Irak Üzerindeki İsrail Planlari ve Kürt Yahudileri

Türkiye kendi iç politik ve ekonomik sorunlarina kapanmis bir halde, uluslararasi siyasette meydana gelen sıcak gelişmelere gerekli tepkileri veremiyor. Ülkenin içine girdiği kritik bir seçim sürecinde bulunuyoruz, ancak AB üyeliği dışında dışpolitika tartışma konusu bile yapılmıyor. Ülkenin geleceğini etkileyen önemli olaylarin yaşandığı bir sırada ülkeyi yönetmeye talip partilerin dışpolitika görüşlerini detaylı bir biçimde ortaya koymaları gerekirdi.

Diğer taraftan partilerin gündeminde olmayan dışpolitika olaylari medyanın da ilgisini çekmiyor; uluslararasi olaylara içpolitika malzemesi yapılabildigi ölçüde değer veren bir medya var. Sivil politikaci ve entellektüellerin dışpolitika konusunda ilgili olmadığı bir ülkede bu boşluk ister istemez atanmışlar tarafından dolduruluyor.

Oysa dünyanın konuştuğu, Almanya`daki seçimlerin kaderini belirleyen, Bush`u dünya liderleriyle karşi karşiya getiren konu, yani Irak krizi, herkesten önce Turkiye`yi yakından etkilemektedir. Türkiye`nin böylesine kritik bir anda bu konuyu içpolitik sorunlari aşıp gündemine bile almaması oldukça düşündürücü. Irak`a yapılacak operasyonun Orta Dogu`da Israil dışında hiçbir ülke tarafından istenmeyen sonuçları olacak. Kuzey Irak`ta hali hazırda mevcut de facto Kürt siyasi oluşumunun bağımsız bir devlete dönüşmesi çok büyük bir olasılık. Türkiye, Iran ve Suriye`nin güvenliklerini tehdit edecek böyle bir gelişme İsrail`in elde edeceği en büyük kazanç olacak ve Kuzey Irak`ta kurulacak ve doğal olarak bütün komşularıyla problemli bağımsız bir Kürt devleti İsrail`in en önemli sıçrama taşı haline gelecektir.

İsrail ve Amerikali yahudiler Irak ve Türkiye`deki Kürt sorunuyla çok yakından ilgililer. Bunun bir nedeni Kuzey Irak`ta yasayan ve büyük bir bölümü İsrail`e göç etmiş bulunan Kürt Yahudileri. İsrail Kuzey Irak`ta oluşacak bir devlet içinde Kürt Yahudilerinin haklarını garanti etmek ve onlara ağırlık kazandırmak için çalışıyor. Diğer taraftan Yahudi kamuoyunu Kürtler lehinde etkilemek için Kürtlerin yahudi Irkıyla akrabalığına dair iddialar ortaya atılıyor. Anlaşılan o ki İsrailliler Kürtlerin yaşadığı bölgeye 723 (MO) yılında sürgüne gönderilen yahudi kabilelerinden geldiklerine inandiklari Yahudi Kürtler üzerinden Kuzey Irak`ta kendisine bir nüfuz alani açmak arzusunda. Önemli bir kismi 1950`lerden itibaren İsrail`e göçetmis durumda bulunan yahudi Kürtler Israil içinde örgütlüler ve yahudi toplumuna tam olarak uyum saglamis durumdalar. Halen Israil`de 150,000 civarinda Kürt kökenli yahudi bulunuyor. Jerusalem Post`un tabiriyle, “Yahudi Kürtler Müslüman Kürtlerden daha çok diğer Yahudilere kendilerini yakın hissediyorlar.”(1) Halen Israil devlet yapısı içinde bu gruba mensup çok sayıda kişi var. Örneğin Netanyahu döneminde 1996-1999 yılları arasında İsrail savunma bakanlığı görevinde bulunan emekli general Yitzhak Mordechai Irak kökenli bir yahudi Kürt. Mordechai özellikle Seferdi yahudileri arasinda giderek artan karizmasindan korkan Netanyahu tarafindan görevinden alınmış, daha sonra 1999 seçimlerinde Merkez Partisi`nden başbakan adayi olmuştu (2).

Bilindiği gibi, Israil`de siyasi yapi Avrupa ve Rusya kökenli Eskenazi yahudilerinin kontrolünde bulunuyor. Kevin Brook`un internetteki yazisinda bildirdiği araştırmalar oldukça ilginç. 2001 yılında İsrailli, Alman ve Hintli bilim adamlari tarafindan gerçekleştirilen bu araştırmalar için yahudi ve müslüman Kürtler, Filistinli Araplar, Seferdi Yahudiler, Eskenazi Yahudiler, İsrail`in güneyindeki bedevilerden toplam 526 Y-kromozomu örneği toplanmış. Daha sonra buna aralarında Rus, Beyaz Rus, Polonyali, Berberi, Portekizli, İspanyol, Arap, Ermeni ve Türk deneklerin de yeraldigi 12 halktan 1321 örnek dahil edilmiş. Araştırma sonuçlari Seferdi Yahudileriyle Kürtler arasinda babadan geçen genetik akrabalik tespit ediyor (3). Brook`un buradan varmak istediği sonuç akademik sınırların biraz dışında tabii: “Bu heyecan verici araştırmalar gösteriyor ki Kürtler ve Yahudiler binlerce yil öncesinde ortak babadan geliyorlar. Bu durum ümit ederiz ki Kürtleri ve Yahudileri birbirlerinin kültürlerini ögrenmeye ve Kuzey Irak`ta son yillarda sahip oldukları dostluk ilişkilerini sürdürmeye teşvik eder.” (4)

Diğer taraftan Amerika`da ve Israil`de Kürt sorunuyla ilgilenen teskilatlar son yillarda cogalmaya basladi. Bunlardan biri olan Israeli Kurdish Friendship League`in websayfasi tarafindan verilen bilgiye göre, bugün Israil`de 150,000 yahudi Kürt yasamakta (5). Ayni siteden ulasilan Moti Zaken`in ilk defa 1991 tarihinde yayinlanmis olan “Israil`deki Kürt Yahudileri” başlıklı makalesi oldukça ilginç bilgilerle dolu. Burada Zaken ilginç bilgiler aktariyor:

Son yillarda Türkiye`ye gelen Israilli turist sayisinda artiş görülmektedir. Bu turistlerin birçogu aslinda Kürt Yahudileridir ve ziyaretleri Kürt şehirlerine yoğunlaşmaktadir. Çoğu aslen Irak Kürdistan`i sinirlari içinde yeralan Zaho sehrinden geliyorlar. Zaho bir ay öncesine kadar kimsenin bilmediği bir kasabaydi. Kürt multecileri için oluşturulan güvenlik bölgesinin hudutlari Zaho`yu da kapsayacak şekilde çizildi. (6) Amerika`nin en etkili araştirma kuruluşlarindan biri olan ve Israil`e yakinligiyla taninan Washington Institute for Near East Policy`nin kadrolu uzmanlarindan Michael Rubin`in bölgede gerçeklestirdigi araştirma ve gözlemlere dayanarak bildirdigine göre, Kuzey Irak`ta yasayan halkin Saddam`in gitmesi şartiyla Bagdad`da İsrail bayraginin dalgalanmasini bile tercih edecek hale geldigi bildiriliyor (7). Halkin Saddam rejiminden çektikleri onlari Israil tarafina itecek hale getirdi. Tabii bu arada Saddam`in Kürtlere karsi giristigi katliamlara Amerika`nin ve onlari bugün keşfeden Yahudi lobilerinin ses çikarmadigi bir gerçek. Adeta bugün halkin Saddam`in gitmesi karsiliginda Bagdad`da Israil bayragina razi olmalarini getirecek şartlar o günden hazirlanmis gibi. Orta Dogu`nun yegane nükleer gücü olan Israil`in, Irak`in imha edilmesinden ve Irak parçalanarak Kuzey Irak`ta bir Kürt devleti kurulmasindan büyük keyif alacagi ortada. Bundan dolayi Amerika`daki Yahudi lobisi Irak`a karsi saldiriyi büyük bir heyecanla destekliyor.

Amerika`nin izledigi Orta Dogu politikalarinin made-in-Israel olmasa bile, made-for-Israel (Israil için yapilmis) oldugu ortada. Bugün Amerikan dis politikasinda iki sagci Yahudi örgütünün büyük agirligi var: The Jewish Institute for National Security Affairs (JINSA) ve the Center for Security Policy (CSP). Pentagon`un güvenlik danismani ve Amerikan dis politikasi üzerinde en etkili isimlerden olan Richard Perle bu iki örgüte çok yakin bir isim. The Nation dergisi bu iki örgütün Irak konusunda ABD politikalarinin arkasinda oldugu görüsünde: JINSA-CSP ekibine göre sadece Irak`ta degil, ayni zamanda Irak, Suriye, Suudi Arabistan ve Filistin`de neye mal olursa olsun rejimlerin degistirilmesi acil bir zorunluluktur. Bu görüsle uyusmayan kisiler, ki bunlar ister Colin Powell`in Disisleri Bakanligi olsun, isterse CIA ya da generaller, esasen ABD ve Israil`in ulusal güvenlik çikarlari arasinda bir fark olmadigi doktrinine karsi itaatsizlik etmektedirler. Bu inanca göre, iki ülkenin güvenlik ve refahi Orta Dogu`da tesis edilecek bir hegemonya ile saglanabilir; bu hegemonya ise hile, zorbalik, kukla rejimler ve gizli operasyonlardan olusan geleneksel soguk savas reçetesiyle olusturulacaktir. (8)

ABD`nin Irak politikasi ile Richard Perle`nin halen ABD Savunma Bakanligi müstesarligi görevini yürütmekte olan Douglas Feith tarafindan Netanyahu hükümetine tavsiye raporu olarak sunulan `A Clean Break: A New Strategy for Securing the Realm` baslikli rapor arasinda büyük paralellikler bulunuyor. Raporda Filistin`de baris sürecinden vazgeçilmesi yaninda, Israil hükümetinin Türkiye ve Ürdün`le isbirligi halinde Suriye`nin zayiflatilmasi ve kusatma altina alinmasi için Saddam rejiminin yikilmasi gerektigi belirtiliyor (9). Raporda `siyonizmin yeniden tesisi` için geçmiste izlenen diyalog politikalarinin terkedilerek yerine sertlige dayali politikalar tavsiye ediliyor (10).

Herr ne kadar JINSA`nin baskani Tom Neumann, muhtemelen Irak`a yapilacak bir saldiriyi Türk tarafina da pazarlamak için, sonuçta meydana gelecek rejim degisiklikleri sonucunda “bölgenin yegane demokrasileri Israil ve Türkiye`nin kendilerini çok daha iyi bir mahallede bulacaklari” iddiasinda olsa da (11) , savasin sonuçlari temelde Israil`in stratejik hedefleriyle örtüsürken Türkiye`nin güvenlik çikarlariyla tam bir çatisma halindedir. Türkiye bu nedenle Orta Dogu`da izlemekte oldugu dis politika çizgisini Israil`den ayristirmak durumundadir. Ankara`nin Amerika`daki Yunan ve Ermeni lobilerine karsi kendisine müttefik olarak kabul ettigi ve Israille yakin iliskiler karsiliginda kritik konularda Türkiye lehine faaliyetlerde bulunan JINSA-CSP ekibi bugün Irak`i parçalama planlari yapiyor (12). Bu durum Türk dis politikasinda önemli bir çeliski noktasi. Zira Irak`ta bir Kürt devleti kurulmasi sonucunu doguracak rejim degisikligi operasyonu Türkiye`nin en acil önlem almasi gereken sorunudur.

28 Subat`tan bu yana kesiflesen Israil yanlisi politikalarla ve bu sürece bagli olarak ortaya çikan siyasi istikrarsizlik ve ekonomik krizlerle Türkiye`nin aleyhindeki gelismelere karsi direnme ve kararli bir tavir ortaya koyma yetenegi kalmamis durumda. Türkiye Orta Dogu politikalarini Irak konusunda çikarlari çatisan Israil`le uyumlu hale getirme çabasindan uzaklasmak ve AB ile ortak stratejiler gelistirmek zorunda. AB ile olan iliskiler Türkiye`nin AB üyeliginde yasadigi zorluklara takilmaktan kurtarilmali. Bir baska deyisle, Türkiye kisa vadede ortak çikarlari geregi AB üyeligini merkeze almadan da AB ile ortak hareket noktalari bulmak zorunda. Almanya`nin Irak konusunda Amerika`ya karsi aldigi net tavir Ankara tarafindan bir avantaja dönüstürülebilir ama bunun sarti Orta Dogu`da esnek bir politika izlenmesidir.

Türkiye için temelde iki tercih var: ya Irak`a yapilacak müdahaleye karsi çikan ülkelerle birlikte hareket edecek ya da Amerika-Israil ekseninde savasa girerek gelismeleri etkilemeye çalisacak. Her ne kadar bazi çevreler bu ikinci stratejinin tercih edilmesi gerektigini isliyor olsalar da yakin geçmisteki tecrübelerimizden biliyoruz ki savasa dahil olmamiz gelismeleri etkileme gücü vermeyecek, dünya kamuoyunda son derece antipatik bulunan bir serüvende ülkenin daimi prestij kaybina ugramasina neden olacaktir.

Türkiye siyasi hayatini süratle normallestirip kendi nüfuz alaninda meydana gelen gelismelere karsi gerekli tepkileri verebilme kabiliyetine kavusmak zorunda. Devlete hakim olan ideolojinin kendisini koruma refleksleri milli güvenlik reflekslerinden daha hizli çalistigi müddetçe, Irak ve diger gelismelerin doguracagi maliyet edebiyen telafi edilemeyecek boyutlara ulasabilir.

Notlar

1-Judy Siegel, “Genetic Evidence Links Jews to their Ancient Tribe,” The Jerusalem Post, 20 Kasim 2001.

2-http://info.jpost.com/1999/Supplements/Elections99/ candidates/mordechai.shtml

3– Kevin Brook, “The Genetic Bonds between Kurds and Jews, “http://www.barzan.com/kevin_brook.htm; Ayrica bkz. Tamara Traubman, “Study finds close genetic connection between Jews, Kurds.” Ha`aretz 21 Kasim 2001.

4-Brook, agk.

5-http://www.israel-kurd.org/page2.html

6-Moti Zaken, “The Kurdish Jews in Israel,” http://www.israel-kurd.org/page61.html

7-Michael Rubin, “The Other Iraq,” Jerusalem Report, 31 Aralik 2001

8-Jason Vest, “The Men From JINSA and CSP,” The Nation, 2 Eylul 2002.

9-Michelle Goldberg, “Why American Jewish Groups Support War in Iraq?,” Salon.com, http://archive.salon.com/news/feature/2002/09/14/jews_iraq/index.html

10-Raporun tüm metni için, bkz. http://www.israeleconomy.org/strat1.htm

11-Tom Neumann, “Red Herrings in Iraq Debate,” The Washington Times, 22 Agustos 2002. 12-Jason Vest, “Turkey, Israel, and the US,” The Nation, http://www.thenation.com/doc.mhtml?i=20020902&s=vest20020823

Hasan Kösebalaban Utah Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü
[email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir