İKÖ BM`nin Alternatifi Değildir

İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği`nin (İKÖPAB) 4. Konferansı için İstanbul`da bulunan İhsanoğlu İKÖ`nun Kıbrıs`ı tanıması, İran`ın zenginleştirilmiş uranyum kullanımı ve helal gıdayla ilgili görüşlerini Arkadaşımız Mehmet Canıtatlı`ya açıkladı

İslam Konferansı Örgütü Parlamento Birliği’nin (İKÖPAB) 4. Konferansı’nda, KKTC’nin İKÖPAB nezdinde “Kıbrıs Türk Devleti” ifadesiyle yer almasına ilişkin tasarı oy birliğiyle kabul etmesi önemli bir adım. Kıbrıs Türkleri kendi topraklarında da bütün insanların sahip olduğu haklara sahip olmalı. Rumlar, Annan Planı`na rağmen Kıbrıslı Türkleri suçlu olarak gösterilmesini istiyor. İKÖ bunu tasvip etmiyor. Biz tarihi hakların korunmasını ve KKTC üzerindeki izolasyonların kaldırılmasını istiyoruz. Teşkilatın KKTC`yi tanıması 31. ve 32. Dışişleri Bakanları Toplantısında alınan karar gereği oldu. KKTC İKÖ`nün gözlemci statüsünde bu adla anılması kararı verildi. Bağımsız bir devlet olarak tanınması ise ayrı bir konudur ve böyle bir talep mevzu bahis değildir. Temennimiz Annan Planı`nın uygulanabilir olması ve müzakelerin başlaması, uluslararası toplumun izolasyon politikasını kırma hususundaki azminin gerçekleşmesi ve Kıbrıslı Türklerin herhangi suçları olmadığı halde cezalandırılmasından, çifte standarttan vazgeçilmesi gerekiyor.

BM`in ağırlığı

İKÖ`nun BM kadar etkin olmadığı söyleniyor. Hiçbir teşkilat BM`nin alternatifi değildir. Olamaz da. Çünkü BM bütün dünya ülkelerinin toplandığı bir teşkilattır. Üstelik yapısında bulunan Güvenlik Konseyi ile yaptırım gücü olan teşkilattır. Onun yerine başka bir örgütün ikame edilmesi düşünülemez. Bizim aldığımız kararların uygulanması bakımından bir takım mekanizmalar oluşturduk. 8 kişiden oluşan bir icra kurulu teşekkül etti. Bu kurul alınan kararların uygulanması ile yetkili olacak. İlk toplantısını da geçen ay yaptık. Kararlar tavsiye şeklinde olsa da uygulanabilir olması için gayretlerimiz var.

İran

İran`la ilgili tartışmalarda yüzde 3.5 oranında zenginleştirilmiş uranyum meselesi işin ilk safhasıdır. İlmi araştırma, tıp, enerji üretiminde kullanılması söz konusu. Bu yüzde oranı hiç bir zaman her hangi bir tehlike arz etmeyeceği kanaatindeyim. Herkes nükleer enerji hakkına sahip. Bunun da ilmi araştırma ve barışcıl hedefler çerçevesinde kullanılmasını istiyoruz. Ortadoğu`nun nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge haline getirilmesini istiyoruz. Sadece bir ülkenin değil her ülkenin de Atom Enerjisi Ajansı`nın belirlediği kaidelere uymasını istiyoruz.

Mescid_i Aksa yıkılıyor kimse kulak asmıyor

Bu konuda tek fikir var. O da bütün dünyaca paylaşıyor. Üç dinin kutsal mekanı olup asırlar boyu kalmış. İsrail Devleti`nin kurulması ve 1967`deki işgalden sonra burası tehlike altına girdi. Unesco, BM, AB`den ve diğer etkili kuruluşlardan bu konuda hassas davranılmasını istiyoruz. Ancak hiç kimse bu konuda üzerine düşeni yapmıyor. Göz göre göre İsrail hükümeti bu tarihi mekanın yapısını değiştirmeye çalışıyor.

Batı`ya yayın yapılmalı

İKÖ`nün bu konuda her hangi bir çalışması yok. Ama bu konuda teşebbüslerin oludğundan haberdarız. Bunları destekliyoruz. Çünkü buna büyük ihtiyaç var.

İsim değişiyor

İKÖ`nün isminin değiştirilmesi konusunda çalışmalara başlıyoruz. Sadece ismi değil şartını da değiştireceğiz. Bu konudaki ilk toplantımızı mayıs ayında İstanbul`da gerçekleştireceğiz.

“Helal Gıda Standardı”

Dünya ekonomisi globalleşirken, “helal gıda” damgası rekabeti kızıştırıyor. Türkiye bundan nasibi almalı.

Dünyada önemli bir endüstri haline gelen helal gıda tanımlamasının başta ABD`de olmak üzere, AB,

Uzakdoğu ve Ortadoğu`daki gıda sevkiyatında önemli bir talep haline geldi. Bu piyasaya ağırlıklı olarak Uzakdoğu ülkeleri, Avusturalya, İzlanda da giriyor. Trilyonlarca doları bulan bu pazarda Türkiye gibi asırlar boyu tecrübesi olan bir ülkenin uzak durması çok tuhaf düşer. Ekonomik düşünceye uygun bir konudur ve rasyonel izahı vardır. “Helal gıda ” damgası konusunda Türkiye`de yapılan tartışmalar hiçbir ülkede yapılmamaktadır. Çünkü, bu tür tartışmalar kutuplaşmaya sebep olabilir. Bize has tuhaflıklardan biri olarak görüyorum. Mesela İngiltere`de ve ABD`de bir çok ürün üzerinde ” Helal Gıda” damgasını görebilirsiniz. Dahası Yahudilerin kullanımı için Kosher Products (Kosher Ürünleri) damgası mevcuttur.

Neden böyle bir tartışma yapılıyor ki? Bir Avrupa ülkesinde üretilen ve İslam dünyasında pazarlanması düşünülen bir malın üzerinde “Helal food-gıda” damgası vuruluyorsa bunu tartışmanın ne alemi var? Nasıl ki bir ürünün üzerinde domuz yağı içermiyor ibaresi yer alıyorsa helal gıda ibaresi de yer alabilmeli. Acaba yanlış olan nedir? Doğrusu şaşırıyorum.

Karikatür krizinin ateşini düşürdük

İKÖ, karikatür krizinde ateşi düşürülmesi hatta söndürülmesinde en etkin rolü üstlendi. Ama hâlâ prosedür devam ediyor. Bu hafta Unesco İcra Kurulu`nda dini sembollere, inançlara saygıyı konu alan bir karar çıktı.

Helal gıdanın kriterleri

Uluslararası Codex Alimentarius Komisyonu dokümanlarında, `İslami kurallara göre izin verilen gıda` anlamında kullanılan helal gıdanın kriterleri şunlar:

Helal gıda, İslami kurallara göre yasak olarak değerlendirilen herhangi bir unsuru içermemeli ve ihtiva etmemeli.

Helal gıda, İslami kurallara göre yasak olan unsurlardan arındırılmış yerlerde veya cihazlarda hazırlanmalı, işlenmeli, taşınmalı ve depolanmalı.

Helal gıda, sayılanlar dışında üretilen herhangi bir gıda ile hazırlama, işleme, taşıma ve depolama aşamasında direkt temas etmemeli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir