İNSAN OLMA UĞRAŞI – 1


İNSAN OLMA UĞRAŞI



“Adem’de alemi seyretmiş Hüda



Gönülleri yakar bu aşk-ı Mevla.”




Allah’a ‘kavuşma’ teklifi alan Adem…


Peki bu reddedilemez ‘teklif’ karşısında biz ne yapıyoruz? Bu teklifi kabul ediyor muyuz? Kabul etmiyorsak, niçin kabul etmiyoruz? Bu teklifin muhatabı olup da, gereğini yapmamak…Acaba neleri kaybettiğimizin farkında mıyız?


O’nun gönderdiği ‘BİNEĞE’ niçin binmeyi bilmiyoruz? Bu bineğe binmeyi beceremezsek sonumuz ne olur, hiç düşündük mü?


Rabbimiz: “Gizli bir hazineydim bilinmek istedim” diyerek, bilinmek için senin bineğini, yani AŞK’ı yarattı…Daha neyi bekliyoruz? İNSAN bu Aşk’a ulaşmadan Adem olabilir mi? İnsan bu Aşk bineğine binmeden Rabbi’ne gidebilir mi?


Sermayen ‘Aşk’ olmazsa, ruhunu nasıl besleyeceksin, nasıl?


Allah kâinatı, kısaca her şeyi; Aşk ile, sevgi ile yarattı…İşte burada o Aşk’a binip Kendisine varma ‘daveti’ var…Hâlâ bu davete icabet etmeyecek miyiz?


Derdi, ‘Aşk’ derdi olan anlar bizi… Derdi, ‘Aşk’ derdi olan anlar bizi ….(sh 18.19.20)


*


Şeytan, Adem’in suretine aldandı. Onu balçık, toprak, çamur olarak gördü…Kısaca hor gördü… “Beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın” diyerek, üstünlük tasladı, Adem’e secde etmedi. Adem’in üstünlüğünü kabul etmedi. Adem’deki eşref-i mahlukatı görmedi, görmeye çalışmadı. Bunun için Rahmet-i ilâhiyyeden kovulan bir melûn oldu.


Bu yüzden, hepimiz, insandaki cevheri bileceğiz, insan’a o cevher hatırına saygı göstereceğiz. Şeytan’ın ameli olan kötü zandan kaçınacağız. Şeytan’ı kötü zannımızla beslemeyeceğiz, ona güç, kuvvet vermeyeceğiz. Kötü zannımızla o melûnu daha da güçlendirmeyeceğiz, sevindirmeyeceğiz…Şeytan bizim o kötü zannımızla enerji topluyor, bunun bilincinde olacağız ve böyle bir zan durumunda “hayırdır inşallah” diyerek melekleri sevindireceğiz…Suretinden dolayı – Şeytan gibi- kimseyi hor görmeyeceğiz…


Kâinat, bu eşref-i mahlukatı biliyor ve Rabbin emriyle, ona hizmet ediyor…Ya sen, neden kendi kıymetini bilmiyorsun? (sh 23.24.25.26)




(İlk defa yayınlanan bu muhteşim VAV kompozisyonunu bu yazımızda kullanmamıza izin veren Hattat Yusuf Coşkun Benefşe’den Rabbim iki cihanda razı olsun inşallah.E.D)


Kardeşlerim;


Önce içinizdeki Cebrail’i yaşatacaksınız….Yani Vahiy‘i uygulayacaksınız….Ayetler, yeryüzüne, gökyüzüne hayat verir…Siz bunları uygulamazsanız, Cebrail nasıl güçlü olsun, iyilik nasıl hakim olsun? Şeytan nasıl kötülüğü temsil ediyorsa, Cebrail‘de iyiliği temsil ediyor. Siz kime destek olacaksınız? Bu savaşın hangi safında yer alacaksınız?


“Her şeye karşı iyi davranmak, size ancak şeref kazandırır,” diyordu bir Allah Dostu…


Hadi ne olur, iyilik duvarına bir tuğlada siz koyun! (sh.29.30)


*


Yaradan’ın bize en aziz emaneti: Kalbimiz….


Ne diyordu güzeller güzeli Efendimiz (sav): “Allah, hiçbir yere sığmamış,mümin kulunun kalbine sığmıştır.”


Şöyle tefekkür edelim; Allah her bir kul yarattığında – adeta- kendine de yeni bir ev yaratıyor. Yaratıyor amma acaba hangimiz, O‘nu O‘nun istediği şekilde ağırlayabildik? Kalbimiz O‘nunla mı dolu yoksa başka şeylerle mi? Hadi bir ölçün tartın kendinizi…Yoklayın kalbinizi…


Benim gibi kalbiniz başka şeylerle doluysa, Yaradan‘ı nasıl davet edeceğiz?


Omuzlarım düşüyor, gözlerim yaşarıyor, hüzünle doluyor içim. Ümidsiz değilim, değilim amma; ” kalbimizi nasıl temizleyeceğiz?”


Aşk ateşiyle…Temizlenmenin en iyi yolu budur…Kalbimizi, aşk ateşi ile yıkayalım, temizleyelim….” diyor Ustam…(sh.34.35.36)



Not: İnsan olma uğraşında olan bu kardeşinize, bu konuda dualarınızı rica ediyorum.


Erol Derman/ Netpano.com


[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir