İnançları Sınırlamak Mümkün mü?

M.Ö. 4.yüzyılda yaşayan Sokrat, ömrünü fikir hürriyetine adamıştı. İstediği gibi düşünebilme hakkını da yeterli bulmadı. Aynı zamanda düşündüğünü başkalarına aktarabilmenin gereğine de inandığı için demokrasi, insan hakları ve vicdan hürriyeti için sonuna kadar mücadele verdi Sokrat. Meşhur savunmasında şöyle diyordu: “Atina’da demokrasi varsa fikir hürriyeti de vardır. Sadece düşünmek yeterli değil. Gerçek vicdan ve inanç hürriyetinin olabilmesi için düşündüğünü başkalarına anlatma hakkı da olmalı. Üstelik fikrinizi anlatabileceğiniz insanların sayısına sınır koyamazsınız. Sınır koyduğunuz zaman hürriyet olmaz.”

Sokrat, düşüncelerini başkalarına aktarma konusunda herhangi bir sınırlamayı asla kabul etmedi. Böyle düşündüğü için de, düşünceleriyle gençleri etkilemekle suçlandı ve hiçbir baskı onu bu düşüncesinden caydıramadı.

İnsan haklarının savunulması konusunda binlerce yıldan beri sadece filozoflara değil, aynı zamanda hukukçulara da ilham kaynağı oldu Sokrat. Kendisi de bir hukukçu olan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ise Sokrat’tan 2400 yıl sonra inanç ve ibadet hürriyetinin sınırlanabileceğini savunuyor.

Sezer, geçen hafta çok yoğun tartışmalara sebep olan bir konuşmasında, kamu düzenini korumak için bireylerin inanç ve ibadet yaşamına sınırlamalar konulabileceğini söyledi.. Bu garabeti anlamak mümkün değil. Böyle bir şeyi savunmanın etik olarak kabul edilip edilmemesi ayrı bir tartışma konusu. Ama mantık olarak da elle tutulur tarafı yok. Diyelim ki insanların ibadetlerine sınır koydunuz. Peki inançları nasıl sınırlayacaksınız? Bunu düşünmek, sadece hukuka ve insan haklarına aykırı değil. Böyle düşünebilmek için tarihten ve hayatın gerçeklerinden habersiz olmak gerekir.

Sağlıklı bir toplum, inançları sınırlamakla kurulmaz. Bilakis insanların inançlarını alabildiğine özgürce yaşayabildikleri toplumlarda gelişme ve huzur olur. Tarihin her döneminde böyle olmuştur. İnançların sınırlandırıldığı toplumların sonunu merak ediyorsanız, işte size yakın tarihten birkaç örnek: SSCB, Çin, Küba ve Arnavutluk.. . İnançların özgür olduğu ve yasak olduğu benzer ortamlara en güzel örnek ise iki Almanya ve iki Kore….Doğu Almanya’nın yerinde bugün yeller eserken, Batı Almanya dünyanın en gelişmiş ülkeleri arasında yer alıyor. Kuzey Kore’de insanlar açlıktan ölürken, Güney Kore teknolojide önemli bir güç.

Nitekim meşhur Fransız filozof Albert Camus şöyle diyor: “Karşılıklı konuşmanın olmadığı yerde hayat da yoktur. Ve dünyanın en büyük bölümünde bugün, karşılıklı konuşma yerini tek yanlı çatışma almış, diyalogun yerini polemik tutmuştur.”. Ve diyalogun olmadığı yerde insanlar önyargılarla hareket eder, birbirlerini tanımaya çalışmazlar. Bunun yerine, “öteki” olarak gördüklerini yok etmeye çalışırlar. Sayın Sezer’in inanç ve ibadeti sınırlama düşüncesi şöyle bir önyargıdan kaynaklanıyor olmalı: “Müslümanlar inanç ve ibadetleriyle kamu düzenine zarar verirler. O halde onların inanç ve ibadetlerini sınırlamak gerekir.” Oysa bu toplumu ve özellikle de İslam’ı tanıyan biri asla böyle düşünmez.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir