İnternet Haberciliğimiz Ne Durumda

İnternet haberciliği konusunda Türkiye gerçekten ilginç bir durumda. Çünkü Haber alan ve haber veren arasında iletişim olmamakta diye düşünüyorum.
2000 yılında çıkan basın krizini basındaki arkadaşlarımız çok yakında hissetmişti. Eğer 2000 yılında meydana gelen basın krizi olmamış olsaydı şu an için internet haberciliğinden bahsetmemiz mümkün olmayacaktı.
Etki tepkiyi doğururu prensibi olarak işsiz kalan yüzlerce kişi yükselen internete ile Türk basınını taşımış oldu. Bunda da en büyük başarıyı Ufuk Güldemir’in Habertürk olmuştu.
Habertürk’ten sonra birçok gazeteci kendi ilgisine göre birçok portallar oluşturdular.
Krizin bitmesinin ardından dedikodu medya siteleri ortaya çıktı. Yani şimdiye kadar okuduğumuz birçok haber sitesini krize borçluyuz.
Yüzlerce haber sitesi
İlk zamanlarda gazetelerin kendi ilişkilerinden dolayı yazamadığı birçok farklı söylemler internet medyasında yer aldı. Bu farklı söylemlerde mahalli ve genel seçimlerde birçok internet sitesinde haber-reklam ilişkisine döndü. Bazı haber siteleri bu seçim döneminde para kazanmalarına rağmen okura karşı objektiflerini kaybettiler.
Buralarda kazanıla para idi ama sektörün itibari maalesef yere düştü. Bu bir okur gözü ile yaklaşma olarak görülebilir. Birde internet potalının yöneticinin gözü ile bakarsak olaya yazılım için para kendini geliştiren bir program için harcanan paralar ve en önemlisi web adminler 24 saat çalışacak bir haber portalı için gerekli editörlerin istihdamı. Ve haberleri alabilecekleri ajanslara ödenen telif ücretleri.
Bir medya ile bağlantısı olmayan internet portalları hem özgürlüklerini hem de kalitelerini yaşatabilmek için uğraş içine girdiler..
Copy Paste Problemi Nedir
Şu anda internetteki en büyük problemi içerik olarak görmekteyim. Bunun sebebide portaların kendi gündemlerini oluşturamamaları ve haber üretmemeleridir.Ve haber üretmelerde de haber hırsızlığı maalesef çok fazladır.
Bir süre önce internet sitelerinin gazetelerden yaptığı ‘kes-yapıştır’ habercilik tartışılıyordu ancak bence tartışılması gereken asıl nokta Sitelerin birbirlerinden yaptığı haber hırsızlığı.
Reklam Pastasından Pay Alabilmek
150-200 milyon dolarlık reklâm pastasından Türkiye’de 36 ulusal gazete, 20’den fazla televizyon, 300’den fazla radyo pay alma peşinde. Bunlara ek olarak şimdi bir de Internet var. Pasta daha da bölünmüş durumda.Şu an sektördeki Internet sitelerine baktığımız zaman üç farklı kategoride içerik sağlayan kaynak görüyoruz. Birincisi bir kaynak ve havuz tarafından beslenen haber siteleri ki bunlar büyük bir medya grubunun havuzundan yararlanan bölümlerdir. Kendi içeriklerini mensup olduğu medya grubunun havuzundan karşılarlar. Bu sitelerin özgürlükleri tartışılır.Çünkü her ne kadar özgürde olsalar bağlı bulundukları grubun politikası doğrultusunda yayın yapmak zorundadırlar. Bu tür siteler A gurubu siteleri olarak nitelendirelim ve gelirlerini de A olarak belirtelim. İkinci grup siteler ise ilk etapta özgürlük adına ortaya çıkan B gurubu kategorinse giren sitelerdir. Bunlar özgür yayınları ile belli bir okura hitap etmişler ve haklı olarak başarı yakalamış siteler.Bu tür sitelerin 2000 li yıllardaki haber kaynakları var olan bir haberin editöryel olarak takla attırarak bardağın boş kısmından habere yaklaşmaları idi.
Analiz başlığı altında birçok habere farklı bakmamızı sağlayan bu siteler yakın zamanda reklam pastalarını büyüterek A gurubu dediğimiz medya siteleri arasına girmeyi başardılar. Fakat bu başarı bir elin sayısını geçmemiştir. B grubundan A ya atlayan bu siteler reklam ile gelen gelirlerini kaybetmemek uğruna bağımsızlıklarına gölge düşürmüşlerdir.Örnek vermek gerekirse seçim dönemlerinde bir yandan x partisinden reklam alıp x partisini övücü haberlerini kendi portalında yayına vererek buna zarar vermiştir. Bunu salt haber şeklinde yapmak varken angaje olarak yapmak sitelere çok fazla zarar vermiştir.
Bunu özellikle seçimlerde görebiliriz. Türkiye’deki portalların reklam bannerlarına bakarsanız adım başı reklam bannerleri görürsünüz. Yada ana sayfayı bloke eden flash bannerler.Bu tür reklamlar ilk etapta siteye para getirse de dozunda olmadığı için birçok okurun kaçmasını sağlamaktadır.
İnternetteki bir diğer siteler ise editör yel bağımsızlığını koruyup kimseye eyvallahı olmayan sitelerdir. Bu tür siteler belki sadece kendi özel haberlerini üretseler de amaç sadece bilgiyi paylaşmaktır. Bunlara da c türü siteler dersek geriye d’den z’ye kadar bir yelpazeye uzanan benim asıl siteler dediğim ama internet partallarının nedense görmek istemediği blog diye tabir edilen asıl haber üreten okura ait siteler vardır.
Bence yakın zamanda her okurun bir haber üreteceğini düşünürsek yakında her okurun sitesi için kendine ait dünyasının dışa yansıması olarak görebileceğiz. Bloglar şu anda Türkiye hariç yurtdışında çok gelişmiş durumda. Buna en güzel örneği de Bill Clinton -Monika olayının bir blog sitesinden ortaya çıktığını söylemek yeterli bence
Çünkü Internet okuru artık kendi yaptıklarının da düşüncelerinin de bilinmesini istiyor birey olarak fark edilmesini istediği için kendisini yansıtan bir dünyayı keşf etmiş durumda. Bizde okurlarımızın blog ihtiyacını hissederek www.netpano.org blog sitesini açtık. Sizinde okurlarımıza bir sözünüz varsa buyurun diyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir