HIRISTİYANLARIN İFLAH OLMAZ CEHALETİ!..

Bir süre önce bu sütunda yazdığım: “İsa nın kanını içip; etini yiyen Hıristiyanlar” başlıklı yazım zülfü yâre dokunmuş olmalı ki, bir takım Hıristiyanlar ya da, Hıristiyan severler tarafından yazılmış eleştiri mahiyette mailler aldım… Gerçekten insanoğlu enteresan farklılıklar ortaya koyabilmiş bir fenomendir.

Deveye neren eğri diye sormuşlar, deve asalet gösterip, nerem doğru ki demiştir. Elbette ki, Hakkı görüp; Hakkı konuşabilmek her şeyden önce nasip gerektiriyor.

Mesnevide şöyle bir beyit geçer:

“Nasaranın cehlini gör ki, asılmış olan o bir hudavendden eman koparmışlar!”

Cenabı-ı Pir Mevlana Celaleddin Rumi, Hıristiyanların baştan sona abesle iştigal vaziyetine fevkalade ince bir tespitte bulunmuş ve iflah olmaz çelişkilerine dikkati çekmiştir. Hz. İsa ya hem ulûhiyet atfederler; hem de: “Yahudiler tarafından haça gerildi derler!” Tanrıysa bu ne mağlubiyettir? Yahudilere mağlup olup asılmışsa, bu nasıl tanrılıktır ve tabiatıyla bu ne yaman çelişkidir. Akl-ı selimle bilince, ulûhiyet olduğu zaman galibiyet kesindir. Galibiyet ve mağlubiyet birbirinin zıddıdır, buyuruyor Hz. Mevlana:

“Mademki onun kavli ile cuhudun maslubudur, binaenaleyh onun için ne vakit emn gösterebilir?”

Bu muhteşem beytin şerhinde: “ Ve bu cehlin üzerine fazladan bir cehalet tüyü daha dikip, Yahudilere mağlup olan bir ilahtan, dahi dünyada ve ahirette emniyet beklerler.” Diyor…

Yani: “Kendisi muhtaç bir dede, nerde kaldı gayriye himmet ede.” Bir durum söz konusu.. Öyle ya mağlup olmuş, kendisine faydası olmamış birinden, dünya da ahirette ne gibi fayda bekleyebilir ki? Ne çare ki, bu düzmece hikâye akıl mantık çerçevesinden çıkıp köşeye sıkışınca, bu bir sırdır, der, işin içinden kendilerince çıkarlar, diyor.

“Madem ki o şahın gönlü onlardan hun olur, “Ve ente fihim” ismeti nasıl olur!?”

Bilinen Hıristiyan inancına göre, bu durum; “beşerin günahlarından arınması için Hz. İsa kendini feda etti” diye açıklanır. İyi de o zaman Allah ın

peygamberlerine verdiği ismet sıfatı, yani korunup, gözetilmeleri nasıl olur diye soruyor Hz. Şeyh Mevlana…

Oysa Alemlere rahmet olarak teşrif etmiş, Peygamberler Peygamberi Nebiyyi Muhterem, Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz için, Sure-i Enfal de:

“Ey Nebiyy-i zi-şanım, sen onların içinde olduğun halde, Allah onlara azab etmez!” ( 8/33 )

Ayeti kerimesiyle taltif edilmiştir. Yine Kur-an’ı Azimüşşan ın ifadesiyle biliyoruz ki diğer bütün peygamberlerde korunmuştur. Sodom-Gomore gibi helak edilmiş diğer tüm kavimler, azaba duçar olmadan önce, o kavimin hidayetiyle memur peygamber, Allah in ikazı ile o muhitten uzaklaştırılmıştır. Hâşâ Allah nebisin den vaz mı geçmiştir ki, İsa Aleyhisselam, Yahudiler tarafından asılmış olsun?

Tamda bu yazıyı kaleme aldığım sırada, papanın olaysız geçen Türkiye ziyaretin de kendisini koruduğu için Meryem Ana ya şükranlarını ilettiği haberi medya da yer aldı. Şükranlarını ileten papa, insanları İsa hakkında düşünmeye davet ediyordu. Ne isabet, Yüce Mevlana Mesnevisinde işte düşünmüş ve akl ve hikmetle olması gereken tespitlerini yapmıştır… Gerçekten bu konuda düşünse insanlar da, Hıristiyanlık diye anılan bu komediye bir son verseler…

Benim özellikle sorgulanmasını istediğim ise, “ben yazdım ben oynadım” hikâyesinden ibaret olan bu olguya semavi dinler, diyerek, gerçekten din muamelesi yapan sözde Müslümanların ahvalidir… “Allah indinde din İslam dır” (Al-i İmran-19) ayetini hiçe sayan, bu da yetmiyormuş gibi, Allah ın “onların İbrahim Aleyhisselam la hiçbir alakası yoktur” (Al-i İmran-67)emrini çiğneyerek, ‘İbrahim’i dinler’ yalanı adı altında toplantılar tertip edenlerin halidir!? Ayeti kerimeleri bu kadar pervasızca ihlal edenlerin, ne yazık ki toplumda hala ‘hoca efendi!’ olarak anılmasıdır… Hakka, batıl karıştıran ya da, buna seyirci kalanlar farukıyyet vasfını yitirenlerdir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir