Hicri Yılbaşı ve Armegedon

Hicri Yılda 1426 girdimiz şu günlerde armegedona da yaklastik mı acaba ? Bu konuda devamlı yazılar yazan vakit gazetesi yazarı

Mustafa Kaplan konu hakkında ilginç bir yazı yazdı. İşte 1426 yılının getirecekleri.


Hicri takvimin 1425 yılını dün tarih müzesine yolcu ettik. Bugün 1 Muharrem 1426. Yeni bir yıla girdik elhamdülillah. Bediüzzaman Hazretleri`nin istihrâcından okuyorum. Hicri 1506`da İslâm devletinin inkırâzı yaşanacağına göre; ve hadislerin ifadesiyle, bütün Müslümanları bünyesinde toplayacak olan o gelecek organizasyon da yaklaşık seksen sene civarında ayakta duracağına göre; bu 1426 yılı hayli bereketli geçmeye namzettir. Bakalım seneye 1 Muharrem günü Allah ömür verirse nelerden bahsedeceğiz.
Bakmayın âlemdeki hadisenin Müslümanlar aleyhine gözükmesine, takribi altı sene kadar önce ehl-i küfrün arabasındaki gaz pedalı koptu. Ne kadar zorlarsa zorlasın, gaz yemiyor. Şu andaki hızlı gidiş ise, önceden aldığı güç yüzündendir. Bu bir adetullah kanunudur, arkadan istim gelmezse, arabayı sen itmek zorunda kalacaksın demektir. Peki, bu kefere sürüleri Afganistan`da, Çeçenistan`da, Irak`ta, Keşmir`de, Doğu Türkistan`da, Filistin`de itmek için arabadan inerlerse; bir daha nasıl geri binecekler? Eğer inmezlerse, duran arabanın içinde nasıl keklik gibi av olmayacaklar? İslâm beldelerinin sokaklarında tiner çeken çocuklar bile onları deterjanlamaz mı sanıyorsunuz?
Kaç yıldır bu fakir nefes tüketiyor, Armagedon`da finişe giden nokta için Irak topraklarında düğmeye basılacağını haykırıyor. O topraklara giren kuvvetlerin bir daha geriye dönmelerinin mümkün olamayacağını söylüyorum. Dinleyen var mı?
Hele son seçim aldatmacasıdan sonra kuzeyde Kürdistan`ın şekillendirilmesi, pusuda bekleyen İsrail`e “Arz-ı Mev`ûd” yolunu açacak müthiş bir satranç hamlesidir. Çünkü, Barzani ve Talebani zaten bu mes`ele için ömür tüketmişler, ipi göğüslemek üzere olduklarını zannediyorlar. Alenen dillendirmese bile, “Musul ve Kerkük”, Türkiye`nin “Mîsâk-ı Milli” günlerinden kalmış bir hasret ukdesidir; o da ipe yaklaştığını zannetmektedir. İran, hem yeni idarede söz sahibi olacağı gözüken Şii ekseriyetin muhtemel rakibini bertaraf etmek ve hem de İran Kürdistan`ındaki muhtemel kaynamalara yol açtırmamak için; Türkiye ile birlikte olmak şartıyla müdahalenin vakti geldiğini sanmaktadır. Suriye ise geçen yılki Kamışlı vak`ası benzerlerini yeniden yaşamamak için o ortaklıkta yer almasının lüzûmuna inanmaktadır.
Kılıçların bilendiğini gerçekten görmeyen var mı? Irak`taki Amerikan varlığına dünyayı dar eden Sünni direnme grupları ise şu an çok bilinmeyenli denklem gibi. Mezkûr ülke ordularının Irak`a girmeleri, kanlı da olsa Kürdistan hayallerini durdurmaya yeter de, en mükemmel donanımlı 150 bin kişilik orduyu bunaltan gerilla muharipleri, böyle bir müdahaleye nasıl bakarlar? ABD`nin işleri mi kolaylaşır, yoksa taraf ülkelerin kendi içlerinde de korkunç patlamalara yol mu açar?
Bu farazi operasyonla birlikte “Suriye” İsrail`in; “Türkiye” PKK, Yunan, Ermeni ve Batılı misyoner kılıklı beşinci kol mensuplarının; “İran” da Azerî, Belücî, Kürt gruplarının kıyâmı neticesinde eşekten düşmüş karpuz gibi kolay lokma haline gelmez mi? Beynelmilel Siyonist Yahudiye de elini kolunu sallaya sallaya Fırat`ın kuzeyine çıkma yolu açılmış olmaz mı? Soros`un kopilleri milyon dolarları bu bölgede babalarının hayrına mı saçıyorlar? Ya hele giden orduların Irak`tan dönememeleri durumunda, “Arz-ı Mev`ûd”un gerçekleşmesine bir engel kalır mı?
Ben bu ülkenin ekmeğini yiyorum, gelecek tehlikeyi haber vermeyi de vazife biliyorum. Sözüm dinlenir, dinlenmez, oraya karışmam; ama bölgedeki ülkelerin hepsinin de yıkılmalarının yolunun işte öyle bir müdahaleden geçmekte olduğunu görüyorum ve ateşe atılmaması için ülkemin idarecilerini uyarıyorum. Bugünkü hamasi nutuklar, yalandan milli birlik na`râları; karşılaşılacak yıkımdan sonra beş para kıymet ifade etmeyebilir.
Bu sözlerin, davulcu öksürüğü gibi gürültüde kaynayacağını da biliyorum. Kaderin yazısı elbette yerini bulacaktır. Bugünün egemenleri 1427`de bu seneyi, 1428`de 27`yi, 1429`da da 28`i mumla arayacaklardır. 1432`de ise Kudüs merkezli İttihâd-ı İslâm şekillenince, Siyonistler de bugün stokladıkları ayvaları dostlaıyla birlikte bolca yeme şansı yakalayacaklardır. Arz-ı Mev`ûd`a pirince giderlerken, ellerindeki İsrail bulguru da uçacaktır!
Hoş geldin 1426! Gözümü alan aydınlık!..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir