İnsanlığı bekleyen felaket!

Dünyamız bir felaketin eşiğinde.. İşte bu yüzdendir ki anormal iklim değişiklikleri yaşanıyor. Ne kışlar kışa benziyor ne de yazların tadı kaldı. Dünyanın dört bir yanında tayfunlar, sel felaketleri, hortumlar… Kutup bölgelerindeki buzullar erimeye, sular yükselmeye başladı bile. Kısacası, tabiatın ritminde bir değişiklik yaşanıyor. Tıpkı kalp atışları anormalleşen bir bünyede yaşanan değişikliklere benzer tuhaflıklar görülüyor çevremizde. Yıllar öncesinden bilim adamlarının dikkat çektiği global felaketin ayak sesleri iyice yaklaştı.

Yakın zamanda birçok ülke sular altında kalacak. Daha şimdiden bir kısım karalar sulara gömüldü, Bangaldeş, Litvanya vb. ülkelerde, insanlar panikle yaşadıkları yerlerden uzaklaşıyorlar.

Peki bütün bunların sorumlusu kim? Elbette ki, bindiği dalı kesen çağımız insanı. Asırlar öncesinden merhum Nasreddin Hoca bu trajediyi mizah unsuruyla anlatmaya çalışmıştı. Şimdi ise modern zamanlarda yaşayan “çağdaş” insanlık, tarihin hiçbir döneminde görülmediği kadar çevresine zara verdi. Bu tahribat öyle boyutlara ulaştı ki, bazı bitki türleri, ne zaman yaprak açacaklarını, ne zaman solacaklarını şaşırdılar. Bu mevsimde yapraklarını dökmesi gereken birçok ağaç hala yemyeşil. Kuşların göç yolları ve zamanları da değişime uğradı. Dahası, bu mevsimde kış uykusunda olması gereken kelebekler ve arılar da bugünlerde İngiltere’nin çeşitli bölgelerinde görülebilyor.

İklim değişikliği öyle bir boyuta ulaştı ki, ayılar bile kış uykusundan vazgeçtiler. Görünen o ki, ayıları bu kadar rahatsız eden felaket insanları henüz yeterince uyandıramamış. Geçtiğimiz günlerde İspanya’dan gelen bir bilimsel araştırma haberi, felaktin boyutlarını tüm açıklığıyla ortaya koydu. Normalde aralık ayında derin kış uykusunda olması gereken ayılar, İspanya’daki ormanlarda dolaşmaya devam ediyorlar. Bilim adamları, havaların sıcak gitmesinden dolayı doğal düzenin bozulduğunu belirtiyorlar. İşte bu yüzden ayılar milyonlarca yıldır süregelen kış uykusuna gerek duymuyorlar. Kışlar ılıman geçtiğinden, kolayca yiyecek bulabilen ayılar, kış uykusu moduna geçmiyorlar.

Kar yağışının azalması ve karın yerde kalma süresinin kısalmasının böyle bir etkisi olabileceğini belirtiyor bilim adamları. İspanyol meteroloji uzmanları, bu yıl İspanya’da bugüne kadar görülen en sacak kışın yaşanacağını tahmin ediyorlar. Aslında iklim değişikliğinden dolayı beklenen bir gelişme bu. Normalde ayılar Kasım ve Aralık’ta başlayıp Mart ve Mayıs’a kadar kış uykusunda kalıyorlar.

Bir tarafta kuraklıktan dolayı artan yoksulluk, öbür tarafta buzulların erimesinden dolayı sular altında kalan topraklar… Yine kuraklığın ve çevre kirliliğinin yol açtığı susuzluk… Ve tarihin en büyük göç olayları kapıda. Geçmişte yaşanan kavimler göçünü bile gölgede bırakacak bir dönem geliyor. Yaşadıkları yerlerde barınma şansını kaybeden topluluklar, göçetmek zorunda kalacaklar.

Önümüzdeki dönem, büyük ekonomik ve sosyal çalkantılara gebe. Peki insanlar ne yapıyor? Özellikle bu tahribatın sorumlusu olan gelişmiş ülkeler, buna çözüm aramak yerine, adeta yangına körükle gidiyorlar. Bilakis, başımızdaki gaileler yetmezmiş gibi, çevre felaketlerine yenilerini ilave eden savaşlara ve krizlere zemin hazırlanyor … Birleşmiş Milletler Teşkilatı bile çevre felaketi konusunda söz dinletemezken, İran’a savaş açmaya hazırlanan ABD’ye destek çıkıyor. Oysa aynı ABD, sera gazlarının azaltılmasını öngören Kyoto sözleşmesini imzalamamakta direniyor. İşte insanoğlunun gündeminde olması gereken esas mesele bu. Bunun dışındaki tüm gündemler yapay ve anlamsız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir