Irak Türklerinin ´sahipsizlik´ isyanı

Türk’ün kanayan yarası Kerkük’ten selamlar olsun…Üç haftadır Irak’tayım ve geçen yıla nazaran burada çok şeylerin değiştiğini gördüm.

Türk’ün kanayan yarası Kerkük’ten selamlar olsun…Üç haftadır Irak’tayım ve geçen yıla nazaran burada çok şeylerin değiştiğini gördüm. İnsanlar, arabalar, evler, yaşam, düşünceler, aklınıza gelebilecek her şey değişim içinde. Bu değişim girdabını oluşturanlar da etnik grupları ve bu grupların içerisinde olanları istedikleri yöne doğru savuruyorlar. Bu çalkantı ve savrulmada en dengesiz olarak yer değiştirenler (daha doğrusu değiştirilenler) Irak Türkleri..Peşmergelere baktığımız zaman; ağabeyleri ceplerini dolduruyor, kendilerini savunmaları için cephane yardımında bulunuyor, seçimlerde hak sahibi olmaları için hediye oylar veriyor, resmi makamlarda iş yapabilmeleri için atamalara öncelik tanıyor.
Araplara baktığımız zaman; Sünni ve Şii adı altında teşkilatlandırmalar yapılıyor, aynı şekilde cepleri dolduruluyor (ama bu sefer Amerika karşıtları tarafından), kendilerini korumaktan ziyade savaşabilmeleri için gerekli yardımlarda bulunuluyor, en önemlisi de devlet bazında istedikleri karşılanıyor.
Irak Türklerine baktığımız zaman; ağabeyleri ve dost bildikleri cebine para koyuyor, bu paranın da kendi istekleri doğrultusunda, kendi çıkarlarına harcanmasını istiyor. Aksi takdirde paralarının kısılacağını dile getiriyor. Kendilerini savunamamaları için baskınlarla (zor bela) elde edilen silahlar toplanılıyor. Nüfus çoğunluğunun kendilerinde olduğu bölgelerde de özellikle farklı ırka mensup polisler güvenliği sağlamaya çalışıyor (tabii kendi güvenliklerinden sonra) vs.
Bütün bunlara baktığımız zaman, geldiğim günden beri burada konuştuğum gençlere hak vermeye başladım.
Diyorlar ki; “Peşmergelerin arkasında Amerika var, Arapların arkasında Arap ülkeleri var, e peki bizim arkamızda kim duruyor? Türkiye mi? Biz artık buna inanamıyoruz. Çünkü yaptıkları tek şey televizyon karşısına geçip ´Kerkük hassastır´ demek. Şimdi sen diyorsun ki; ´Türkiye bunların farkında.´ Neden peki bütün bu olup bitenlere dünyanın öbür ucundakiler bile sessiz kalamıyorken, kardeş ve komşu ülke bildiğimiz Türkiye bir şey yapmıyor? Ya da yapıyor da 3 yıldır bunları biz mi göremiyoruz?.. Ha, belki yapıyordur, ama bunu Irak Türklerine yapmadığı ortada… Biz bütün bu koşuşturmanın içinde birde eve ekmek götürelim derken, karşı tarafa, bize nispet edercesine yardımlarda bulunuyor. Bir sorum daha olacak sana, Türkiye Cumhuriyeti elçiliği neden genelde bize değil de, öncelikli olarak Peşmergelere vize veriyor? Anavatanımızı görmek, rahatça Türk bayrağının altında gezmek bizden çok onların mı hakkı?”
Şimdi siz söyleyin lütfen, benim yerimde olsanız bunlara ne cevap verirdiniz? Türkiye’nin iç karışıklıklarını mı anlatırdınız? Bunu henüz biz bile bilemiyoruz, Türkiye’nin (ister istemez) Amerika’ya bağlı olduğunu mu söylerdiniz? Buna da bir anlam veremezler.
Bunlar gibi bir sürü bahane öne sürülebilir. Ne var ki bu bahaneler acaba onları tatmin eder mi? Kırılan gönülleri alabilir mi? Saddam zamanında bile, (ölüm cezası olmasına rağmen) ay-yıldız bayrakları evinde, cüzdanında saklayanları nasıl teselli ederdiniz?
Ben bu konuda çok zorlandım. Gerek duymak istediklerini söyledim, gerekse gerçekleri anlatmaya çalıştım. Ama ne varsa Irak Türkmen Cephesi’nde var diyerek oraya koşuyorlar. Acaba biliyorlar mı ki ITC şartlı yardımlarla ayakta kalmaya çalışıyor…
Her ne olursa olsun, artık çok daha bariz bir şekilde görünüyor ki Irak Türklüğü Türkiye Cumhuriyeti´ne son derece kırgın. Ümit ediyorum ki bu kırgınlık zamanla KKTC´de olduğu gibi “Türkiye Antipatisi” uyandırmaya başlamaz…
Aslında yapılması gereken çok da zor değil sanırım! Ortada bir doktor, bir hasta, bir de ilaç var. Hastaya rasgele ilaç değil de, hastalığı doğrultusunda bir ilaç vermek o hastayı ayağa kaldırmaya yeter.
Hasta Irak Türklüğüdür.
Doktorun kim olduğunu sizlerin tahminine bırakıyorum.


Abdullah Bayraktar -Aygazete

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir