Süleyman’ın babama verdiği bilgiler, Volçan adında bir eşkıyaya ait hazine bilgileriydi. Aynı bilgileri Maraş’ta manifaturacılık yapan Çavdar Emmi’ye de vermişti. Süleyman Karaduman ise bilgileri askerdeyken alay komutanı albaydan almış. Albay, alayındaki tüm erata da bu bilgileri vermiş. “Oğullarım, Volçan denen bu eşkıya, Osmanlı’yı ekonomik yönden çökertmek için yurdumuzun çeşitli bölgelerinde eşkıyalık yapmış.

Ben bu anlatılanlara hayal olarak bakıyordum. O yıllarda ortaokulda okuyordum. İlkokuldan beri Türkiye coğrafyasını çok iyi bilirdim. Babam, 1962 yılında Karaduman’dan aldığı bilgilerle Maraş’ın dağlarını dolaşmaya başladı. Bizler okulları bitirdik, devlet kapısında memur olduk, o ise hâlâ aramaya devam ediyordu.

Kervanları soymuş, tam dört yüz ton altın saklamış. Bu altınlar devletimizin malıdır. Memleketinize döndüğünüzde, çevrenizi gücünüzün yettiği kadar araştırın. Sizlere anlattığım bu bilgilere ait işaretleri bulursanız ya benimle temasa geçin ya da yetkililere bildirin. Ama beni mutlaka arayın!” diye tembihte bulunmuş.

* Siz bu anlatılanlara inanıyor muydunuz?

– Ben bu anlatılanlara hayal olarak bakıyordum. O yıllarda ortaokulda okuyordum. İlkokuldan beri Türkiye coğrafyasını çok iyi bilirdim. Babam, 1962 yılında Karaduman’dan aldığı bilgilerle Maraş’ın dağlarını dolaşmaya başladı. Bizler okulları bitirdik, devlet kapısında memur olduk, o ise hâlâ aramaya devam ediyordu. Bu arayışlar babamı bu konuda uzmanlaştırdı. Dağlarda gezerken kayalara yapılmış tarih öncesi devirlere ait işaretlerin dilini çözer oldu.

* Babanız bu uzun uğraşlar sonunda hazine bulabildi mi?

– Hayır, bulamadı. 30 sene aradı ama hiçbir şey bulamadı.

* Sizdeki bu çaba niye?

– Aslında ben çaba falan göstermiyorum.

Volçan, Osmanlı’yı yıkmak için gönderildi

* Volçan’dan bahsettiniz. Kim bu adam?

– Volçan, genelde Marmara bölgesinde bulunmuş. İstanbul’un çevresinden pek ayrılmamış. Çünkü, Volçan’ın saraydaki dönme vezirlerle iyi ilişkisi vardı. Ayrıca Volçan’ın elinde bütün Bizans hazinelerinin haritası vardı. Birçoğunun yerini değiştirdi. Volçan, Osmanlı’yı çökertmek için Roma katolik kilisesi tarafından İstanbul’a gönderilmiş. Volçan, 20 yıl eşkıyalık yapmış ve 436 ton Osmanlı altınını saklamış.

* Volçan, Osmanlı’yı soymuş, yetmemiş Bizans hazinelerini de bulmuş. Ne yapmış bu kadar altını?

– Yeniden yerin derinliklerine gömmüş.

* Hiç almayı düşünmemiş mi? Niye bu kadar zor yerlere saklamış?

– Alınacaktı ama, kendisi almayacaktı. Bir gün Osmanlı yıkılacak. Buraları bizim torunlarımızın eline geçecek. Hazineleri o zaman torunlarımız çıkaracak dermiş Volçan.

* Umduğunu bulamadı, herhalde…

– Evet… Baharat ve İpek yolu gibi ticaret yolları Osmanlı’nın himayesine girince Avrupa telaşa kapıldı. Avrupa küçülürken, Osmanlı büyüyor, yani genişliyordu. Osmanlı’nın çökertilmesi gerekirdi. Bunun yolu da ekonomik yoldan geçerdi.

Kaçak kazı, maddi güç gerektirir

* İlla ki bu iş için paramı gerekir…

– Tabiki!.. Kaçak olarak elde edebilmek için maddi güç gerekir. Yoksa bir şey yapamaz. Devletin koyduğu ruhsatlı kazı kanunları vardır. Bu kanunlara göre ruhsatlı kazı yapıldığı zaman çıkan malın değerinin yüzde 40’nı kazı yapana devletin vermesi gerekir.

– Birkaç arkadaş bana; ’finansmanı biz sağlarız, sen ruhsatı al’ dediler. Gittim müze müdürlüğü’ne, ’böyle böyle bir durum var’ dedim. Bana ilk sözleri şu oldu; ’paran var mı?’ ’Benim ne param olacak?’ dedim. Benim param çok olsa hazine ile işim ne olur. Ne iş yapıyorsun? diye sordular. Öğretmenim, dedim. Bak hocam, kanun koyucu öyle bir madde koymuş ki, ben bunu işlettiğim zaman bir kuruş bile vermem.

* Nedir o madde?

– 14. madde. Yani; ’Ruhsatlı kazı esnasında kazı yerinden çıkan kültür ve tabiat vcarlıkları üzerinde, kazı yaptıran hiçbir hak iddia edemez.’ Peki dedim, sikke çıksa. Bırak sikkeyi, kazı sırasında insan eliyle yapılmış bir kağıt parçası dahi çıksa ona da el koyarız’ cevabını verdiler.

Defineciler boşa kürek sallıyor

* Bugüne kadar hazine çıkartanlar kaçak olarak mı başarıya ulaşıyorlar?

– Kaçak olarak yapmaya çalışıyorlar. Ama ben kaçak olarak başarı sağlayanı görmedim, duymadım. Yalnız, Yunanistan, Bulgaristan, ABD gibi ülkelerden gelip paraları alıp gidenlerin olduğunu kazı yapılan yerlerdeki köylülerden çok dinledim.

* Medeniyetlere beşiklik eden, geçiş yolları üzerinde bulunan bir coğrafyada toprak altında hazinelerin bulunduğu bir gerçek. Bu zenginlik tamamen ülke dışına kaçırılmış durumda mı, yoksa hâlen mevcut olan var mı? Aransa bulunabilir mi?

– Kolayda olanlar, bir günde alınabilecek olanlar kaçırılmış durumda. Bizim vatadaşlar şu anda boşa kürek sallıyorlar. Ancak çok zorda olan, yerin 15 metre altında olanlar var ki, bunlara da ancak tüneldeki tünellerden ulaşılabilir. Kazılarla imkansız. Bir vatandaşın buna ulaşabilmesi için kepçesi olması gerekir. Buraya ruhsat bile alsa buraya 20 milyarı gözden çıkarması gerekir.

* Peki, devlet kendisi neden bu işe el atmıyor?

– Vallahi, bilemiyorum. Ancak halk arasında dolaşan bir söylenti var; ” Gizli anlaşmalara göre devlet hazinelere dokunamıyormuş. 2001 yılına kadar dokunamazmış. 2001 yılı geldi, bu sefer de IMF bastırmış, 2006 yılına ertelemiş.’ Bu ne derece doğru, bilmiyorum.

Kolay yoldan zengin olmak istiyorlar

* Veriyor mu peki?

* Bu yolda herşeyini feda edenlerin olduğunu biliyoruz. Nasıl bir ruh hali ki sonucu olumsuz olan bir yolda çaba sarfedenler var?

-Bu yolda işini, çoluk çocuğunu, evini kaybedenleri biliyorum. Bu yola düşüp, ’bugün bulacağım, yarın kesin çıkartacağım’ diyerek ömür çürütenler var. Kazma kürekle bu işler olmaz. Bu iş hastalık. Kolay yoldan zengin olma hastalığı. Kendinizi kaptırdığınız zaman kolay kolay vazgeçemiyorsunuz. Peygamberimiz bir hadis-i şerifte buyuruyor: ” İnsanoğlunun bir vadi dolusu altını olsa, ikinci vadi dolusunu ister”

Üstün zekalılar okulu kurmak istiyorum

* Sizde öyle bir ruh hali var mı? Zengin olabildiniz mi!

– Bana göre, benim alın terimle kazanmadığım bir kazanç haramdır.

* Neden böyle bir iş, o zaman..

Ben bu işi araştırmaya girdim. Bulmak için değil. Babam da bu işe düşerken devlete şunu yaparım, millet için şu hayrı yaparım diye girdi. Yoksa kendi harcamak için değil. Babam ömrünün son yedi senesini üç küp Ermeni altınını da yanında geçirdi. Yerini de biliyordu, istese çıkarırdı. Ama çıkarmadı. Babama bir gün teklifte bulundum. ’Oğlum iflas etmek mi istiyorsun?” dedi. Ermeninin parası bana hayır getirmez derdi. Niye! Çünkü peygamberimizin bir hadis-i şerifi var: “Bir gün ashabıyla konuşurken, müflis kimdir, biliyor musunuz? diye sormuş. Ashabından biri: Kimdir ya Resulallah? demiş. Allah Rasülü anlatmış: Bir kul ki, dünyada namazını kılmış, orucunu tutmuş, hayır hesanat yapmıştır. Fakat ahirete kul hakkıyla göçmüştür. Mahşer yerinde toplanınca, hakkını yediği kullar, o kişiden haklarını alacaklar. Nasıl? Dünyada kazandığı sevapları alarak. Yetmezse, dünyada hakkını yediği kulların günahlarını yüklenerek. İşte müflis odur.” Oğlum bu duruma düşmek istemiyorsan Ermeni saklısına dokunma. Çünkü bu dünyada müslümanın hakkını yersen, yaptığın iyiliklerle öbür dünyada ödersin. Ama gayri müslimin hakkını yersen, o senden imanını ister. Çünkü ona ahirette iman gerek! İşte böyle anlattı babam.

* Eğer hazine bulsaydınız ne yapmak istersiniz?

-Benim bir idealim var. Eğer hazine bulsaydım bir üstün zekalılar okulu kuracaktım. Ben 12 yıl zihinsel özürlü çocuklara öğretmenlik yaptım. Avrupalılar, Amerikalılar araştırmalar yapmışlar. ABD ve Avrupa gibi ülkelerde üstün zekalı sayısı yüzde 4.5. Türkiye’de ise yüzde 12. Dünyada ise doğuştan üstün zekalı sayısında Türkiye yine birinci. Türkiye genelindeki tüm üstün zekalı çocukları orada özel olarak eğitecektim. Türkiye’yi üstün zekalılar kalkındırır diye düşünüyorum.

20 Milyon insan define peşinde

* Bu işi yapanlara tavsiyeniz nedir?

Bu işi yapanlar kazı yapacağı yerin coğrafi ve tarihi özelliklerini çok iyi bilecek. İşareti okuyacak. Arkeolojiden biraz anlayacak. Bunlardan anlamayan kişi bulamaz. Öyle kolay değil, bu işler.

* Türkiye’de tahminlerinize göre bu işlerle uğraşan kaç kişi var?

– En az 20 milyon…

* Abartmıyor musunuz?

– Ben hazineci olmayan, ilgilenmeyen kişi görmedim ki!

* Herkes kısa yoldan zengin olmanın peşinde…

– Bir ülkede ekonomik çöküntü olursa, adam kendini kurtarmak ister. Onun için herkes bu işle ilgileniyor.

* Zengin olan var mı?

-Ben hiç karşılaşmadım.

* Defineyle ilgilenenler kendi aralarında neler konuşurlar, ’sır saklama’ konusunda usta oldukları söylenir…

– Kendi aralarında konuşurlar. Ancak çok sıkı bilgi vermezler. Bilginin püf noktalarını kendilerine saklarlar. Defineciler grup guruptur. Bir kısmının hayali çok geniştir. Bu işin sadece lafını yapar. Oturduğu yerde hazine çıkarır. Bir kısmı da çok sessiz sedasız gider. Belki bu tipler ulaşabilir. Diğer kesim ise, ’ben işi çok iyi biliyorum”’ diyerek, vurur kazmayı. Şüphelendiği her yeri kazar.

* Ben de Tekirdağ’da 24 yıldır aynı yeri kazan birisi olduğunu duymuştum..

– Doğrudur. Benim öğretmenlik yaptığım yerlerden birisinde, bir adam ben gittiğimde kazıyordu, oradan ayrıldım, 11 sene sonra tekrar oraya gittim, aynı adam kazmaya devam ediyordu. Vefat edince bıraktı.

Yağmayı sermaye çevreleri yapıyor

* “Hazinecinin gözleri, hazineyle ilgili tüm işaretleri görür. Görmüyorsa, hazineci olamaz. Tıpkı bir avcı gibi!” denir. Siz bu işaretleri herhalde görüyorsunuz ki hazineci olmaya karar verdiniz?

– Ben hazineci olmak için çıkmadım yola. Hazineci de değilim. Yaptığım araştırmalar sonucunda birçok yetenekler kazandım. Bir işarete baktığım zaman o işareti ve ondan sonra neler geleceğini anlarım. Yani, hazinenin nerede olduğunu bilebilirim.

* O halde bulmuşsunuzdur?

-Çok… Ancak kolayda olanlar alınmış, zorda olanlar duruyor. Kalanlar için ise bugünkü hazinecilerin ekonomik gücü onları çıkarmaya yetmez.

* Devlet size destek veriyor mu?

– Maalesef vermiyor

* Belki şundan… Değerli eserler defineciler tarafından tahrip ediliyor, iddiası var. Gerçekten hazineciler değerli eserleri tahrip ediyor mu?

-Yağmayı Türkiye’deki hazineciler yapmıyor. Yapan varsa da bunlar ekonomik gücü yüksek olan sermaye çevreleridir. Bunları zaten devlet biliyor. Ve ne yazık ki, göz yumuyor. Tarihi eserlerin yurt dışına kaçırılmasına engel olmuyor. Ben çok hazineci tanıdım. Hepsi bir çay, bir sigara ile yaşıyor. Cebinde çay parası bile yok.,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir