İNTERNET KEYİF VERİR, BAĞIMLILIK YAPAR!

İnternette ihtiyacımız olandan fazla kalıyor,
zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor ve bu zaman içinde yaptıklarımız da bize
zaman harcamaktan başka bir şey kazandırmıyorsa,
durup düşünmenin vaktidir.

Modern zaman
“hastalık”larından birinden söz etmek istiyorum bu ay. Konumuz, “internet bağımlılığı”. Peki bağımlılık nedir?
Öncelikle ona bakmak lâzım. Genellikle bağımlılık tıbbi literatürde, “maddi” unsurlarla açıklanmakta. Uyuşturucu madde
bağımlılığı, tütünlü mamüllere olan
bağımlılık, bazı keyif verici
ilaçlara bağımlılık gibi. Hatta aşırı yemek yemeye olan bağımlılık, eşlerin birbirlerine olan aşırı bağlılığı bile
bağımlılık çerçevesinde değerlendirilebiliyor.

Bugün hayatın
vazgeçilmezlerinden olan ve birçok alanda hayatımızı kolaylaştıran teknoloji de, doz iyi ayarlanmazsa bağımlılık yapabiliyor. İşte
bu noktada karşımıza çıkan bir kavram “internet bağımlılığı”. İnternette
ihtiyacımız olandan fazla kalıyor,
zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor ve bu zaman içinde yaptıklarımız da bize
zaman harcamaktan başka bir şey kazandırmıyorsa,
durup düşünmenin vaktidir.

İnternetin dozunu kaçırınca çocuklarının velâyetini
kaybetti

Bu konudan söz
ederken, Türk Psikoloji Bülteni’nde
yer alan verilerden yararlanacağız. 24 Kasım 1997 tarihli The Guardian
gazetesinde yer alan bir haber,
konunun ne derece önemli olduğunu anlamamıza yetecek düzeyde:

“Floridalı bir
kadın, mahkeme sonunda internet
bağımlısı olduğuna karar verilince çocuğunun velâyetini kaybetti. Yargıç Jerry
Locket, Pam Albridge’nin 7 ve 8
yaşlarındaki çocuklarının velâyetinin babaya verilmesine karar verdi. Tanıklara
göre Bayan Albridge, eşiyle ayrı
yaşamaya başladıktan sonra bilgisayarını yatak odasına taşımış, kapıyı sürekli kilitli tutmuş ve zamanının büyük
bir kısmını internete bağlanarak geçirmeye başlamıştı.”

Newsweek dergisine
göre, İngiltere’de, internet kullanıcılarının yüzde 2-3’ü, ciddi derecede internet bağımlısı ve bu kişiler, uyanık oldukları zamanlarının çoğunu bu ortamda
sörf yaparak ya da sohbet ederek geçiriyorlar. Bir anneye çocuklarını ihmal
ettirecek ve sonuçta çocuklarının velâyetini kaybetmesine neden olacak derecede
bir bağımlılıktan söz ediyoruz.

Bağımlıların çoğu erkek

Her ne kadar
verdiğimiz ilk örnekte “hasta” ya da “kurban”,
nasıl tanımlarsak tanımlayalım,
kadın ise de, yapılan araştırmalara
göre internet bağımlılarının büyük çoğunluğunu erkekler oluşturmaktadır. İnternet
bağımlıları genellikle, sosyal
yönden beceriksiz, genç erkekler
olarak tanımlanmakta, bu kişilerin
sosyal yaşamları ya da kendine güvenlerinin çok az ya da yok olduğu kanısına
varılmaktadır. Bu kişiler, eğitimli, bilgisayarı genellikle iş hayatında kullanan
kişilerdir. Bundan erkeklerin daha çok zaaf taşıdığı,
iradesiz oldukları gibi bir sonuç çıkarmamak gerekir. Çünkü, araştırmalarda erkeklerin kadınlardan daha çok
internet kullandığı ortaya çıkmıştır ve konuyu böyle değerlendirmek gerekir.

Modemi söktürmek çare mi?

Kadınlarda internet
bağımlılığının en önemli nedenlerinden biri ise,
kadınların erkeklere göre duygusal konular ve sorunlarını tartışmaya daha eğilimli
olmalarından kaynaklanabileceği düşünülüyor. Bu yargı yaşadığım bazı
tecrübelere baktığımda doğru gibi gözüküyor. Tanıdığım bir bayan, evde oturmanın ve de yapacak başka bir uğraş
bulamamanın verdiği ruh haliyle,
internete fazlaca zaman ayırmaya başlamıştı. Ve sohbet odalarında edindiği
arkadaşlıklar o kadar ilerledi ki,
gerçek hayattaki arkadaşlıklarını ihmal etmeye,
çevresini sadece internetteki arkadaşlardan oluşturmaya başladı. Sonuçta, geceler boyu sanal sohbetler bitmek bilmedi, çoğu zaman günün ilk ışıklarına kadar uzadı. Aylar
geçtikçe uyku bozukluğu, sosyal
çevreden kopma, çocuğunu ihmal etme, evdeki görevleri ihmal nedeniyle eşiyle arasında
baş gösteren problemler nedeniyle hatalı olduğunu kabul etti. İnternete
ayırdığı zamanı azaltması gerektiğini,
hayatın sadece sanal arkadaşlıklardan ibaret olmadığını gerçek hayatın da
içinde olması gerektiğini anladı. Günler geçtikçe,
hatasını anlaması ve internette sohbete ayırdığı zamanı azaltması gerektiğini
kabul etmesinin tek başına yeterli olmadığını da gördü. Çözüm için ne yapması
gerektiğini biliyordu ancak bir türlü internette saatler harcamaktan kendini
alamıyor, bu iradeyi gösteremiyordu.
Sonrasında, eşiyle ortak bir karar
alarak evdeki bilgisayarın internet ağına bağlanmaya yarayan modemini
söktürdüler. İrade ile başaramadığını,
kendisine yasak koyarak başarmayı denedi. Sonuçta başarılı oldu mu derseniz, hayır! Bu da çözüm olmadı ve modem birkaç hafta
sonra yeniden bilgisayardaki yerini aldı. Çünkü,
internetten kaçmak çözüm değildi. Son gördüğümde,
“İnternete artık girmeyeceğim,
bundan sonra sanal değil gerçek arkadaşlıklar kuracağım” dedi bana. Umarım bu
hayalini gerçekleştirir. Bu örnek,
insanoğlunun en önemli buluşlarından biri olan internetin doğru kullanılmadığı
takdirde ne gibi sonuçlar doğuracağına yönelik sadece bir örnek. Hayatta bunun
gibi birçok olay yaşanıyor. Ve hepsi de bu kadar kolay anlatılabilecek gibi
değil.

Kahve mi,
internet mi? İnternet!

Bizde internet
kullanımı gelişmiş ülkelere kıyaslandığında hâlâ fazla yaygınlaşmadığı için, teknolojiyle ilgili sorunlar da bize geç
aksediyor. Örneğin, ABD’de her üç
boşanmanın birinde boşanma nedeni olarak İnternet bağımlılığı gösteriliyor.
Bunun yanı sıra ABD’de işyerinde internet kullananlar arasında yapılan ‘2005
[email protected]’ araştırmasında ise araştırmaya katılanların yüzde 52’si internet
bağlantılarını kaybetmektense sabah kahvesinden vazgeçmeyi tercih ettiğini
açıklamış. Bu ülkede, çalışanların
yüzde 93’ü işlerinin bir bölümünde internetten yararlanıyor. Bu oran, geçtiğimiz yıl yüzde 86 oranındaymış.

İnternet bağımlılığının belirtileri

İnternet
bağımlıları, genellikle zamanı
etkili kullanmada başarısızlık, uyku
sürelerini kısaltma, öğünleri
kaçırma gibi olumsuzluklar yaşamaktadır. Önemli bir bölümü de, internete bağlı olmadıkları zamanlarda huzursuzluk
yaşadıklarını ve hemen internete bağlanma arzusu yaşadıklarını itiraf
etmişlerdir. İnternete ve bilgisayara karşı aşırı bağımlılık yaşayanlar, onsuz yaşamalarının mümkün olmadığı
düşüncesindedirler. Bilgisayarı iş ve okul ortamında kullanmak zorunda olanlar, işlerinin önemli bir bölümü internete bağlanmakla
ilgiliyse de, boş zamanlarında da
internette gezinmek ve sanal sohbetler yapmayı tercih etmektedirler. Bilgisayar
başından ayrılmak ya da basılı (kâğıt) bir kitap ya da dergiyi okumak gibi bir
eğilim içine girmek pek tercih ettikleri bir şey değildir.

Sürekli oturmayın,
biraz dolaşın!

Bilgisayar başında
sürekli oturmak yukarıdan beri saydığımız sorunların yanı sıra çeşitli fiziksel
sorunları da beraberinde getirmektedir. Göz yorgunluğu,
aşırı hareketsizlikten dolayı kilo alma,
sürekli oturmaya bağlı bel ve boyun fıtığı belirtileri,
sürekli fare (Mouse) kullanmak nedeniyle oluşan ve bilekte sinir sıkışması
nedeniyle ağrı veren “Carpal Tunnel sendromu” gibi rahatsızlıklar da bilgisayar
ve interneti uzun sürelerle kullanmanın yol açacağı sağlık sorunlarındandır. Bu
sorunları en aza indirmek için,
bilgisayar başında kaldığımız bir saatin en az 15 dakikasını kalkıp dolaşarak
geçirmeliyiz. Bunun için, fırsatlar
yaratabilirsiniz. Bir kahve almak,
su almak, yüzümüzü yıkamaya gitmek, işyeri ya da okulda yürüyerek ulaşabileceğiniz
arkadaşlarınızla sürekli internetten konuşmak yerine bazen yanlarına giderek
konuşmayı denemek yaratabileceğiniz fırsatlardan sadece bir kaçı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir