HEP Mİ KAVGA EDECEĞİZ

Laf ebesi, lafazan, lafı gediğine koymak, laf çakmak, laf dokundurmak, verdim ağzının payını, lafı duyunca sustu, laf sokuşturmak, laf atmak, gibi ne kadar olumsuz bir sürü cümlelerimiz var… Siyaset okullarına bakıyorum ilk sorular soru şu hocam nasıl “lafı gediğine koyabiliriz” Ya da “hocam nasıl hazır cevap olabiliriz”? Veya “hocam biri laf attığında ya da sözlü sataşma yaptığında ne yapayım?” Yani şöyle doğru dürüst oturup konuşmayı beceremiyoruz bir türlü… Buna da sebep sanırım milli eğitim sistemimiz suçlu gibi geliyor. Zira ilk-orta ve liselerde hep bize MÜNAZARA öğretildi. Münazaralarda galip gelme öğretildi… Yanlışta olsa bildiğini bağıra, bağıra söyleme öğretildi. Dolayısıyla bu yanlışlık buradan kaynaklanıyor gibime geliyor…


Son bir haftadır toplumumuza bakıyorum, siyaset-ekonomi-dış politikamız hep böyle tartışma, kavga içerisinde geçiyor… Ya da insanlarımıza bakıyorum otobüste, işte hatta ve hatta evde bile EŞİ İLE ADETA RAKİP HALİNDE bir münazara halidir gidiyor. Yani hep insanla uğraşıyoruz, insanın şahsı ile uğraşıyoruz… Biz bu insandan, bu kişiden nasıl yararlanabiliriz yok. İlla belli bir kalıba sokmak zorundayız, illa ki bizim düşüncemiz doğru veya muhalefet olursa kesin kesin kabul etmiyoruz. Rabbimiz, Kuran’da müminleri tanıtırken, onların yumuşak huylu, kavga ve tartışmadan kaçınan, insanlara karşı ılımlı ve dostça yaklaşan, sevecen bir karaktere sahip olduklarını bildirmiştir. “Onlar, bollukta da, darlıkta da infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz) geçenlerdir. Allah, iyilik yapanları sever” şeklinde buyurur. (Al-i İmran Suresi, 134) Yine başka bir ayette de “Allah’tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi…” (Al-i İmran Suresi, 159) buyuruyor Allah C.C


İSO Başkanı Tanıl Küçük’le geçen hafta baş başa yaptığımız bir sohbette Türkiye’deki bu tür kavgalardan şikâyet etti, özellikle ekonominin “lafla yürümeyeceğini” ima ederek biran önce ekonomik tedbirlerin alınarak hele hele AB yolunda biraz daha hızlanmamızı istedi… Sosyal Güvenlik Reforma başta olmak üzere halen bekleyen birçok reformlar var. Özellikle yamalı bir Anayasa değil, yeni ve herkes tarafından da kabul gören bir ANAYASA için çalışmalara başlanılması gerekiyor. Yine TÜSİAD-TUSKON-MÜSİAD gibi kuruluşların son bir haftadır yaptığı açıklamalara bakarsanız ekonomik olarak kaldığımız yerden hızlı ve emin adımlarla ilerlememiz gerekiyor. Türkiye’nin adeta bir ORTA OYUNUNDA “MEDDAH” seyreder gibi bir hal alıyor sanki. Aman buna hiç kimse fırsat vermesin. Bizim lafla geçirecek bir dakikalık zamanımız yok. ABD krizi şimdilik yumuşak geçti, etkisi yavaş oldu ama ABD Merkez Bankaları’nın ileride bu kadar cömert olacağını tahmin etmiyorum. Hele hele AB ile ilgili yasalarda gevşeklik gösterirsek bu atalet bize bir yıl daha kaybettirebilir. Yine önümüzdeki yıl yapılacak olan Mahalli İdareler Seçimi var. Ülke yeniden bir seçim atmosferine girerse bunun ekonomiye yansıması özellikle büyüme noktasında olumlu olmaz diye düşünüyorum.


Kısaca tartışmayın. Tartışmada bereket kalkar. Kadir Gecesi’nin gizlenme sebebi: Efendimiz (S.A.V) tam gününü haber vermek için geliyordu ama tam o sırada iki sahabeyi tartışır görünce, Allah unutturdu… Önemli olan ortada bir sorun var bu sorunu en kolay nasıl çözeriz ona bakmak lazım…Yoksa şundan oldu, bundan oldu diye bir başlarsak sorun yumağı büyür gider..Sonuçta hepimiz kaybederiz…O zaman kişiyle değil işin çözümü ile uğraşalım.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir