Her Destana Farklı Kurgu

Ayşe Sevim ilk kitabı ‘Güneşe Yolculuk’ ile TYB Yılın çocuk kitabı ödülü almıştı. Şimdi ise yine çocuklara yönelik bir kitap serisi projesi ile karşımıza geldi.

Bu sefer tarihimiz açısından önemli Destanları yine çocukların dili ile yazdı. Gönümüz çocuklarının sanal kahramanları yerine Türk destanlarındaki kahramanları tekrar görmemizi sağlayan çalışmaları üzerine konuştuk.

Neden çocuk hikayeleri yazmak yerine destanları yazdınız?
Bu proje benim fikrim değildi, Zambak Yayınlarından Tuncay Öztürk Beyefendi, destanları çocuklar için hazırlamak istediklerini söyleyip projeyi bana teklif etti, zannediyorum gözettikleri iki şey vardı birincisi edebiyatçı olmam ikincisi ise tarih mezunu olmam, yani destanları yazabilmek için iki ayrı kol gerekiyor. Benim kabul etmemdeki sebebe gelince başta yapacağım işin zor olmasının beni kışkırttığını söyleyebilirim. Çünkü yazacağınız şey zaten bilinen bir şey, onu yazarken farklı kılmak zorundasınız, ikincisi ise günümüz çocuğunun destanlarla arasının soğuk olması, yazacağım metnin buna meydan okuması gerekiyordu.
Ne kadar bu işi başarabildim bilmiyorum ama bu iki nokta yazarken zihnimden hiç çıkmadı. Çocukken destanları hiç sevmemiştim, onlarla kuracağım bağlantıyı Peter Pann gibi Batı menşeli kahramanlarla kurmuştum. Günümüz çocuğu kültürüyle benim kuşağımdan çok daha ağır bir şekilde bağlantısızlık içinde. Bunun farkında olmam da projeyi kabul etmeme sebep oldu. Zira destanları yazarken onları olduğu gibi yani sadece kelimeleri değiştirerek yazmadım, her destana farklı bir kurgu kattım. Her destan için onunla özdeşlik kurabilecek olan kurgular oluşturdum, o kurguları alıp biraz değiştirerek çocuk hikayeleri de yazabilirdim. Ama az önce söylediğim gibi destanların günümüz çocuğuna bir şekilde ulaşması gerektiğine inanan biriyim ama destanların oldukları haliyle de çocuklara ulaşması çok zordu.

Peki nasıl bir fark oluşturdunuz?
Geleneksel destanın anlatılma şeklindeki abartı, anlatılanların masalla gerçek arasındaki hâli doğal olarak günümüz çocuğunu pek de cezp etmiyor. Çocuklar kahramanlarla aralarında bir bağlantı kuramıyorlar. Bunun için ben de her destana destanın haricinde ikinci bir kurgu ekledim. Örneğin Alpamış destanına yeryüzünde unutulmuş, ölememiş bir kadın karıştı, Ergenekon’a iki kızın zaman yolculuğu eklendi, Şu destanına bir imparatorun tarihte unutulmamak için verdiği hüzünlü çaba konuk oldu, Satuk Buğra Han’a dünyanın yaratılışından beri yaşayan bir hikaye anlatıcısı gelip yerleşti, Alp Er Tunga, Davut isimli yetim bir çocuğun günlüğüne konuk oldu bunlar gibi. Tabii dille de oynamak gerekti, destanlardaki heyecanlı dil yerine hikaye diline yakın bir dil kullandım. Destan dilinden soyutlanmak destanı yazarken mümkün olmayacağı için hikaye diline yakın kullandım diyorum, zira bütünüyle destanın heyecanını da kalemimden soyutlamadım. Ayrıca metinlerin arasında Asaf Halet Çelebi, Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Haşim gibi şairlerin yanında bazı mutasavvıflarında şiirlerinden koydum.

Destanları yazarken fark ettiğiniz ama çocukken fark edemediğiniz ne gibi ayrıntılar oldu?
Ayrıntıdan fazlası sanırım. Çocukken zihnime savaşmaktan korkmayan, yenilmeyen, cesur, at üstünden inmeyen ve düşmanını korkutan kahramanların baş rol oynadıkları hikayeler gibi gelmişti destanlar. Bir de dillerinden hiç haz etmediğimi hatırlıyorum. Halbuki onları yazacağım zaman uzun süre seslerini dinledim. Neler anlattıklarını neler sakladıklarını keşfettim. O zaman destanların içinde sadece kahramanlık olmadığını, aşkın, dostluğun, zulme karşı boyun eğmeyişin, acının, Allah’a imanın, saygının, edebin, vatanın ne ifade ettiğinin, erkek kadın ilişkilerindeki zarafetin de saklı olduğunu gördüm. Ben bu çalışmalarda onları da savaşma eylemi kadar öne çıkarmaya çalıştım.

Çocuklar neden destanları okumalı?
Çocuklar siz onlara birer örnek vermezseniz kendi örneklerini bulacaklardır. Ufak yaşlarda çocuklar olağanüstü kahramanlara özellikle ilgi duyuyorlar, süperman, örümcek adam gibi kahramanlara bırakılan boşluk bence destanlarla kapatılabilinir. Bu ayrıca bir değer aktarımıdır, çocuğunuz Köroğlu’nu okuyacak ki zulme boyun eğmemeyi, arkadaşların birbirlerine vefasını, aşkın ehemmiyetini anlayacak. Siz ona bunu anlatmazsanız o bir yerlerden bulduğu bilgilerle var olan kavramları doğru yanlış tanımlayacaktır. Destanlarla çocuk kendi dini ve etnik kimliğini belirleyebilir, ananesinde değerli olanın ne olduğunu, hor görülenin ne olduğunu öğrenir. Zaten günümüz değer aktarımında ciddi problemler yaşanıyor, çocukların kültürel kodları ne yazık ki televizyonlardaki Hıristiyan , Budist, Şaman kültürlerini aşılayan çizgi filmlerle bozuluyor. Bu açıdan destanların çok önemli olduğuna inanıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir