İNOVASYON MU? ODA NE Kİ?

Şaşırdınız değil mi? Şimdi yeni moda bu artık… Şirketler, üst düzey yöneticiler kendilerini inavasyona hazırlıyorlar. E hadi o zaman gelin bu kelimeyi birlikte tahlil edelim.
İnovasyon “Toplumsal, kültürel ve idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması” anlamındadır. Günümüzün hızla değişen rekabet ortamında ayakta kalabilmek için şirketlerimizin ürünlerini, hizmetlerini ve üretim yöntemlerini sürekli olarak değiştirmeleri ve yenilemeleri gerekmektedir. Bu değiştirme ve yenileme işlemi “inovasyon” olarak adlandırılır.” Evet, sözlük böyle diyor. Yani kısaca yenilik-yenilik… Bu sözcük tıpkı Japonların sık sık kullandığı KAIZEN (Sürekli Geliştirme) kelimesine benziyor. Bakın kelime önemli daha doğrusu kelime değil de uygulamak çok önemli onun için biraz daha detay verelim diyorum.
Teknolojik İnovasyon: Teknolojik inovasyon, teknolojik ürün ve süreç inovasyonunu kapsar. Burada ürün, hem fiziksel bir ürünü hem de hizmeti ifade etmektedir. Teknolojik olarak yeni bir ürünün veya sürecin geliştirilmesinin yanısıra, mevcut ürün ve süreçlerde önemli teknolojik değişikliklerin yapılması da bu kapsamda değerlendirilir. Ürünün pazara sunulması ve sürecin üretimde kullanılması ile inovasyon gerçekleştirilmiş olur
Organizasyonel inovasyon: Yeni çalışma ve iş yapış yöntemlerinin geliştirilmesi ve/veya uyarlanarak kullanılması ile bir firmanın rekabet gücünün yükseltilmesini ifade eder.
Sunumsal inovasyon: Yeni tasarımların ve pazarlama yöntemlerinin geliştirilmesi ve/veya uyarlanarak kullanılması ile bir firmanın rekabet gücünün yükseltilmesidir.
Yani kısaca, İnovasyon en basit tanımıyla katma değer kazandıran fikirlerin geliştirilmesi ve bu fikirlerin hayata geçirilerek uygulanmasıdır. İnovasyon, bir fikrin pazarlanabilir bir ürün veya hizmete, yeni veya geliştirilmiş bir üretim süreci veya dağıtım yöntemine dönüşümünü kapsar. İnovasyon çalışmalarının olmadığı işletmelerde eski ve kullanılmayan, modası geçmiş çalışma yöntem ve süreçlerine rastlanır. Bu bakımdan inovasyon bir işletmenin ürün ve hizmetlerini rakiplerinden ayıran ve geliştiren çalışmalar bütünüdür.
Bugün devamlı gelişme, yenilik olmasaydı biz hala telgrafı kullanıyor olurduk. Faks cihazı, tuşlu telefon, cep telefonu, görüntülü telefon olmazdı… Yine otomotiv sektöründeki gelişmelere baktığımız zaman ilk üretilen otomobille şimdiki otomobiller arasında ne kadar büyük fark var? Türkiye’de KOBİ dediğimiz firmalar maalesef belli bir teknoloji yakaladıktan sonra kendini geliştiremediği için rekabet düzeyi giderek düşüyür. Bunun adına da önce dolar kuru düşük diye tepki gösteriyor. Sonra da aman efendim Çin geliyor Çin yüzünden mal satamıyoruz diye veryansın ediyor… Hâlbuki firmaların mutlaka bir AR-GE birimi olması gerekir. Yani araştırma geliştirmeye önem vermesi gerekirken ürettiğimi satıyorsam mesele yok mantığını bırakması lazım…
Evet hepinize bol inavasyonlu günler dilemeden önce sadece firmaların inavasyonu değil kişiler de kendilerini geliştirmelidirler..Unutmayalım bir üniversiteden mezun olduktan sonra bu bilgileri eğer yenilemezsek en fazla bir yıl sonra edindiğimiz bu bilgilerin gelişmelere cevap veremediğini görürüz.. Onun için Resullah S.A Efendimiz “…”İki günü birbirine eşit olan ziyandadır, aldanmıştır.” buyururken O, her türlü başarı, gelişme ve ilerlemenin zamanı en iyi, en plânlı bir şekilde kullanmanın gereğini ifade etmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir