HÜRRİYET BUNU HEP YAPIYOR

Nedense ‘üzüm yemek değil bağcıyı dövmek` durumu söz konusu olunca Bab-ı Ali’den akla gelen ilk gazete hep Hürriyet oluyor.

Sabıka kaydı hayli kabarık olan Hürriyet gazetesi bu unvanını kaptırmamak konusunda büyük bir çaba gösteriyor. Son olarak geçtiğimiz günlerde manşete taşınan Konya merkezli asparagas haber, ‘’bu konuda ‘Hürriyet’in eline kimse su dökemez’’ tezini kuvvetlice ispatladı.

Konu malum. Değerli gazetemiz, Konya’da bir hastanede, iki tesettürlü doktorun bir gencin testis ultrasonunu çekmediğini, bu nedenle gencin bir testisini kaybettiğini manşetlerine çıkartmış, ama yazılanların gerçekle uzaktan yakından ilgili olmadığı kısa sürede anlaşılmıştı.
İşin ilginç yanı habere imza atan ve yıllardır araştırmacı ve soruşturmacı(!) gazetecilik yaygaraları koparan değerli gazeteci ve gazetenin genel yayın yönetmeni, böyle bir haberi manşete taşımadan önce araştırma, soruşturma gereği duymuyor.

Niye? Çünkü amaç üzüm yemek değil bağcıyı dövmek. Hadi duayen(!) gazeteciyi anladık. O artık devrinin sonlarına geldi. Emrinde 3 kuruşa çalıştırıp, basın kadrosuna bile aldırtmadığı muhabirlerin, dişiyle, tırnağıyla toplayıp getirdiği haberlerin altına imza atmak gibi çiğlikleri yaptığını dünya alem biliyor.

Azıcık daha manşetlerde olmanın, ekranlarda görünmenin dayanılmaz çekiciliğine kapıldığı gerçek. Ama Ertuğrul Özkök’e ne demeli? Her şey ortaya çıktığında bile özür dileyecek yerde işi farklı noktalara çekmeye çalışıyor. Pes yani!

Yazısında Uğur Dündar’a ve Hürriyet Gazetesi’ne insafsızca saldırıldığını iddia eden Özkök, karşı atağa geçerek diyor ki;
‘’Ey muhafazakar basın ‘’ İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin saygıdeğer bir doktoru, türbanlı bir kadını ameliyat ettikten sonra hastanın dosyasına şöyle bir rapor koyuyor;
‘’… tarihinde hastanemize gelen Semiha … adlı kadın hasta, türbanlı olduğu için muayene edilmemiştir. Hasta ikinci defa gönderildiğinde yine aynı gerekçe ile muayene edilmemiştir. Daha sonra ameliyata geç alındığı için hastanın yumurtalıklarının alınması gerekmiştir.”
Bu durumda siz ne yaparsınız bunu haber yapmaz mıydınız?’’ Üstelik Sayın Özkök, muhafazakar basının Genel yayın yönetmenlerine hitaben. ‘’Cevap vermeden önce iyi düşünün, o geniş vicdanınızın veya vicdan kırıntısının sesini dinleyin’’. diyor.

Doğrudur, sayın Ertuğrul Özkök’ün, bahsettiği bir durum gerçekleşirse muhafazakar diye nitelediği basın, bu olayı haber yapar. Burada keşfedilmiş çok önemli bir durum yok. Ama Özkök’e sorulacak 2 soru var

1. Bu durum sizin imza attığınız bilmem kaçıncı habercilik rezaletini mazur gösterir mi?

2. Türkiye’nin en büyük gazetesi iddiasındaki HÜRRİYET, hani şu tarafsız ve adını aldığı hürriyeti ve demokrasiyi savunan HÜRRİYET, bahsettiğiniz durumu haber yapıp manşetine taşır mı?

Sayın Özkök, bu sorulara cevap vermeden önce, tıpkı kendi söylediği gibi iyi düşünüp o geniş vicdanının veya vicdan kırıntısının sesini dinlesin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir