Hükümet Basını Nasıl İşletti

Siyaset bir defa daha basını yendi. Bir haftadır medyayı ve gündemi belirleyen hükümet, medyaya merkez bankası başkanı seçimleri ile bir gol attı. Bunu Radikal’den İsmet Berkan bakın nasıl anlattı.

Önce çuvaldızı kendimize batırmam lazım. Merkez Bankası Başkanlığı`na şu anki vekil başkan Erdem Başçı`nın atanacağını bir haftadır yazıyor olmamız, bu isim üzerine varsayımlar yapmamız affedilmez bir gazetecilik hatası oldu.
Amerikan Merkezi Haberalma Örgütü CIA`in duvarlarında asılı olduğu öne sürülen bir cümle var: “Varsayımda bulunmak, bütün büyük hataların anasıdır.”
Haberalma ve haberleri değerlendirip bilgiye çevirme mesleğinde olanlar, birden fazla kaynak tarafından teyit edilmiş, doğruluğu kesinleşmiş bilgilerle eksik bilgi ortamında tahminler ve varsayımlarla kurulmuş `bilgi`ler arasında nasıl bir fark olduğunu gayet iyi bilirler. Salt bu bakımdan, gazetecilik mesleğinin temeli ile istihbaratçılık mesleğinin temeli arasında bir fark da bulunmaz.
Ben yeterince uzun zamandan beri gazetecilik yapıyorum, yeterince büyük hata yaptım, yeterince büyük hataya tanıklık ettim. Bu son Merkez Bankası rezaleti, gazetecilik mesleğiyle uğraşanlara büyük bir ders vermeli ve hepimiz de gereken dersleri almayı öğrenmeliyiz.
Erdem Başçı`nın Merkez Bankası Başkanlığı`na atanmak istediği taa en başından beri bir kez bile yetkili bir ağız tarafından teyit edilmedi aslında.
Başçı`nın başkanlık için düşünüldüğüne ilişkin ilk haber, daha Süreyya Serdengeçti`nin görev süresi dolmamışken Zaman gazetesi tarafından manşetten yayımlandı.
Herhalde Zaman`ın adından ötürü, bu gazetenin bu hükümetten daha iyi haber aldığına inanıldı ve diğer bütün gazeteler ertesi gün Erdem Başçı adını tereddütsüz kullanmaya başladı.
Nitekim Erdem Başçı önce vekâleten başkanlığa geldi, ertesi sabah da `Politikalarda değişiklik yok` açıklamasını yapınca, Devlet Bakanı Ali Babacan tarafından Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer`e sunulan kararnamede onun adının yer aldığı varsayıldı ve hatalar zinciri başladı. Başçı`nın eşinin başının kapalı olmasından hareketle dehşetengiz siyasi analizler bile yapıldı.
Oysa dün Cumhurbaşkanlığı`ndan yapılan açıklamayla öğrendik ki, Erdem Başçı ile ilgili herhangi bir kararname yok. Peki biz bir haftadır neden söz ediyoruz? Koca bir yalandan.
Evet, işin mesleğimizle ilgili bölümü bu. Ama konu burada bitmiyor, olan bitenin bir de bütün ülkeyi ilgilendiren, devlet ciddiyetini ilgilendiren tarafları var.
Hükümet, Merkez Bankası gibi özerk ve önemli bir kurumun başında beş yıl boyunca kalacak kişiyi şapkadan tavşan çıkartır gibi bir sürprizle karşımıza koymak istiyor.
Erdem Başçı`yı yine de tanıyorduk, çünkü başkan yardımcısı olarak Merkez Bankası`ndaydı. Şimdi, Köşk`e kimin adının bildirildiğini bilmediğimiz için yeni başkan hakkında bir şey de söyleyemiyoruz.
Oysa, dünyanın bütün normal ve halka saygılı demokrasilerinde bu kadar önemli makamlara getirilecek kişiler çok önceden ilan edilirler ve deyim yerindeyse bir çeşit imtihandan geçirilirler.
Türkiye, yeni Merkez Bankası Başkanı`nı başkan olduğu gün tanıyacak anlaşılan ve sonra da onun karakteri, onun fikirleri konusunda oldukça uzun sürecek bir öğrenme yanılma döneminden geçecek.
Tam tanıdık dediğimizde de başkan koltuğu bir başkasına bırakmak zorunda kalabilecek.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir